içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Cennet Akbelen, Şimdi Bir Yalan Mezarlığı!

Sözcü Gazetesi bugün Akbelen’in dramını yazmış. O dram ki yalnızca bir coğrafyanın değil, bir çağın çöküşü. Çünkü Akbelen’de yaşananlar, yalnızca geçmişin değil, geleceğin de ayak sesi. Bugün bir orman sustuysa, yarın başka ormanlarda da aynı sessizlik tehlikesinde.

Cennet Akbelen, Şimdi Bir Yalan Mezarlığı!

SEDAT KAYA / Konuk Yazar

“Dört yıllık kömür var” dediler. Oysa ellerinde hiçbir bilimsel veri yoktu. Sadece niyet vardı, talan niyeti.

Ve ne yazık ki niyet, doğayı fethetmek isteyenler için yeterli sayıldı. 24 Temmuz 2023’te LİMAK ve İÇTAŞ, Yeniköy Kemerköy Termik Santrali için Akbelen Ormanı’na daldığında, tarih yalnızca bir takvim yaprağı değil, bir suçun başlangıcıydı.

İki yıl geçti. Ne dört yıl yetecek kömür bulundu, ne de bir aylık çalışma yapılabildi. Ama bu arada, asırlık çam ağaçları toprağa düşürüldü. Binlerce canlının yuvası dağıldı, su havzaları kurudu, toprağın hafızası silindi. Akbelen, artık bir yalanın mezarı. Ve belki de bu topraklar, ilk kez bu kadar sessiz, bu kadar çaresiz kaldı.

750 dönüm orman, “enerji” kisvesi altında yok edildi. Geriye kalan, yalnızca kurumuş bir toprak, çalıştırılamayan bir kömür ocağı ve insanın hırsıyla delinmiş bir doğa vicdanıdır. Anayasa’nın 169. maddesi, ormanların korunmasını devletin görevi kılar. Ancak bu coğrafyada anayasa bile sermayenin vicdanına rehin düştü.

Köylüler direnmişti. Kadınlar, yaşlılar, çocuklar... Ağaçlara sarılıp toprağa tutundular. Çünkü onlar için bu orman yalnızca ağaç değil, bir hayat biçimiydi. “Burası bizim yaşam alanımız” dediler. Ama o sesler duyulmadı. Devlet, doğayı korumakla yükümlüydü, ama yıkımın yanında yer aldı. Bu, sadece bir ormanın değil, bir hukukun, bir ahlakın da çöküşüydü.

Bugün Akbelen cehennemi andırıyor. Kuşlar yok. Serin gölgeler yok. Sular sessizce çekilmiş. Kalan sadece kesilmiş gövdeler, çatlamış toprak ve insan eliyle üretilmiş büyük bir utanç. Bu yalnızca bir orman katli değil, bir vicdanın infazıdır.

Ama yine de, yaşamı savunanlar hâlâ orada. Direnç, ağaçsız da kök salabiliyor. İkizköy’de, iki çocuğuyla birlikte 6 yıldır direnen İkizköy Çevre Komitesi Gönüllüsü ve Mahalle Muhtarı Nejla Işık ’ın şu sözleri, yalnız bugünü değil yarını da aydınlatacak.

“Cennetimizi 6 günde cehenneme çevirdiler. Sadece orman için değil, yaşam alanlarımızı, tarlalarımızı, zeytinliklerimizi korumak için mücadele ediyoruz. O hengâme içinde tahsis dışı alanlara da girip, onlarca dönüm ormanı yanlışlıkla kestiler. Bu şirketler o kadar açgözlü ki doymuyorlar. Burada kömür uğruna 7 köy tamamen yok edildi. Mahkemelerimiz davalarımız devam ediyor. İdare mahkemeleri bize davaları kaybettiriyor. Ama biz Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) kadar gideceğiz. Eninde sonunda bu mücadeleyi kazanacağız. En büyük üzüntümüz yok edilenlerin geri gelmeyecek olması."

Bu açgözlülüğün, bu doymak bilmez iştahın geride bıraktığı enkaza bakın.

Bu kaybı kim telafi edecek? Kim, hangi yasayla toprağın sessiz çığlığını susturabilecek?

 

Tarih: 03-05-2025

FACEBOOK YORUM
Yorum