içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Emekliler, Çalışanlar İçin Ara Zam; Demokrasi İçin Ara Seçim Şarttır”

"Zaman şekillenir pişen toprakta, tüf kokusu gelir düşen yaprakta. Kuşların uyanırken yorgun şafakta, taze sürgün verir dalın Nevşehir. Horasan Eri’dir, Veli’n Nevşehir’”

Emekliler, Çalışanlar İçin Ara Zam; Demokrasi İçin Ara Seçim Şarttır”

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Nevşehir’de gerçekleştirilen Millet İradesine Sahip Çıkıyor Mitingi’ne katıldı. Burada konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “Tarihin şehri Nevşehir, Kapadokya’nın kalbi Nevşehir, emeğin ve alın terinin şehri Nevşehir, Hacı Bektaş-ı Veli’nin yurdu Nevşehir… Kalbi güzel, sözü güzel, özü güzel, insanı güzel Nevşehir, merhaba hepinize. Bu meydana koşup gelenlere; Nevşehir’de bugün bu meydanı dolduranlara, seçme hakkına, seçtiğine sahip çıkanlara; Cumhurbaşkanı adayına, belediye başkanlarına sahip çıkanlara; Cumhuriyet'e, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün eseri Cumhuriyet’in en önemli kazanımı sandığa, seçime sahip çıkanlara merhaba. ‘Zaman şekillenir pişen toprakta, tüf kokusu gelir düşen yaprakta. Kuşların uyanırken yorgun şafakta, taze sürgün verir dalın Nevşehir. Horasan Eri’dir, Veli’n Nevşehir’” diye seslendi. Özel, şunları söyledi:

“MİLLET KİMİ SEÇTİYSE BAŞIMIZIN ÜZERİNDEDİR”

“Biz bugün buraya Nevşehir’in güzel insanlarının vicdanına sığınmaya, vicdanına seslenmeye geldik. Biz bugün buraya bir olmaya, iri olmaya, diri olmaya geldik. Biz bugün buraya tüm kötülüklere karşı birbirimize sarılmaya, birbirimizden güç almaya geldik. Biz yerel seçimlerde Nevşehir Belediyesi’ni hiç kazanamadık. Bugüne kadar kazanamadık ama bu şehre kızmadık. Bu şehre küsmedik. Hep kusuru kendimizde aradık. ‘Daha çok çalışacağız, daha çok çalışıp başaracağız’ dedik. Son seçimlerde Taner İnce ile Derinkuyu’yu, Sefer Neslihanoğlu ile Kozaklı’yı, Ali Ertuğrul Bul ile Ürgüp’ü, Yazıhüyük Belediyesi’ni de Birol Demirdelen ile kazandık. Hem belediye başkanlarımızı kutluyorum, hem onlara gönül verenlere yürekten teşekkür ediyorum. Nevşehir merkez ise bizi seçmedi, İYİ Parti’nin adayı Sayın Rasim Başkan’ı seçti. Rasim Başkan’a ve hangi partiden olursa olsun seçilen belediye meclis üyelerine bir kez daha başarılar diliyorum. Hepsini tebrik ediyorum. Millet kimi seçtiyse başımızın üzerindedir.”

“10 ALIP DA NEVŞEHİR’E ÜÇ VEREN BİR ANLAYIŞ VAR”

“Değerli Nevşehirliler genel seçimde sizden oy alanlar sonrasında maalesef bu şehre sırtını döndüler. Bir tarafta bu şehre yüzünü dönenler, çalışanlar, gayret edenler var. Ben İl Başkanımız Bülent Yumuş’un şahsında tüm ilçe başkanlarımıza, tüm örgütümüze, tüm Cumhuriyet Halk Partililere teşekkür ediyorum. Nevşehir’de milletten oy almak için gayret eden, sandığa güvenen, sandığa inanan herkesin önünde saygıyla eğiliyorum. Bir yanda bu şehre yüzünü dönenler, bir yanda oyu alırken koşup gelip sonra sırtını dönenler var. Gelirken baktık; ‘Nevşehir ne yapmış, bu hükümet Nevşehir’e ne yapmış?’ diye. Hesap basit. Nevşehir 2025 yılında 10,5 milyar lira vergi ödemiş. Peki yatırım ne almış? 3,4 milyar lira. Düşünün ki Nevşehir gibi bir kente, İstanbul’dan, Bursa’dan, Kocaeli’nden, Denizli’den, Manisa’dan, Gaziantep’ten, buralardan toplanan vergilerin payına düşenden fazlası verilmeli ki Nevşehir burada var olsun, büyüsün ve güçlensin. Oysa bırakın genel vergiden fazlasını vermeyi, 10 milyar liradan fazla vergi alıp bu şehirden bu şehrin üreticisinden, esnafından ki öyle vergiler var ki can bezdiren, bunları alıp bu şehre hizmet etmek isteyenlerden ama bir yandan yatırıma gelince 3 milyar lira. Yani 10 alıp üç veren, kepçe ile alıp kaşıkla veren bir anlayış var. Buradan tek sözüm şudur ki Nevşehir’e gün gelecek, sandık gelecek ve Nevşehir kendine sahip çıkacak bir iktidarı başa getirecek, bir Cumhurbaşkanı seçecek. O gün Nevşehir’den alıp da azını verenin değil, artık hak ettiğini misliyle vermenin sözünü veriyoruz Nevşehir’e. Bu dediklerimizi kim yapar? ‘Cumhurbaşkanı İmamoğlu.’

