beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan sefaköy escort beylikdüzü escort seks hikayesi sex hikayesi beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bahçeşehir escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort alanya escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort kıbrıs escort kıbrıs escort

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Gebze’den, Dilovası İşçi Katliamı İçin Çağrı

Çağrı: "Tüm Türkiye’yi 19 Temmuz Pazar günü 16.00–18.00 arasında Dilovası İşçi Katliamı ve tüm iş cinayetleri için Adalet Nöbeti’ne destek vermeye, bulundukları kentlerin meydanlarında ve alanlarında adalet talebini büyütmeye bekliyoruz."

Gebze’den, Dilovası İşçi Katliamı İçin Çağrı

8 Kasım 2025’te Dilovası Mimar Sinan Mahallesi’nde bulunan Ravive Kozmetik işyerinde meydana gelen patlama ve yangında Cansu Esetoğlu, Nisanur Taşdemir, Tuğba Taşdemir, Hanım Gülek, Esma Gikan, Şengül Yılmaz ve Tuncay Yıldız yaşamını yitirdi. Katledilen yedi işçinin üçü çocuktu. Ailelerin, işçilerin ve avukatların dosyaya dayalı anlatımları, yaşananların öngörülemez bir kaza olmadığını gösteriyor. Üretim, kaçak olduğu ve hakkında yıkım kararı bulunduğu belirtilen bir binada gerekli ruhsatlar olmadan sürdürülüyordu. Parlayıcı kimyasallarla çalışılan işyerinde uygun havalandırma, patlamaya dayanıklı ekipman, yangın alarmı, otomatik söndürme sistemi, yangın merdiveni ve güvenli acil çıkış bulunmuyordu. İşçilere düzenli iş güvenliği eğitimi, tahliye tatbikatı ve yeterli koruyucu ekipman verilmediği, elektrik arızaları ile sürekli atan şalterlerin patronlar tarafından bilindiği halde üretimin durdurulmadığı duruşmalarda anlatıldı. Çocuk işçi Z.H. yaklaşık iki yıl sigortasız çalıştırıldığını söyledi. Bu nedenle aileler ve emek örgütleri yaşananları patronların kâr hırsı, güvencesiz ve çocuk işçilik, etkisiz denetim ve cezasızlık düzeninin sonucu olan bir işçi katliamı olarak tanımlıyor.

Yangından yaklaşık on beş gün önce, 24 Ekim 2025’te belediye tarafından işyerinde denetim yapıldığı, faaliyet adresi ve ruhsat belgelerine ilişkin eksiklerin tespit edildiği belirtiliyor. Buna rağmen işyeri mühürlenmedi, üretim durdurulmadı ve bina hakkındaki yıkım kararı uygulanmadı. Katliamın ardından yalnızca işyerini işletenlerin değil, ruhsat, imar, zabıta, yıkım, yangın güvenliği, sigorta ve çocuk işçilik bakımından denetim yetkisi bulunan kamu kurumlarının da sorumluluğu tartışmaya açıldı. Dosyanın temel sorusu, kaçak ve yıkım kararlı bir binada, parlayıcı kimyasallarla, yangın güvenliği olmadan, çocukların ve sigortasız işçilerin çalıştırıldığı bir üretimin yıllarca nasıl sürdürülebildiğidir. Bu soruya cevap verilmeden ve özel şirketlerden kamu kurumlarına kadar bütün sorumluluk zinciri açığa çıkarılmadan gerçek adalet sağlanamaz.

Ana ceza davasında şirket yöneticileri ve ortakları, üretim ağıyla bağlantılı kişiler, iş sağlığı ve güvenliği hizmeti verenler, bina sahipleri ve olaydan sonraki kaçış süreciyle bağlantılı kişiler olmak üzere 16 sanık yargılanıyor. İlk duruşma 24–27 Mart 2026’da dört gün, ikinci duruşma 20–21 Mayıs 2026’da iki gün sürdü. İlk iki duruşmada dört sanık tahliye edildi. 16 Temmuz 2026 itibarıyla İsmail Oransal, Altay Ali Oransal, Gökberk Güngör, Ali Osman Akat ve Abdurrahman Bayat’ın tutukluluğu sürüyor. Küresel OSGB işletmecisi Ümit Çelik ise firari durumda. Üçüncü duruşma 21 Temmuz 2026’da Kandıra Cezaevi Kampüsü’nde görülecek. Ailelerin duruşmaların Gebze’de yapılması talebi iki kez reddedildi. Kandıra’nın Dilovası ve Gebze’ye uzaklığı, ulaşım masrafları, cezaevi kampüsündeki güvenlik kontrolleri, kimlik kayıtları ve telefon ile bilgisayar yasağı ailelerin, basının, sendikaların ve kamuoyunun yargılamayı izlemesini zorlaştırıyor. Bu nedenle davanın Gebze’de, açık ve erişilebilir bir salonda görülmesi adil yargılama ve kamuoyu denetimi bakımından temel taleplerden biri.

