içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Datça Bademinin “Rekabetten” Daha Büyük ve Önemli Sorunları Var! (6)

“Datça'da Ticaret Borsası yok, Ziraat Odası yok, herhangi bir tarımsal örgüt yok, sadece Sındı'da bir kooperatif var... Bu konularda önderlik yapan olmadığı için, işte belediye, kaymakamlık, önde gelen çiftçilerden oluşan bir komisyon olmadığı için dışarıdan sürekli badem geliyor. Dışarıdan gelen badem Datça Bademi diye satılırsa, 5-10 yıl sonra Datça bademi filan kalmaz. Ağaçlar yaşlı, çiftçiler yaşlı. Yeni badem ağaçları dikilmiyor.

Datça Bademinin “Rekabetten” Daha Büyük ve Önemli Sorunları Var! (6)

MEHMET ERDAL

(Son Bölüm)

Peki Datça bademinin, bademciliğinin sorunlarının çözümü için neler öneriliyor?

YOKLARI VAR ETMELİ, YAPILAMAYANI YAPMALIYIZ

Badem konusundaki bilgilerini ve düşüncelerini benimle paylaşan uzmanımız, “Datça'da Ticaret Borsası yok, Ziraat Odası yok, herhangi bir tarımsal örgüt yok, sadece Sındı'da bir kooperatif var... Bu konularda önderlik yapan olmadığı için, işte belediye, kaymakamlık, önde gelen çiftçilerden oluşan bir komisyon olmadığı için dışarıdan sürekli badem geliyor. Dışarıdan gelen badem Datça Bademi diye satılırsa, 5-10 yıl sonra Datça bademi filan kalmaz. Ağaçlar yaşlı, çiftçiler yaşlı. Yeni badem ağaçları dikilmiyor. Ortalama bir badem ağacının verim yaşı 40-45'dir. Şu an Datça'daki badem ağaçlarının yaşı 60-70'dir. Genç ağaçlar dikip büyütmemiz lazım.” dedi.

TAŞIN ALTINA, ELİMİZİ SOKMAMIZ LAZIM

Bademden katma değer yaratan ürünler üreten bir esnafımız, “Datça'da badem ağaçları gerçekten önemsenirse, rehabilite edilirse, yeni ağaçlar dikilirse, yeni alanlar açılırsa biz buradan yürürüz. Ama bu gidiş devam ederse, 10 yıl sonra Datça'da bademin adı kalır; Edirne gibi.” dedikten sonra devam etti: “Nurlu ile Ak Badem'de sorunlar var. Buraya yatırım yapıldığında, bir araya gelinip çözümler üretildiğinde bu durum aşılabilir. Nihayetinde badem Datça'nın gelecek imajlarından birisini ifade ediyor... Ortak bir akılla bir araya gelinip, herkes taşın altına elini koyacak, 'Badem ile ilgili ne yapabiliriz?' denilecek. Ben üretici değilim, bademi işleyen bir işletmeciyim. Eskiden bademi işlemezler, poşete koyup satarlardı. Biz bademin muhallebisini, ezmesini, kurabiyesini... badem ile katma değer üreten ne kadar ürün varsa, bunları ürettik. Şimdi, görüyorsun, bir sektör oldu. Şimdi desen ki badem kurabiyesinden para kazananlara, 'bakın ağaçlarımız kanser, yeni ağaç dikilmiyor, ne yapabiliriz?'.. Bizim üreticiler, bademi işleyip piyasaya sunanlar olarak bir araya gelip, köylüyü destekleyip ekilebilir alanlara tekrar badem ağaçları dikmeyi teşvik etmemiz lazım. Onları finanse etmemiz lazım. Mesela Tarım Bakanlığı fidanını verse, biz de suyunu götürmeliyiz ya da ağaçların bakımına, ürünün toplanmasına destek olmalıyız. Böyle bir yapılanma içerisine girilmesi lazım, böyle bir bakış açısının olması lazım ki üretim devam edebilsin. Yoksa 10 yıl sonra Datça Bademinin ruhuna El Fatiha okuruz.

