içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

CHP Lideri Özgür Özel: “Erdoğan Bizimle Baş Edemiyor, Akın Gürlek Üzerinden İftira Attırmaya Çalışıyor”

Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın TBMM Grup Toplantısında partisine yönelik söylemleri hakkındaki soruya şu yanıtı verdi:

CHP Lideri Özgür Özel: “Erdoğan Bizimle Baş Edemiyor, Akın Gürlek Üzerinden İftira Attırmaya Çalışıyor”

Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya’yı ziyaret etti. Anayasa Mahkemesi’nde gerçekleştirilen görüşmenin ardından konuşan Genel Başkan Özgür Özel, “Değerli arkadaşlar biliyorsunuz dün Anayasa Mahkemesi’nin kuruluş yıldönümüyle ilgili tören vardı, bu törene davetliydik. Ancak saat 14.30’da olduğu ve grup toplantı saatimizle çakıştığı için törene katılamamıştık. Anayasa Mahkemesi Başkanımıza, değerli heyetine bir hayırlısı olsun ziyaretinde bulunmak istedik. Bu ziyaretimizi de Seçim ve Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Gül Çiftçi, grup başkanvekillerimiz adına Grup Başkanvekilimiz Ali Mahir Başarır ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Mansur Yavaş ile birlikte gerçekleştirdik,” dedi.

Özel, şunları söyledi:

“TÜM VATANDAŞLAR İÇİN EN BÜYÜK GÜVENCEDİR”

“Anayasa Mahkemesi bugünlerde Türkiye’de herkesin üzerine titremesi, sakınması gereken, her türlü tartışmadan uzak tutması gereken bir mahkeme. Hepimiz, bütün vatandaşlar için son güvence. Anayasa Mahkemesi’nin kararları yasama, yürütme ve yargı açısından bağlayıcı; son söz hükmünde. Gerekçeli kararın yayınlanmasından sonra da uygulanması gerekiyor. Bununla ilgili hukuki bir tartışma yok. Ama Türkiye’de zaman zaman siyasi tartışmalar yürütülüyor, yürüyor. Bu konu önemli bir konu ve her zaman zaten gündemimizde. Bunun yanı sıra Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlalleri noktasında vermiş olduğu kararlar, kararların uygulanması, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gittiğinde orada verilen kararların Türkiye’de uygulanması, bunların hepsi aslında hangi siyasi görüşten olursanız olun Türkiye’yi seviyorsanız, Türkiye’nin menfaatlerini düşünüyorsanız, Türkiye’nin ekonomisini düşünüyorsanız, Türkiye’nin dünyadaki itibarını düşünüyorsanız üzerine titrenmesi gereken meseleler. Biz Anayasa Mahkemesi’nin önünden aracımızla geçtiğimizde de aklımızdan bunlar geçiyor. “

“ERDOĞAN DEĞİL, BAĞIMSIZ MAHKEMELER KARAR VERİR”

Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın TBMM Grup Toplantısında partisine yönelik söylemleri hakkındaki soruya şu yanıtı verdi:

“Bir kere tabii bir grup toplantısındaki bu üslubu milletin takdirine bırakıyorum. Sözde efendim işte, Cumhuriyet Halk Partisi veya Genel Başkanı Özgür Özel işte dediğiniz gibi tehdit, hakaret, bilmem ne. Cümlenin kendini tekrar etsin, benim söylediğim hangi cümlede hakaret varmış? Ama daha şurada okuduğunuz cümlede siz kendiniz hatırlatma yaparken tırnak içinde hatırlatması yaptınız ki ‘Aman efendim cümleleri bana ait sanmayın, çünkü bu cümleleri söyleyecek durumda değilim ben’ diyorsunuz. Onun için diyorsunuz, ‘tırnak içinde söyledi’ diye. Çünkü tekrarının utanç vereceği cümleleri ülkenin Cumhurbaşkanı tutuyor, grup toplantısında söyleyebiliyor. Bir kere tam olarak şunu ifade etmek lazım. ‘Beytü'l-male el uzattınız’ diyor. Buna kim karar verecek? Buna bağımsız mahkemeler karar verecek. Bunu bugünkü Adalet Bakanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcısıyken iddia etti. İddia etmek için lazım olan bir kişiyi bulamadı, üç tane ağaca isim verdi.