“BURAYA FAYDASI OLMAYAN BİR DÜZEN KURDULAR”

“Bir yandan Nevşehir bir dokunup bin ahın işitildiği bir şehir. Nevşehir’de daha 10 milyar lira vergi almayı bilenler, 3 milyar lira yatırım bütçesi koyanlar, Nevşehir’e bir çevre yolu bile yapmamışlar. Dünyanın kamyonu, TIR’ı Nevşehir’in içinden geçiyor. Trafiği tıkıyor, egzoz kokusunu, hava kirliliğini bu şehre getiriyor, gürültü yapıyor ve bu şehri rahatsız ediyor. En kısa sürede Nevşehir’e Nevşehir’e layık bir çevre yolunun hızla yapılması lazım. Buradan söylüyoruz. Sandık gelip de iktidar değiştiğinde bir yıl içinde o yolu yapacağız, Nevşehir’i bu ıstıraptan kurtaracağız. Nevşehir’e yılda 4,5 milyon turist geliyor. Dünyanın dört bir yanından geliyor, Türkiye’nin dört bir yanından geliyor ama ortalama iki gün kalıyorlar. Sadece iki gün. Şehre katkıları çok az. Bu turistleri şehirde tutmanın, burada konaklama sürelerini uzatmanın, bu turistin bu kente katkı sağlamasının yollarını mutlaka bulmak gerekiyor. Maalesef bir Alan Başkanlığı kurdular, Kapadokya Alan Başkanlığı, o sürede kızıyorsunuz, herkes kızıyor. Çünkü öyle bir iş ki küçük esnafı bitirdiler, küçük pansiyonları bitirdiler. Bir yere bir ruhsat almak gerektiğinde bir tarafta Türkiye’nin dev firmaları işlerini takip ediyorlar, izinleri alıyorlar, her türlü işi hızla hallediyorlar.”

“ÇİFTÇİYE VERİLMESİ GEREKEN PARA FAİZE VERİLDİ”

“Nevşehir üzümü, kabak çekirdeği, patatesiyle ünlü. Bu topraklara alnının terini damlatanlar var burada. Çiftçiler var, köylüler var. Alnının terini toprağa damlatıyorsun. O topraktan bereket fışkırtıyorsun. O bereketle, namusunla kazandığın parayla çoluğuna - çocuğuna bakmaya çalışıyorsun. Ama her geçen gün biraz daha zorluklar yaşanıyor. Bu sene iki ayda, ocak - şubatta tarıma verilen destek 2 milyar lira. Oysa faize ödenen para 640 milyar lira. Yani tarıma verilenin 320 katını faizcilere veren bir iktidarla karşı karşıyayız. Normalde çiftçilerin desteklenmesi kanuna göre gayri safi milli hasılanın yüzde 1’i olacak. Yani 772 milyar lira çiftçiye destekleme yapılması lazım. Bu sene bütçeye bunun beşte birini koydular. 640 milyar liraya yakın bir parayı, size verilecek olan parayı size değil de iki ayda faizcilere verdiler. Öyle bir noktadayız ki kendilerinin tabii olduğu kanundakinin beşte birini çiftçiye reva gören bir anlayış var. Buradan açıkça söylüyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında çiftçinin kullandığı mazottan ÖTV ve KDV alınmayacak. Elektrik borçları her ay değil, hasat sonunda para elinize geçince ödenecek. Arada elektrik borcundan dolayı kesinti olmayacak. Planlı üretime geçilecek, çiftçiye alım garantisi verilecek. Çiftçi ne üreteceğini, kaça satacağını bilecek. Öyle yollara geçiş garantisi verenler, uçaklara yolcu garantisi, havaalanlarına uçuş garantisi verenler, köprüye geçiş garantisi verenler, İngiltere’nin verdiği paraya karşılık 25-30 yıl garantili ödeme yapanlar kendi çiftçisini kaderiyle baş başa bırakıyorlar. Ne ekeceğini, kaç üreteceğini, kaça satacağını bileceksin. Çünkü bu ülkenin başına çiftçiye ‘Al ananı da git’ diyen bir Cumhurbaşkanı değil, ‘Çiftçi milletin efendisidir’ diyen ve çiftçiyi milletin efendisi yapan bir Cumhurbaşkanı gelecek. Söz veriyoruz size.”