YEREL YÖNETİMİN BU KONUYA MUTLAKA EL ATMASI LAZIM

Badem üreticisi Yasin Kolaşin, 2024 Yerel Seçiminde önce yazdığını söylediği yazılarının birisinde “Datça yarımadasındaki badem tarımı, gerek ziraat teknikleri, gerek tür çeşitliliği, gerek doğal kaynakların korunması ve diğerlerinden öne çıkan dünya çapındaki özel türleriyle dünyada eşi benzeri olmayan bir örnektir. Bu özellikleri daha çok tanıtılmalı ve korunmalıdır. Bu kadar zengin tür çeşitliliğine ve benzersiz üretim şekline rağmen, bugüne kadar Datça bademleri hakkında çok az çalışma yapılmıştır. Halbuki besin değerleri, türlerin fizyolojik özellikler vs. gibi birçok konuda daha detaylı araştırmalar yapılması gerekmektedir. Datçalılar bademleriyle ve onları binbir zorluklarla yetiştiren, kadim bilgilerle dolu, çiftçileriyle gurur duymalıdırlar. Dünyanın birçok bölgesinde tarım ve turizm birbirine rakip değil, birbirini destekler şekilde gelişmektedir. Badem tarımı Datça’nın bir şansı ve en önemli turizm potansiyelidir. Lütfen ağaçlarımızı koruyalım ve gözümüz gibi bakalım. Özellikle dışarıdan gelip arazi satın alan yerleşimciler ağaçları başıboş bırakmamalı onlara sahip çıkmalıdır. Yardım istediklerinde yanı başlarındaki çiftçiler seve seve yardım edeceklerdir.” (Datça Bademleri) diyor.

Benimle yaptığı uzun söyleşide, “Benim baştan beri savunduğum, şudur” dedikten sonra Datça bademi ile ilgili yapılması gerekenleri şöyle sıraladı: “Belediye'de bir tarım departmanı kurulmalı. Bu tarım departmanıyla belediyenin mutlaka Datça tarımına el atması gerekiyor. Diğer belediyelerin benzer çalışmaları var, duyuyoruz. Örneğin, Ovacık Belediyesi gibi Tunceli'nin küçücük bir belediyesinin yarattığı bir tarım mucizesi var. Kendi markasını yarattı Ovacık Belediyesi, bizden çok daha sınırlı imkanlarla. Bu markasıyla Türkiye'nin dört bir yanına mevcut kargolar aracılığıyla ürettiği ürünleri gönderdi. Herhangi bir ürünü Türkiye'nin ve dünyanın herhangi bir yerine gönderebiliyoruz. Sadece badem değil, domates, biber, incir, zeytin, zeytinyağı ...olur. Bademden üretilen farklı ürünler olabilir. Belediyenin, seçilmişler olarak mutlaka bu işe girmesi lazım. Böylece hem girdilerde, gübre alımı vs. de, hem işte yapılması gereken yaprak, toprak analizlerinde öncü olur, hem de işte az önce bahsettiğim gibi hastalıklar ile mücadelede gerekli olan araç, ekipman ve ilaçlarda, bunların nasıl kullanılacağı konusunda yardımcı olur. Bir makinayı verip, hadi bakalım, ben size yardım ettim demek hiçbir şey değildir. Bu işlerin organize edilmesi lazım...

DATÇA ZEYTİN VE BADEM ÜRETİCİLERİ BİRLİĞİ KURULDU

Biz geçtiğimiz aylarda bir teşebbüs kurmak için girişimde bulunduk, bununla ilgili bir fayda gelir mi diye; Zeytin ve Badem Üreticileri Birliği'ni kurduk: Datça Zeytin ve Badem Üreticileri Birliği. Resmi işlemler tamamlandığında duyurusunu yapacağız, şimdilik tüzük yazıldı, gerekli başvurular yapıldı. Birlik kurmak için bazı aşamalardan geçmek gerekiyor. Bunu başardığımız vakit, birlik olarak işte ilaçlama makinesi, yaprak ve toprak analiziyle ilgili destekleri devletin veya Avrupa Birliği'nin fonlarına başvurup, çiftçilerimizi, üyelerimizi bunlardan yararlandırmaya çalışacağız ve organize edeceğiz. Böyle bir niyetimiz var. Elimizden ne geliyorsa yapmaya çalışacağız... Bütün paydaşları, üreticisiyle, satıcısıyla, yerel ve merkezi yönetimin yerel ayaklarıyla toplayıp birlikte bindiğimiz bu dalı kesmemek konusunda, kesildiğinde getireceği zararları enine boyuna tartışıp, konuşup bilinçlenmemiz lazım. Satıcılarımıza 'satın, dışarıdan badem getirtip yine satın ama sattığınız ürünün nereden geldiğini, menşeini yazın', demeliyiz...Yani, bakım yapıldığında badem çok büyük gelir getirebilecek, getiren, Datça'nın çok büyük bir kıymeti, değeri, zenginliği ama şu anda çok kritik bir eşikteyiz. Yani, özellikle ağaçların yenilenmesi ve gençleştirilmesi, zararlılar ile mücadelede bir eylem planlaması yapılmaz ise rekoltemiz hızlı bir şekilde düşecek, maalesef.”