‘Çınar’ dedi, ‘Ladin’ dedi, ‘Meşe’ dedi. Gizli tanıklara söyletti. O gizli tanıklar söylediğinden vazgeçti. Sonra o gizli tanık ifadeleri ile tutukladıklarını zorlayarak onları itirafçı sözü altında iftiracı yapmaya çalıştı. Dün itibari ile 14’ü, ‘Savcıların baskısıyla, yönlendirmesiyle’ diyerek ifadelerinden vazgeçtiler. Daha dün iki tane gizli tanık, Aziz İhsan Aktaş davasında, ‘Yok, yok görmedim. Sadece duydum, öyle duydum. Söyledim, yazmışlar. Altına imza attım’ diyerek gizli tanık olmasına rağmen ifadelerinin somut, kendi gördükleri bir tanıklığa değil, kulaktan duyduklarına ve bunların savcılar tarafından yazılıp kendilerine imzalatılmasına vurgu yaptılar. Böyle bir yerdeyiz. Ve kusura bakmasın ama artık bu kadar hakaretten sonra şunu söyleyeceğim. Sayın Cumhurbaşkanı utanmadan, sıkılmadan daha iddia edilen, iddia için ispatlardan yoksun bir iddianameye dayanarak mahkeme kararı olmadan; olsa ne yazar, istinaf da onaylanmadan; onaylansa ne yazar, Yargıtay’da kesinleşmeden hükmü kendi zihninde kesinleştirmiş zaten. Ve millete diyor ki, ‘Beytü'l-male el uzattınız’ diyor bize, ‘Hesap vermeye alışacaksınız’ diyor. Bir kez hesap verme iddiayla, yargılanmayla, kararla, istinafla değil; bir cezanın kesinleşmesiyle, infaz olur. Ama siz Mussolini gibi ön infaz yöntemi yapıyorsanız, ‘Bizim savcılar ola ki ispatlamaz, hakimler ola ki lafından çıkar, bunlar cezasız kalır. O yüzden yargılama beklemeye gerek yok, şimdiden infaz edeyim’ diyorsanız tam da bugünkü ifadeniz suçüstü halidir, tam da bugünkü ifadeniz itiraftır. ‘Beytülmale el uzattıysanız’ diyor ‘Hesap vermeye alışacaksınız.’ Bir kere bunu görelim. İkincisi bu kadar kendinden eminsen neden kaçıyorsun canlı yayından? Yazın konuşmadık mı? Şimdi siyaset mi yapıyoruz? Siyaset yapıyoruz. Siyaset gerçeği mi arar yoksa yalana mı tapar?”

“ERDOĞAN’IN AÇIKLAMALARI, ÜSTÜNLÜĞÜN CHP’DE OLDUĞUNU TESCİL EDEN BEYANLARDIR”

“Kusura bakmasın ama ahlaki üstünlük dediğin şöyle bir şeydir; İddianame çıkarken ‘Canlı yayın yapalım’ deyince, muhalefet, ‘Hodri meydan’ deyince, ‘Hadi bakalım rezillikleri canlı yayınlansın’ deyip, iddianameyi görünce ve ana muhalefet talebinde, ‘ısrarlıyım’ deyip de siz bucak bucak kaçıyorsanız ahlaki üstünlük kusura bakmayın ama sizde aranmaz. Ahlaki üstünlüğün olması için bir kere ahlaken sözünün arkasında durman beklenir. İlk başta burada beklenir. İkincisi, yargı kararı çıkmadan çıkmış gibi söylemek yerine, yargıya güven telkin edecek sözler ve adımlar gerekir. Sen hukuku katlettirdiğin birini önce Bakan Yardımcısı sonra Cumhuriyet Başsavcısı, sonra Bakan yapıyorsan, bir ödül, ceza mekanizması kurduysan, işine gelen kararları terfi ettirip, işine gelmeyen karar veren hakimleri sürgün ettiriyorsan o zaman sende ahlaki üstünlüğün olmadığını millet görür. O yüzden psikolojik üstünlük bizdedir. O yüzden de çoğunluk enerjisi bizdedir. O yüzden ben siyaseti tam bir yıldır, 106 meydan meydan, sokak sokak kalabalıklarla yapıyorum.

Çünkü çoğunluk enerjisi bendedir, o yüzden sen siyaseti yazın soğuttuğun, kışın ısıttığın salonlarda atadıklarınla yapıyorsun. Atanmışlara kendini alkışlatanla milletin desteğini arkasına alan arasında kusura bakmasın ama tabii ki psikolojik üstünlük farkı da olur, ahlaki üstünlük farkı da olur. Milletin ahlakına dil uzatmak için önce Türkiye’nin en ahlaksız siyasetinin yapıldığı, örneğin Ankara’nın yıllarca Melih Gökçek tarafından yönetildiği ve senin partiyi birlikte kurduğun 33 arkadaşının 30’u, ilk 3 arkadaşının ikisi diyorsa ki ‘Melih Gökçek yargılanmadan kimse yargılanamaz, Melih Gökçek’e bu sorular sorulamadan, kimseye sorulamaz’ deniyorsa bir de bunun üstüne ahlaktan bahsetmeyeceksin. ‘Sen Ankara’ya parsel parsel sattın’ diyen ve yanında ‘ak saçlı’ olarak tuttuğun, bu sözü söylediğinde ve devamında Cumhurbaşkanlığı İstişare Heyetinde bulunmuş, partinin en başta seninle beraber 3 kurucusundan biri olan birisi ‘Ağzımı açtırtmasın’ dediği Melih Gökçek’i istifa ettirip savcıya vermiyorsan sonra da ‘sus payı’ diye onun oğluna milletvekilliği makamı veriyorsan, bir gün çalışmamış 1 kuruş kazanmamış, tek becerisi hakaret ve iftira atmak olan birisini, Melih Gökçek korkusuna milletvekili yapıyorsan ondan sonrası tutup da başkentte, Ankara’da konuşmayacaksın. Bu söylediklerinin tamamı, ahlaki üstünlüğün Cumhuriyet Halk Partisi’nde olduğunu tescil eden beyanlardır.”

Tarih: 29-04-2026

FACEBOOK YORUM
Yorum