  “ARA ZAM MUTLAKA VE MUTLAKA GEREKLİDİR”

“Tabi esas şimdi şunu kabul etmek lazım. Bu ülkeyi yönetenlerin vermiş oldukları bir söz var. Tayyip Erdoğan, Sayın Erdoğan diyordu ki 2023 seçimlerinde ‘Enflasyon tek hanenin altına inmedikçe yani yüzde 9 ve altında olmadıkça asgari ücrete ara zam yapmalıyız’ diyordu. Şu anda enflasyon yüzde 30. Bırak 9’u, yüzde 30. O yüzden hem emekli maaşlarına hem memur maaşlarına, hem de asgari ücrete ara zam yapılması mutlaka ve mutlaka gereklidir. Bu milletten ‘Ben yüzde 9’un üstünde enflasyon varsa ara zam yapacağım, yılda 4 kez bile olabilir’ diyordu. Yani ‘Mart’ta, Haziran’da, Eylül’de’ diyordu. Hiç değilse bir kez temmuzda bu ara zammın mutlaka yapılması gerekiyor. Her zaman şunu söylüyoruz. Ülke, kendin için değil; milleti geçindirmek için yönetilir. Bugün emeklide geçim var mı? Asgari ücretlide, çalışanda, emekçide geçim var mı? Peki çiftçide geçim var mı? Peki geçim yoksa ne var? Artık geçim yoksa seçim var demenin, bu iktidarı gönderip size, emekliye, çalışana, çiftçiye, memura, esnafa sahip çıkacak bir iktidarı getirmenin zamanı geldi. O sandığı getirecek misiniz? Buradan Erdoğan’a sesleniyoruz. Ey Erdoğan, sandığı getir, adayımı bırak. Sandığı önümde, adayımı yanımda istiyorum. Geçim yoksa seçim var. Hep beraber o sandığı getireceğiz, bu iktidarı değiştireceğiz. Hepinizin hem Nevşehir’in hem Türkiye’nin, hem emeklinin, hem emekçinin, hem çiftçinin, hem esnafın, hem yaş almışların, hem kıpır kıpır gençlerin yüzünü güldüreceğiz.

“EKREM BAŞKAN’I İÇERDE TUTMANIN MALİYETİNİ VATANDAŞA ÖDETİYORSUNUZ”