BELEDİYE, KOOPERATİFLERİ DESTEKLEYEBİLİR

Yapılması gerekenler konusunda ne düşündüklerini ve neler önerdiklerini öğrenmek için 26.10.2025 günü Sındı'da kapısını çaldığım S. S. Sındı Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Can Usul ise özet olarak şunları söyledi:

“Yazın badem toplarken en büyük sorunumuz, 'bit' sorunudur; bademin toplanmasını zorlaştırdığı gibi ağacı verimsizleştiriyor, yapraklarını döküyor. Bu nedenle ağaçlar her yıl daha az verim veriyor. Bu 'bit' ile mücadelenin toplu yapılması lazım, aksi halde mücadele eden üretici de kesin sonuç alamıyor. Bütün badem bahçelerinin toplu ilaçlanması lazım. Bu konuda da tabi ki devletten, İlçe Tarım'dan destek alınması gerekiyor.

Bakımın, sürümün yapılması, gübrelemenin mutlaka doğru bir şekilde yapılması lazım.

15'i kadın üretici olmak üzere 75 ortaklı bir kooperatif olarak büyükşehir belediyeleri ile çalışıyoruz; örneğin Eskişehir, İzmir, Ankara, İstanbul Büyükşehir Belediyelerinin Halk Marketlerine ürün gönderiyoruz. Muğla Büyükşehir Belediyesi ile ortak çalışmalarımız oluyor. Datça Belediyesi ile bugüne kadar ortak bir çalışma yapmadık. Datça Belediyesi, sağ olsunlar, Badem Çiçeği Festivali'nde bize yardımcı oluyor. Datça Belediyesi'nin Sosyal Tesisleri ile bir görüşme yapmıştık, 'Hiç olmaz ise yağınızı, balınızı... bizden temin edebilirsiniz, biz de bir teklif verebiliriz' diye, askıda kaldı. Belediye, kooperatifleri biraz destekleyebilir, Muğla Büyükşehir Belediyesi gibi. Muğla Belediyesi'nden hiçbir sıkıntımız yok, ellerinden gelen desteği veriyorlar. Onların Tarımsal Hizmetleri destekleyen bir daireleri var, çok çalışkan bir ekip; 'Neye ihtiyacınız var ise söyleyin' diyorlar. Mesela, bu bölgede yetiştirilebilecek tarım ürünlerinin atalık tohumlarını bizim üzerimizden köylüye dağıtıyorlar. Mesela, geçen yıl zeytin fidanı aldık. Zaten Muğla'da, Muğla Büyükşehir Belediyesi'nin desteğiyle 'Muğla Tarım Güçbirliği İşletme Kooperatifi' adı altında Muğla'daki üretim kooperatiflerinin bir üst birliği kuruldu. Merkezi, Marmaris'in Çamlı Köyü'nde. Ayda bir istişare toplantıları oluyor, orada ihtiyaçlar belirleniyor. Bizim S. S. Sındı Tarımsal Kalkınma Kooperatifi en aktif kooperatiflerden birisidir. Belediyelere en çok ürünü biz gönderiyoruz.

KENDİMİZİ SORGULAMALIYIZ

Datça'da badem işi yapan çok fazla tüccar var ve Datça bademi bu tüccarların talebini karşılayamıyor; en önemli sorunumuz bu. Datça bademi kendini pazarlıyor, o konuda sorun yok ama çok fazla tüccar, çok fazla tüketim olunca Datça bademi yetmiyor; bu ihtiyacı karşılamak için Datça dışından badem giriyor Datça'ya. Datça dışından getirilen bademin kalitesi Datça bademine göre biraz daha düşük; biz o bademi ezmelerde filan kullanıyoruz.

Datça dışından getirilen bademlerin 'Datça bademi' adı altında satılması ciddi bir sıkıntıdır. Bu konuda bir denetimin kesinlikle yapılması gerekiyor. Biz bu konudaki sorunumuzu İlçe Tarım'a da İl Tarım'a da ilettik. Bir örnek vereyim; Bir gün telefonuma İzmir'de ünlü bir kuruyemiş markasında çekilmiş bir fotoğraf geldi. Fotoğrafta, 'Datça Nurlu Bademi 949.00 TL.' yazısı okunuyor. Biz burada, kooperatif olarak üreticiden Nurlu Bademi 1400.00 TL.'ye alıyoruz, İzmir'de aynı adda 949.00 TL.'den satılıyor. Bu mümkün mü? Bunları yapanlar, bunu yapmakla aslında Datça'nın, Datça bademinin adını lekeliyorlar. Mesela, Adıyaman'da yetişen ve Datça'nın Nurlu Bademine benzeyen bir badem var, aynı boyda filan ama bizim bademin tadı yok. Bu farkı ben anlıyorum, her tüketici anlayamaz. Pek çok tüketici, mesela Sıra Bademi ile Nurlu arasında bir ayrım görmüyor, 'Badem bademdir' deyip herhangi bir bademi, sadece fiyatına bakarak alıyor.

