içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Akbelen Destanı ve Esra!

Rezerv ömrü iki yıl olan kömür için bu topraklar köylülerin elinden alınmak isteniyor, Milas’ın ekolojik sistemine büyük zarar veriliyor. İnsanlar yaşadıkları yerden başka coğrafyalara, topraklara gönderilmek, sürülmekle karşı karşıya. 1979 yılında Sekköylüler’in Bozcaada’ya gönderilmesi gerçeği tekrar yaşanmak üzere.

Akbelen Destanı ve Esra!

NEVZAT ÇAĞLAR TÜFEKÇİ

Anayasa mahkemesinde ve Danıştay’da acele kamulaştırma iptal davaları sürerken, LİMAK ve İÇTAŞ ortaklığı, mahkeme sonucunu beklemeden, yangından mal kaçırırcasına kamulaştırılacak alanlardaki zeytin için değer tespit çalışmalarını başlattı.  

Değer tespit çalışmalarının sonucunda 679 parselin oluşturduğu yaklaşık 4 milyon metrekarelik(4 bin dönüm) alandaki onbinlerce yetişkin, bir kısmı da asırlık olan zeytinler sökülecek ve sökülürken de çoğu telef olacak. Yeni yerlerinde tutma, meyve verme ve yaşama şansları bile olmayacak.

Kamulaştırma alanı içinde kalan 7 köyde yaşayan insanlar asırlardır buraları yurt edindiler, bu topraklarda doğdular ve yaşamaya devam ediyorlar. Geçimlerini bu topraklardan ve üzerindeki zeytin ağaçlarından elde ettikleri ürünlerle sağladılar.  

Rezerv ömrü iki yıl olan kömür için bu topraklar köylülerin elinden alınmak isteniyor, Milas’ın ekolojik sistemine büyük zarar veriliyor. İnsanlar yaşadıkları yerden başka coğrafyalara, topraklara gönderilmek, sürülmekle karşı karşıya. Hem de bu yasal yollarla iktidar eliyle yapılıyor. 1979 yılında Sekköylüler’in Bozcaada’ya gönderilmesi gerçeği tekrar yaşanmak üzere.

Bu ülke toprakları tarih boyunca zorunlu göçlere(tehcir) sahne oldu. Her zorunlu göç, insanları yaşadıkları yerlerden koparmış, her göç acı-gözyaşı ve hüzün dolu olmuştur. Geride bırakılanlar ise hafızalara kazınan yaşanmışlıklar, ömürler, anılar ve hayat hikâyeleri olmuştur.

YK Enerji, azami kâr düşüncesiyle su kaynaklarını kuruttu. Güllük körfezine akan Hamzabey deresine hayat veren suçıkan kaynaklarını kuruttular.  Bu acele kamulaştırma yasasıyla, Bodrum’a, Güllük’e su veren Çamköy su havzası da tehlikede. 2014 yılından bugünlere uzanan özelleştireme sürecinin yarattığı eko-yıkım tablosu; hem toplumsal hem de doğal yaşam olarak Milas için, içinde bulunduğumuzu yüzyılı etkileyecek bir trajedi!

2019 yılında başlayan Akbelen mücadelesinde öncelikle Milaslılar bu mücadeleye tam destek vermedi. Bir avuç çevreci veya yaşam savunucusu Akbelen ormanlarının kesilmemesi için büyük mücadele verdiler. Bunun için jandarma şiddetine, tazyikli suya, biber gazına maruz kaldılar; gözaltına alındılar, tutuklandılar ama her ne pahasına olursa olsun mücadele devam ettirildi. 70’li, 80’li yaşlardaki kadınların-erkeklerin, toprakları ve zeytinleri için gösterdikleri direnç ise destansı bir tavırdır.

İkizköylüler vd. köylüler zeytinlerini korumak için direniyor, nöbet tutmaya devam ediyorlar. Bilirkişilerin tane ve sayı olarak baktıkları, kâğıda yazdıkları zeytinler vd. ağaçlar onların hayatı ve geçim kaynakları. Esra Işık her zaman Akbelen mücadelesinin hep en önündeydi. Korkusuzdu, cesurdu ve yürekliydi. Ören yolu içinde üç arkadaşıyla bir yumak oldular ve Ormanın arazözünün tazyikli suyuna maruz kaldılar dakikalarca. Bunun tanığıyım. Akbelenliler bunun gibi nice şiddete maruz kalmadılar ki…

Esra, Bilirkişi keşfinden önce bu mücadelenin sözcüsü olarak konuştu, Anayasa’ya uyulsun dedi, Anayasa Mahkemesine ve Danıştay’a açılan davaların sonucu beklenilsin dedi. Biz bu ülkenin insanı değil miyiz, devlet şirketleri koruduğu kadar vatandaşlarını niye korumuyor dedi. Onu söyledikleri gayet olumlu ve saygı duyulacak isteklerdi.

Konuştuğu ve haklılıklarını haykırdığı için onu tutukladılar. Tutuklananlar olur ama bu mücadele bitmez ve daha da güçlenerek devam eder. Toplumsal mücadele kendi önderlerini yaratır. Esra, yalnız değildir!

 


 

 

Tarih: 31-03-2026

FACEBOOK YORUM
Yorum