“Şimdi Mehmet Şimşek çıktı, kara haberi verdi. Diyor ki ‘Enflasyon düşmeyecek, artacak. Bütçe açı düşmeyecek, artacak’ diyor. Ve bunların hepsini birden İran savaşına bağlıyor. Hatta ‘savaşflasyon’ diye bir şey icat etmiş İngilizce. ‘Warflation’ diyor. Efendim savaş var diye enflasyon olmuş. Bakın şunu söyleyeyim. Bu Mehmet Şimşek, bu kim biliyor musunuz? 19 Mart darbesinin mali kanadı bu. Ekrem Başkan’ı gelip sabahın köründe evinden alıp, nezarette tutup, sonra tutuklayınca bir anda bütün dünya ‘Ya Türkiye’de ne oluyor, darbe oluyor’ deyip borsa düştü, yatırımcılar kaçtı. Dolar yükselmesin diye bunlar elimizdeki döviz rezervlerini yaktılar. Geçen gün gitmiş bu Londra’da yatırımcı toplantısı yapıyor. Tam 1 Nisan günü. 1 Nisan. Ve 1 Nisan gününde 19 Mart’ın olduğu tarihi koymuş böyle ve devamını. ‘Çoklu şoklar’ yazmış. ‘O dönemde 60 milyar dolar rezerv yaktık’ diyor. Gelmiş İran’a, ‘Bu dönemde de 50 milyar dolar rezervimiz gitti, para kalmadı’ diyor. Türkiye’ye para davet ediyor. Kendi ağzıyla itiraf ediyorlar, diyor ki ‘Biz geçen sene Ekrem İmamoğlu’na ve CHP’li belediyelere operasyon yapıp, hapse atıp ekonomiye 60 milyar dolar zarar vermeseydik, o para dursaydı, şimdi bu İran savaşından hiç etkilenmeyecektik.’ Hesap ortada. Şimdi dünyada Avrupa’da iyi yönetilen ülkeler örneğin İspanya’da Pedro Sanchez dostumuz, arkadaşımız, yoldaşımız, üretimde elektrik kullanan firmalara yüzde 80 destekleme yapıyor. Yoksulların elektriğinden yüzde 8 bir vergiyi tamamen kaldırıyor, yüzde 60’lık destekleme yapıyor. Yoksul enflasyondan ezilmesin, üretici etkilenmesin, işsizlik olmasın diye her tedbiri alıyor. Bizim Mehmet Şimşek, petrol fiyatları yükselince elektriğe ve doğalgaza yüzde 25 zam yapıyor.

“SENİN DERDİN RAKİPTEN KORKMAKTAN BAŞKA ŞEY DEĞİL”

“Türkiye siyasi tarihinin en büyük davalarından biri, bir aydır Silivri’de görülüyor. Ekrem Başkanımıza önce dediler ki ‘Diploması sahte.’ Sonra dediler ki ‘terörist.’ Sonra dediler ki ‘hırsız.’ Sonra dediler ki ‘yolsuz.’ Sonra dediler ki ‘ajan.’ Çok basit bir hesapla ya bir adam aynı zamanda hem diploma sahtecisi, 35 yıl önce... Hem hırsız hem yolsuz, hem terörist, hem de ajan olabilir mi? Her suçlamayı bir kişiye atıyorsan, o yapışmadı; yeni iftira atıyorsan, delil bulamayınca davaları basına bile kapıyorsan demek ki senin derdin bir suçu aramak, bir suçluyu aramak değil bir rakipten korkmak, karşısına çıkmaktan korkmaktır. Başka hiçbir şey değil. Şunu hatırlayalım. Bir yıl önce Ekrem Başkan’ı aldıkları gün Sayın Erdoğan çıktı dedi ki ‘Bir aya kalmaz insan içine çıkamayacaklar. Birbirlerinin yüzüne bakamayacaklar. Eşlerinin bile gözüne bakamayacaklar.’ Ben o gün dedim ki ‘Biz arkadaşlarımıza güveniyoruz, inanıyoruz. Onların ne kadar dürüst ne kadar çalışkan olduğunu biliyoruz. Göreceksiniz iddianamede bunların hiç birisini ispatlayamayacaklar. Biz o iddianameyi yargılanmak için yargılamak için bekliyoruz.’

 “ALLAH KİMSEYİ MEMLEKETİNDE BU HALE DÜŞÜRMESİN”

“Nevşehirliler, bizi kendisi yenemeyeceğini anlayan; gençlik kollarına, kadın kollarına güvenmeyen birisi bir hemşerinizi tuttu ve Adalet Bakanı olarak şimdi atadı. Yuhlamayın ağırına gidiyormuş. Önce ne kadar siyasi dava varsa, Anayasa Mahkemesi’nin oybirliği ile bozduğu ve ‘Hak ihlali var’ dediği kararların altında imzası olan, sonra bakan yardımcılığı gibi bir siyasi göreve gelen birini ‘İstanbul’da bu operasyonu, bu darbeyi bir tek o yapar, ‘emir kulu’, ‘Ne derse Erdoğan yapıyor ne hukuk tanıyor ne de kimsenin gözünün yaşına bakıyor’ diye İstanbul’a başsavcı yaptılar. Gitti, orada hukuku katletti. Döndü geldi, dokunulmazlık için bakanlık istedi. Bakan oldu, bir de gelmiş ve Nevşehirli olduğunu hatırlamış. Buralarda dolaşmış, televizyonu çıkmış. Diyor ki ‘Meydanda adım geçiyor, meydanlar yuhalıyor…’ Ben mi yuhalattım şimdi Akın Efendi? Allah kimseyi kendi memleketinde bu hale düşürmesin. Söyleyeceğim şu… Diyor ki ‘Konuşuyorlar. Yuhalamalar oluyor.’ ‘Geçen gün camide babama ‘Senin oğlan şöyle, böyle’ demişler. Üzüldüm tabii’ diyor. Önce şunu söyleyeyim Nevşehirliler… Kimin babası olursa olsun bütün babaların ellerinden öpüyorum. Akın Gürlek’in babası dahil bütün babaların elinden öpüyorum. Aileyle uğraşmak, eşle uğraşmak, babayla uğraşmak yiğit insan işi değildir, mert insan işi değildir.”