Satıcılardaki bademin hangi badem olduğunun bilinmesinin sağlanması, Datça'da üretilen badem çeşitleriyle Datça dışından getirilen bademlerin 'Datça bademi' adı altında satılmaması için çok sıkı bir denetimin yapılması gerekir. Mesela, Datça'da üretilen Nurlu Bademin Datça'daki bütün tüccarlara yetme olasılığı % 0'dır; o kadar azdır. Ben bizde Nurlu Bademi kalmadığında, 'Nurlu yok' diye yazıyorum. Geldiğinde, talep sırasına göre yollamaya başlıyorum. Bu denetim İlçe Tarım'ın mı yoksa Datça Belediyesi'nin mi bilmiyorum, birileri tarafından yapılmalı. Ayrıca, denetim sonrası şüphelenilen bademin analizi nasıl yapılacak, onu da bilemiyorum. Bildiğim, Datça'da bunu analiz edecek bir laboratuvar yok. Bu konuda doğrusu şu: Datça dışından Datça'ya badem girişi engellenmesin ama Datça dışından gelen bir bademin üzerine 'Datça Bademi' yazılmasın, tüketici aldatılmasın, Datça bademinin adı lekelenmesin.

Datça'da tüketiciye sunulan ürünlerde fiyat politikası da çok yanlış. Aynı ürünün, mesela Sıra Bademinin, Ak Bademin ya da Nurlu Bademin (A) kurumunda şu fiyat, (B) kurumunda bu fiyat, (C) kurumunda daha başka bir fiyat olması durumunu tüketici sorguluyor; 'Hangisi gerçekten Datça bademi? Acaba kandırılıyor muyum?' diyor. Mesela bazı tüketiciler bize geliyor ve 'Ak Badem sizde neden 1000.00TL. Ben Datça merkezde 600.00TL.'den aldım' diyor. Bakıyoruz, Sıra Bademini 'Ak Badem' diye satmışlar. Bunu yapan da çok. Eksiklikleri, hataları biraz da kendimizde aramalıyız; kendimizi sorgulamalıyız. Bizim kooperatifte asla böyle bir şey olmaz. Bizde mal giriş ve çıkışı, her şey kayıtlıdır. Bizde denetim sıkıdır. Cezalar çok büyüktür. O nedenle hataya yer yoktur.”

YAPILABİLECEKLER İÇİN, HALA ÇOK GEÇ DEĞİL!

“Datça bademi” üzerine konuşulurken, “Datça'da bademin yolculuğu, kış bütün Anadolu'da hüküm sürerken başlar; Önce çiçek açar ve bu, Datça'da bahar geldi diye kutlanır. Her yıl şubat ayı içerisinde festival yapılır. Dalından kopan ilk meyve, Türkiye'nin ilk meyvesi çağladır ve o da Datça'da elde edilir. Herkes kuru meyve yerken Datçalılar dalından koparıp taze meyve yer. Turşusunu yapar. Çağla olarak toplayıp, Türkiye'nin her yanına gönderir. Üretici gelir elde eder. Üçüncüsü, hasattan önce taze badem kırılır, yüksek fiyatlardan satılır. Üreticinin cebine yine para girer. Dördüncüsü iç badem, kuru badem. Onlardan da para gelir. En son, kabuğu fırınlara satılır ya da hayvan gübresi ile takas edilir, takas ile elde edilen gübre tarlaların verimini artırmak için kullanılır.” denir.

Datça'nın ve Datçalıların yaşamında böylesine önemli bir yere sahip Datça bademin üreticisinden, ondan para kazanan satıcısından ve katma değer yaratan ürünler üreten esnafından, tüketicisinden, yerel yönetimden ve merkezi yönetimin yerel ayaklarından gördüğü ilgi ve destek, hak ettiğinin ve olması gerekenin çok uzağındadır; bu dosyayı hazırlarken bilgisine başvurduklarımın anlatımlarından öğrendiğim asıl olay budur.

Bu gidiş devam eder ise eğer, önceki ve bu son bölümde okudunuz, çok uzak olmayan bir zamanda “Datça bademi” yaşamımızdaki bugünkü konumunu kaybedecek ve muhtemelen, “çok az bir azınlığın dışında kimsenin yiyemeyeceği bir gıda” haline gelecek.

Bu gidişatı durdurmak için elbirliği ile hala yapılabilecekler var ve bunları yapmaya hemen başlamak gerekiyor!

 

Tarih: 27-10-2025

FACEBOOK YORUM
Yorum