Ana davadan ayrı yürütülen kamu görevlileri soruşturmasında sekiz belediye görevlisi gözaltına alındı ve yedisi tutuklandı. 2 Temmuz’da iki kişinin tahliye edilmesinin ardından beş kamu görevlisinin tutukluluğu sürüyor. Buna karşın soruşturma henüz iddianameye dönüşmedi. Aileler soruşturmanın birkaç belediye çalışanıyla sınırlandırılmasına itiraz ediyor. Dilovası Belediyesi ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere kaymakamlık, valilik, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı birimleri, SGK, İŞKUR, çevre ve şehircilik birimleri, itfaiye, elektrik dağıtım kurumu ile ruhsat, imar, yıkım, zabıta, iş güvenliği ve çocuk işçilik alanlarında denetim görevi bulunan bütün kurumların sorumluluğunun araştırılmasını istiyor. Kamu görevlilerinin tutuklanması önemli olmakla birlikte, sorumluluk zincirinin tamamı ortaya çıkarılmadan soruşturmanın daraltılmasına ve tahliyelerle etkisizleştirilmesine izin verilmemesi gerekiyor.

Ailelerin adalet talebi yalnızca tutukluluk kararlarından ve birkaç kişinin cezalandırılmasından ibaret değil. Ravive’de üretim kararlarını fiilen kimlerin verdiğinin, resmi şirket kayıtlarının arkasındaki gerçek yönetimin, Ravive ile LYKKE arasındaki fason üretim, personel, ortak ofis, sipariş, marka, hammadde, dolum, sevkiyat ve para ilişkilerinin açığa çıkarılması isteniyor. Şirketlerin ve kişilerin banka hesapları, çekleri, transferleri ve şirketler arası para hareketleri uzman bilirkişiler tarafından incelenmeli. İşyerinde hangi markalar ve aracılar için üretim yapıldığı, siparişlerin kimler üzerinden geldiği ve tedarik zincirinin nasıl kurulduğu belirlenmeli. OSGB’nin gerçek üretim alanını neden tespit etmediği, iş güvenliği hizmetinin işçilere neden ulaşmadığı, elektrik, havalandırma, patlayıcı ortam, yangın güvenliği ve acil çıkış eksikliklerinin ölüm sonucundaki etkisi bilimsel biçimde açıklanmalı. Tanıklara para teklif edildiği, sigorta ve anlaşma yoluyla ifadelerin değiştirilmek istendiği yönündeki iddialar da araştırılmalı ve tanıklar korunmalı.

İkinci duruşmada verilen tahliye kararları, kamu görevlileri soruşturmasının iddianameye dönüşmemesi, mali ve teknik incelemelerin tamamlanmaması ve üçüncü duruşmanın yeniden Kandıra’da yapılacak olması üzerine aileler 14 Haziran 2026’da Gebze Kent Meydanı’nda Adalet Nöbeti başlattı. Her pazar sürdürülen nöbet, yalnızca Dilovası’nda katledilen yedi işçi için değil, bütün iş cinayetlerinde patronların, şirketlerin, tedarik zincirlerinin ve sorumluluğu bulunan kamu görevlilerinin yargılanması için tutuluyor. Ailelerin mücadelesi, iş cinayetlerinin münferit kazalar değil, ucuz ve güvencesiz emek üzerinden büyüyen bir üretim düzeninin sonucu olduğunu görünür kılıyor. Bu davanın eksiksiz yürütülmesi, bütün sorumluların yargılanması ve cezasızlık zincirinin kırılması, Türkiye’deki bütün iş cinayeti davaları açısından önem taşıyor.

Tüm Türkiye’yi 19 Temmuz Pazar günü 16.00–18.00 arasında Dilovası İşçi Katliamı ve tüm iş cinayetleri için Adalet Nöbeti’ne destek vermeye, bulundukları kentlerin meydanlarında ve alanlarında adalet talebini büyütmeye bekliyoruz.

 

 

Tarih: 17-07-2026

FACEBOOK YORUM
Yorum