“BİR YILDIR YAPILMAYAN ZULÜM, BASKI KALMADI”

“Bir Medya AŞ’de çalışan kadınları gidiyorlar, çağırıyorlar. Diyor ki ‘Çocuk var mı?’ ‘Var.’ ‘Gözaltındasın kim bakıyor? Eşin var mı?’ ‘Yok.’ ‘Kim var? ‘85 yaşında anam var.’ ‘Nasıl bakacak?’ Diyor ki ‘Bakamaz.’ ‘O zaman şuna bir imza at, git çocuğunu anandan al.’ Bir bakıyor ki Ekrem Başkan’a bir sürü iftira. ‘Atmam’ diyor. ‘O zaman sana iyi yolculuklar.’ Silivri’ye yolluyor, bir daha çağırıyor bir hafta sonra. ‘Nasıl, Silivri rahat mı?’ diyor. ‘Vallahi benim için değil ama çocuklarım zor durumda.’ ‘At iftira’ diyor. Diyor ki ‘Olmayan bir şeyi söyleyemem. Suçsuz insana imza atamam.’ ‘O zaman sana iyi yolculuklar’ diyor. Çocukları olan, bakmak zorunda olduğu yaşlı anası - babası olan, evinde olmasa zorda kalacak olan, tek başına evladı olan kadınları Afyon’a, Düzce‘ye sürdüler. Türkiye’nin dört bir yanına gönderdiler. Mehmet Murat Çalık’ı anası rahat ziyaret edemesin diye İzmir’e yolladılar.”

“DARBECİLER HESAP VERECEK, MİLLETLE UĞRAŞMAYACAĞIZ”

“Buradan bir sözüm var, Nevşehir şahittir ki hem vallahi hem billahi… Ölesiye, inandığım bütün değerler üzerine söylüyorum. Seçim gelecek, iktidar olacağız ve biz iktidar olduk diye kimseye bize bu yaptıklarını yapmayacağız. AK Partilinin de MHP’linin de yüreği rahat olsun. Kimse şöyle düşünmesin; ‘Biz AK Parti’yi seçtik, onlar CHP’ye zulmettiler. Şimdi CHP gelirse bize zulmedecekler.’ Biz temiz kalpli, inançlı, yürekli ve vicdanlı insanlarız. Bizden kimseye kötülük gelmedi, gelmeyecek. Bizim iktidarımızda sadece bu kötülükleri yapan bir avuç çete mensubu hesap verecek. Türkiye’ye, Nevşehir’e huzur gelecek. Söz veriyorum. Geçmişte şöyle oluyordu. Diyorlardı ki gün ‘Gün gelecek, devran dönecek ve AK Parti halka hesap verecek.’ İtiraz ediyordum. Niye? Çünkü Nevşehir'in AK Partilisi diyor ki ‘İyi olsun diye oy verdik, geldi iyi olmadı. Yoksullaştık, zor durumdayız. Parti değiştireceğim ama bu sefer beni düşünecek birisine oy vereceğim. Ama ya o gelirse benden intikam alırsa?’ O yüzden gençler doğru söylüyor. ‘Gün gelecek devran dönecek, darbeciler halka hesap verecek.’ Milletle uğraşmayacağız. Bu arada Nevşehir benim kimden bahsettiğimi duyunca hem kızdınız ona hem de belki moraliniz bozuldu. Hiç üzülmeyin, biz Nevşehir’i güzellikleriyle biliyoruz. Darbecileriyle değil. Ben şu kadarını söyleyeyim, bu seçim iki parti arasında olmayacak. Bu seçim, AK Parti ile CHP arasında olmayacak. Bu seçim, demokrasi isteyenlerle tek adam rejimi sürsün diyenler arasında olacak. Bu seçim, bir otokratla Türkiye’nin tüm demokratları arasında olacak. Bu seçim, Erdoğan ile Türkiye İttifakı arasında olacak.

