Acele Kamulaştırma!
Bu sabah, Köyümüzün de içinde bulunduğu 6 köyün tüm arazilerine, evlerine, damlarına, bağlarına bahçelerine, acele KAMULAŞTIRMA kararı ile el konulduğu haberiyle uyandık. Tek adam rejiminin hışmına uğradık.
MEHMET OĞULTÜRK / İkizköy
Yıllardır, Anayasanın 56.maddesine dayanarak verdiğimiz mücadeleyi kolluk güçlerini kullanarak bizleri pes ettiremeyen YK Enerji şirketi, bu sefer ucube rejimi arkasına alarak acele kamulaştırma kararı aldırmış ve bizleri doğup büyüdüğümüz topraklardan kovmak üzere düğmeye basmıştır. Artık, Çakıralan, Bağdamları, Karacaağaç, İkizköy, Çamköy ve Karacahisar coğrafyadan silinecektir. Bizleri Kamudan saymayıp, vatandaş yerine koymayanlardan, milletin efendisi olduğumuzu hesaba katmayanlardan adalet, hak hukuk ve iyi niyet beklemek nafiledir. Havamızı, suyumuzu kirletip, varlıklarımızı elimizden alan ve bizleri yaşayamaz hale düşüren ve onlara bu imkânı sağlayanlar utansın. Gerçi onlarda ne arlanma, ne utanma, ne de ahlâk var. Ettikleri yemine bile sadık olmayan, halkı birbirine düşman kılan, dindar ve kindar bir nesil yetiştiren bir yönetimle karşı karşıyayız.
Asıl amaç belli. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün yoktan var ettiği Türkiye Cumhuriyetini ortadan kaldırmak ve yerine Osmanlı hanedanı gibi bir rejimi getirip yönetimi babadan oğula devretmektir. Böyle bir hayalin var olduğunu yaşayarak görüyoruz. Sık, sık Osmanlı torunu olduklarını beyan ediyorlar. Osmanlılar sadece Türkler ve Kürtlerden ibaret değillerdi. Rumlar, Sırplar, Yahudiler, Araplar ve Ermeniler çoğunluktaydı. Devleti asıl yönetenler bunlardı. Türkler ve Kürtler dağlarda ve ormanlarda yaşayan, genellikle oba ve mezralardan oluşan yerlerde hayvancılıkla uğraşan göçebe bir toplum idi. Okuyup yazması olmayan, bilim ve teknoloji yüzü görmeyen, çadırlarda yaşayan, sadece savaş zamanlarında ön cephelerde savaştırılan bir azınlıktı. Onlara Etrak-ı bi idrak (akıldan yoksun, beyinsiz) diyenler de Osmanlı idi.
Bugün, karşı karşıya olduğumuz acele kamulaştırma sadece enerji ihtiyacından değildir. Zira bilim adamları Türkiye’nin ihtiyacından fazla enerji ürettiğini söylüyorlar. İhtiyaç olmadığı halde, enerji bahanesiyle köylüleri yerinden yurdundan etmek, vatansız ve topraksız bırakmak doğru mudur? Sakın gerçek amaç, kömür bahanesiyle köylülerin ellerinden bu toprakları alıp beş sene sonra Araplara, Yahudilere, Avrupalı ve Amerikalılara satmak olmasın. Bu ülkeyi silahla, topla tüfekle işgal edemeyenler, yeni bir yöntemi deniyor olabilirler. Ne yazık ki bu devleti yöneten milletin temsilcileri de onlara maalesef destek oluyorlar.
Artık, kırgınlıkları, kavgaları ve ayırımcılığı bir yana bırakıp top yekûn mücadele zamanıdır. Hukuki mücadele en başta gelenidir. Bunun için tüm Muğla ve Türkiye ayağa kalkmalı ve Şirketin önüne bir dağ gibi dikilmelidir.10.01.2026
Tarih: 11-01-2026