beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan sefaköy escort beylikdüzü escort seks hikayesi sex hikayesi beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bahçeşehir escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort alanya escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort kıbrıs escort kıbrıs escort

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

DEM Parti Milas İlçe Örgütünden Açıklama… Okullar Açılıyor: Eğitim Hakkı Kimin?

DEM Parti Milas İlçe Örgütü tarafından yeni eğitim ve öğretim yılının başlaması nedeniyle bir açıklama yapıldı. Açıklamada, “Yoksulluk artık yalnızca sosyal bir sorun değil, doğrudan eğitim hakkını belirleyen temel bir eşitsizliktir,” denildi.

DEM Parti Milas İlçe Örgütünden Açıklama… Okullar Açılıyor: Eğitim Hakkı Kimin?

Açıklama şöyle:

2026-2027 eğitim-öğretim yılı 14 Eylül 2026 tarihinde başlayacaktır. Milyonlarca öğrenci yeniden okullara dönerken, Türkiye eğitim politikaları alanında uzun süredir biriken sorunlarla yeni bir eğitim yılına girmektedir.

Ancak öğrenciler okula eşit koşullarda başlamıyor. Bir yanda özel okullara, kurslara ve özel derslere erişebilenler varken, diğer yanda beslenme, kırtasiye, ulaşım ve temel eğitim giderlerini karşılamakta zorlanan milyonlarca öğrenci bulunmaktadır.

Yoksulluk artık yalnızca sosyal bir sorun değil, doğrudan eğitim hakkını belirleyen temel bir eşitsizliktir.

Eğitim bir ayrıcalık değil, temel bir haktır. Bu nedenle parasız, nitelikli, laik, bilimsel ve kamusal eğitim güvence altına alınmalıdır. Okul yemeği, ulaşım, kırtasiye ve temel eğitim materyalleri bütün öğrenciler için kamusal olarak sağlanmalı; eğitim kaynakları eşitsizlikleri azaltacak biçimde adil dağıtılmalıdır.

EĞİTİM TEK TİPLEŞTİRMENİN ARACI OLAMAZ!

Türkiye toplumsal, kültürel, dilsel ve inanç bakımından çoğul bir ülkedir. Buna rağmen eğitim sistemi merkeziyetçi ve tek tipçi bir anlayışla yönetilmektedir.

Eğitimin amacı öğrencileri aynı düşünce ve kimlik kalıbına sokmak değildir. Eğitim; düşünen, sorgulayan, bilgiyle özgür bir ilişki kurabilen ve demokratik yaşama katılan öznelerin gelişebileceği bir alan olmalıdır.

Öğretmeni bilgiyi aktaran, öğrenciyi ise yalnızca bilgiyi alan konumuna yerleştiren hiyerarşik eğitim ilişkisi aşılmalıdır. Eğitim ilişkisi dayatma ve itaate değil, karşılıklı öğrenmeye, dayanışmaya ve özgürleşmeye dayanmalıdır.

Eğitim, devletin tanımladığı “makbul yurttaş” anlayışının yeniden üretildiği bir alan haline getirilemez. Son dönemde eğitim alanında öne çıkarılan “milli duruş” anlayışı da bu çerçevede değerlendirilmelidir.

Bizim ihtiyacımız “milli duruş” değil, demokratik yurttaşlıktır.

Barış da devlet tarafından belirlenen bir söylemin öğrencilere aktarılması değildir. Barış; eşit yurttaşlık, hak, özgürlük, adalet ve demokratik katılım temelinde birlikte yaşamayı öğrenmek ve birlikte kurmaktır.

ANADİLİNDE EĞİTİM HAKTIR!

Türkiye’nin çok dilli ve çok kültürlü toplumsal yapısı eğitim politikalarında da karşılığını bulmalıdır.

Başta Kürtçe olmak üzere farklı dillerin eğitim yaşamında özgürce kullanılmasının ve anadilinde eğitimin önündeki engeller kaldırılmalıdır.

Anadilinde eğitim bir ayrıcalık değil, temel bir demokratik haktır.

Kardeşlik, farklılıkları yok saymak değil; farklılıklarla eşit haklar temelinde birlikte yaşamaktır.

ÖĞRETMENLERİN GÜVENCESİ, EĞİTİMİN GÜVENCESİDİR!

Nitelikli eğitim, güvencesiz ve yoksullaştırılmış öğretmenlerle mümkün değildir.

Öğretmenlerin güvenceli istihdamı, insanca yaşam koşulları, demokratik sendikal hakları ve mesleki özerklikleri güvence altına alınmalıdır.