“SEÇİMDEN KAÇIYORLAR”

“‘Geçim olmayan yerde seçim olur’ dedik seçimden kaçıyorlar. Erdoğan diyor ki ‘Gündemimizde seçim’ yok. Biz de dedik ki ‘Bu millet artık size olan güvenini kaybetti. Sandıkta sizi değiştirmek istiyor.’ O diyor ki ‘İki yılım daha var. İki yıl daha durur, seçim yapmam.’ Anayasa açık. Anayasa’ya göre Meclis’te sandalyeler boşalınca yerine ara seçim yapılır. Ara seçimin günü geldi. Anayasaya göre süre doldu. Ya erken seçime gideceksin ya da Türkiye’deki boş 7 sandalye için, Hatay’ı saymıyorum ama orayı boş sayıyorsa oraya da sadece Can Atalay’ı layık görüyoruz ve boş sandalyeler için seçim yapılsın diyoruz. Bakın Nevşehirliler, canım Nevşehir, bu Tayyip Erdoğan son girdiği 2023 seçimlerinde Nevşehir’de olduğu gibi Afyon’da birinci partiydi. Afyon’da milletvekilliği boşaldı, ‘Gel sandık koyalım’, kaçıyor. Kastamonu’da birinci partiydi, gel sandık koyalım kaçıyor. Kırıkkale’de birinci partiydi. ‘Gel sandık koyalım’, kaçıyor. Kocaeli’nde birinci partiydi. ‘Gel sandık koyalım’, kaçıyor. Hatay’da birinci partiydi. ‘Gel sandık koyalım’, kaçıyor. İstanbul birinci bölgede birinci partiydi. ‘Gel sandık koyalım’, kaçıyor. Şu anda bakın İstanbul’da Murat Kurum bakan oldu boşaldı, Sırrı Süreyya Önder rahmetli oldu, boşaldı. ‘Gel sandık koyalım bakalım İstanbul sana mı sahip çıkıyor, Ekrem Başkan’a onun partisine mi sahip çıkıyor, gel sandığa’ diyorum, kaçıyor. O sandık bir şekilde gelecektir. Ya erken seçim yapacaksın, erken seçimde milletin karşısına çıkacağız, kimi seçmek istiyorsa ona saygı duyacağız ya da tarihe seçimden kaçan olarak geçeceksin.’ Demirel’in, Ecevit’in, Erbakan’ın, Türkeş’in, Özal’ın kaçmadığı sandıktan Recep Tayyip Erdoğan kaçmaktadır.

 “İŞTE DEMOKRASİ BUDUR…”

“Değerli Nevşehirliler, bugün buraya geldiniz ve siz buraya gelmekle benim burada yaptığımdan 100 kat daha önemli bir iş yaptınız. Buraya çıkmak, mikrofonu eline almak ve sorunları konuşmak elbette önemli, elbette yapılacak. Ama teslim olmamak, sahip çıkmak, evde oturmamak, televizyondan bakmamak, kumandayı atmak, pijamayı çıkarmak meydana koşmak… Demokrasi bu. Her birinizin ellerinden ayrı ayrı öpüyorum. İyi ki varsınız. Bundan sonra da ne zaman olursa çağrıldığınız meydana, sokağa koşmaya hazır mısınız? Birlikte mücadeleye hazır mıyız? Bu iktidarı değiştirecek miyiz? Ekrem Başkan yoksa da onun yerine sokak sokak, kapı kapı gezecek miyiz? Sorumluluğu alıyor muyuz? Onun yerine bu partinin Cumhurbaşkanı adayı gibi çalışmaya var mısınız? Hepinize güveniyoruz. Siz oldukça, bu millet bu kadar ayakta oldukça kimse bu millete boyun eğdiremez. Biz boyun eğmeyen, bir adım geri atmayan, bir santim eğilmeyen, bir kelime eksik konuşmayanlarız. Biliriz ki biz bir kelime eksik konuşursak bu milleti susturacaklar. Biz bir santim eğilirsek bu millete diz çöktürecekler. Biz bir adım geri atarsak bu ülkeyi 100 yıl geri götürecekler. Onun için yürümeye, birlikte yürümeye var mıyız? Var mıyız? Dosta, düşmana duyurun; var mıyız? Birlikte yürüyecek miyiz? Hadi o zaman bakalım yürüyelim arkadaşlar.”

 

Tarih: 12-04-2026

FACEBOOK YORUM
Yorum