Öğretmen yalnızca müfredatı uygulayan kişi değildir; eğitim politikasının öznesidir.

Öğretmenlerin ve eğitim emekçilerinin eğitim politikalarının hazırlanmasında ve uygulanmasında söz ve karar hakkı olmalıdır.

EĞİTİM DEMOKRATİKLEŞMELİDİR!

Eğitime ilişkin bütün kararların merkezi bürokrasi tarafından alınması, yerel ihtiyaçların ve toplumun taleplerinin dışlanmasına neden olmaktadır.

Öğrenciler, öğretmenler, veliler, eğitim emekçileri, üniversiteler, yerel yönetimler ve demokratik toplum örgütleri eğitim politikalarının belirlenmesine katılmalıdır.

Okul meclisleri, yerel eğitim meclisleri ve demokratik eğitim kurulları oluşturulmalıdır.

Yerel yönetimlerin okul öncesi eğitim, beslenme, ulaşım, kültür-sanat, spor ve eğitime erişim alanlarındaki yetki ve kaynakları güçlendirilmelidir.

Buradaki amaç kamusal eğitim sorumluluğunu merkezi devletten belediyelere devretmek değildir. Kamusal güvence korunmalı, eğitim demokratikleştirilmeli ve yerel ihtiyaçlara duyarlı hale getirilmelidir.

Engelli öğrencilerin eğitim hakkı yalnızca okula girebilmekten ibaret değildir.

Eğitim sistemi öğrencileri mevcut yapıya uydurmaya çalışan değil, farklılıkları eşit yaşamın doğal bir parçası olarak kabul eden bir anlayışla düzenlenmelidir.

Okullar fiziksel ve dijital olarak erişilebilir hale getirilmeli; ulaşım, yardımcı teknolojiler, işaret dili, Braille ve alternatif iletişim olanakları güvence altına alınmalıdır.

 Yeti farklılığı olan kişileri ‘eksik’ ve ‘sorunlu ‘olarak gören anlayışın ve ayrımcılığın eğitim alanında yeniden üretilmesine son verilmelidir.

BİLGİYİ, ÖĞRENMEYİ VE ELEŞTİREL DÜŞÜNMEYİ BİRLİKTE SAVUNUYORUZ

Eğitimin sorunu bilginin öğrenilmesi ya da bellekte tutulması değildir. Sorun, bilginin sorgulanamaz doğrular halinde aktarılması ve öğrencinin yalnızca bilgiyi tekrar eden bir konuma indirgenmesidir.

Biz bilgiyi, belleği, araştırmayı, merakı ve eleştirel düşünmeyi birbirinin karşıtı olarak görmüyoruz.

Eğitim, bilgiye erişmenin, öğrenmenin, tartışmanın, sorgulamanın ve yeni bilgiler üretmenin özgür olduğu bir alan olmalıdır.

DEM PARTİ’NİN EĞİTİMDEKİ İDDİASI

DEM Parti açısından eğitim yalnızca çözülmesi gereken sorunların toplamı değildir.

Eğitim, nasıl bir toplumda yaşayacağımızın ve nasıl bir geleceği kuracağımızın temel alanlarından biridir.

Bu nedenle biz;

Parasız ve kamusal eğitimi,

Laik ve bilimsel eğitimi,

Demokratik ve çoğulcu eğitimi,

Toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı eğitimi,

Anadilinde eğitimi ve dil haklarını,

Öğretmenlerin ve eğitim emekçilerinin söz ve karar hakkını,

Eğitimde demokratik ve yerel katılımı,

 Yeti farklılığı olan kişileri ‘eksik’ ve ‘sorunlu ‘olarak gören anlayışın ve her türlü ayrımcılıkla mücadeleyi,

Bilgiyle özgür ve eleştirel bir ilişki kurulmasını savunuyoruz.

Bu yalnızca bir talep listesi değildir.

Bu, nasıl bir eğitim ve nasıl bir toplum istediğimize ilişkin siyasal iddiamızdır.

Okulların açıldığı bu dönemde eğitim emekçilerini, öğrencileri, velileri, sendikaları, demokratik kitle örgütlerini, yerel yönetimleri ve toplumun bütün kesimlerini eşit, özgür, demokratik, çoğulcu ve kamusal eğitim mücadelesini büyütmeye çağırıyoruz.

Eğitim hakkını piyasaya, yoksulluğa ve tek tipleştirmeye terk etmeyeceğiz.

Eğitimin demokratikleşmesi ve eşit yurttaşlığın güçlenmesi için mücadelemizi sürdüreceğiz.

 

 

Tarih: 13-09-2026

FACEBOOK YORUM
Yorum