Haber Yapmak ve Gazetecilik, Suç Değildir!
Gazeteciler İsmail Arı, Alican Uludağ vd. gazetecilerin tutukluğu, Milas’ta Emek ve Demokrasi Güçleri tarafından protesto edildi. 27 Mart Cuma günü saat 18’de Milas şehir parkında gerçekleştirilen açıklama çok sayıda sivil toplum kuruluşu, sendika ve partilerin ilçe örgütleri katıldı. Toplantının yönetimi Milas 78’liler ve Tüm Emeklilerin Sendikası Milas Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Fikret Çoban tarafından gerçekleştirildi.
*Haber ve İnsan
KONUŞMALAR ŞU ŞEKİLDE GERÇEKLEŞTİ:
Milas 78’liler adına Nevzat Çağlar Tüfekçi: “Gerçeklerin halktan gizlenmesini isteyen egemen güçler, hep gazetecileri hedef almışlar; onları ya öldürtmüşler ya da cezaevine atmışlardır. Metin Göktepe, Uğur Mumcu ve Hakan Tosun gazetecilik yaptıkları için hayatlarını kaybettiler. Merdan Yanardağ, Alican Uludağ, İsmail Arı, Bilal Özcan vd. gazetecilik yaptıkları için şu tutuklu durumdalar. Gazetecilik mesleği, kriminalize edilmemeli. Gazetecinin bir görevi de doğasını, ovasını, ormanlarını, toprağını, havasını ve suyunu korumaktır. Gazeteci siyasi ve toplumsal konularda haber yaptığı gibi, doğal yaşamı korumak için de haber yapar.
Genel anlamda ülkemizdeki durum bu iken yerel ölçekte de gazeteciler yaptıkları haberlerden dolayı linç kampanyasına ve hakarete uğramaktadır. Milas ovasını Tiny House ve karavan gibi mobil yerleşime açmak isteyenler için yaptığım haberlerden dolayı hakarete uğradım ve tehdit edildim. Bu konu şimdi adliyede. Milas’ta DEM Partinin etkinliklerini haberleştirdiğim için bazı kesimler tarafından haksız suçlamalara maruz kaldım. Biz gazetecilik yapıyorsak eğer, var olan objektif gerçeği yansıtmamız gerekir. Biz haberlerimizi, birilerinin hoşuna gitmesi ya da onlara şirin görünmek için yapmıyoruz. Gazeteciler, düşman değildir. Bu düşman hukukundan vazgeçilmeli; habere, haberciye saygı gösterilmelidir.”
Tüm Emeklilerin Sendikası Milas Şubesi Adına Haldun Yaşar Şimşek: “Haber ve gazetecilikle ilgisi olmadığı savunulan dezenformasyon yasası bir kez daha gazetecilere karşı yargı sopası olarak kullanılmıştır. Ancak bilinmelidir ki ülkede yoksulluk, yolsuzluk ve adaletsizlik giderek artarken, rüşvet ve rant çarkı hızla dönerken gazeteciler susmayacaktır. İsamail Arı’nın tutuklanması, gözdağıdır. Gerçekleri yazanı susturmak, halkın haber alma hürriyetini gasp etmektir. Erol Zavar, en uzun süredir cezaevinde olan gazeteci unvanına sahiptir. Alican Uludağ, Furkan Karabağ, Merdan Yanardağ var. Onların suçu, halka aydınlatıcı bilgi yaymaktır. Bu karanlığa teslim olmayacağız. Tüm Emeklilerin Sendikası olarak tutuklu gazetecilerin yanındayız. Basın özgürlüğü engellenemez.”
Eğitim-Sen Milas Temsilciliği adına Hüdaverdi Günay: “Yoksulluk, yolsuzluk ve adaletsizlik giderek artmaktadır. Bu tablo karşısında gerçeklerin yazılması ve kamuoyuna aktarılması engellenmek istenilmektedir. Dezenformasyon yasası olarak bilinen düzenlemeyle ‘halka yanıltıcı bilgiyi yayma’ suçlamasıyla gazeteciler hedef alınmakta ve haber yapma suç haline getirilmektedir. Gerçeğin peşinden koşarak, kamuoyunu bilinçlendiren İsmail arı, Alican Uludağ’ın tutuklanması sadece gazetecilere değil, tüm topluma gözdağıdır. Haber hakkımız engellendiği için bu hukuksuzluklara, anti demokratik uygulamalara tepki gösteriyoruz. Gazetecilerin tutuklanmasına son verilmesini istiyoruz ve gerçeğin peşinden gitmeye devam edeceğiz. Susmayacağız, dayanışma ile bu karanlığı birlikte aşacağız.”
CHP Milas İlçe Yönetim Kurulu Üyesi ve Bilişim Sorumlusu Av. Ali Bakbak: “Gazetecilik Suç Değildir; Gazeteciler Linç Kampanyalarının Hedefi Yapılamaz. Yerel ya da ulusal medyada görev yapan gazeteciler, yalnızca haber yaptıkları, araştırdıkları ve belgeledikleri için hem yargısal hem de toplumsal baskıyla karşı karşıya bırakılmaktadır. Sosyal medya üzerinden yürütülen organize linç kampanyaları, bu baskının görünür bir parçasıdır. Bir gazetecinin haber yaptığı için hedef gösterilmesi, yalnızca o gazeteciye değil, toplumun gerçeği öğrenme hakkına da saldırıdır. Gazetecilik; kamuoyunu bilgilendirme, kurumları denetleme ve gerçeği ortaya çıkarma işleviyle demokratik yaşamın vazgeçilmez unsurudur. Bu işlevi yerine getirenlerin tutuklanması, yıldırılması veya linç yoluyla susturulmaya çalışılması; basın özgürlüğü ve ifade hürriyeti üzerinde derin ve kalıcı tahribat yaratmaktadır. Merdan Yanardağ’ın, İsmail Arı’nın, Alican Uludağ’ın ve tutuklu tüm gazetecilerin bir an önce serbest bırakılmasını, tutuklama tedbirinin istisnai niteliğine uygun biçimde uygulanmasını ve gazetecilere yönelik linç kültürüne toplumsal olarak dur denilmesini talep ediyoruz. Basın özgürlüğü, demokrasinin güvencesidir.”
DEM Parti Milas İlçe Örgütü adına Eşbaşkan Mehmet Hanefi Yılmaz: “DEM Parti Grup başkan Vekili Gülistan Kılıç Koçyiğit Parlamento kürsüsünden İsmail Arı’nın ismini vererek, ‘Gazeteciler hakikatleri yazdıkları için tutuklandılar,” dedi. Gözaltı ve tutuklamaları meclis kürsüsünden kınayarak, gazetecilerin serbest bırakılmasını istedi. Bu baskı politikalarıyla ne hakikat susturulur ne de emeğin mücadelesi durdurulur. Hakikatlerin konuşulduğu, emeğin korunduğu demokratik bir Türkiye hepimizin ortak ihtiyacıdır. Gazeteci Nevzat Çağlar Tüfekçi, 22 Mart’ta Milas’ta kutlanan halkların bayramı olan Nevroz etkinliğini haberleştirdiği için ırkçı şoven kişiler tarafından sözlü saldırıya uğratıldı. DEM Parti ilçe örgütü olarak yapılan bu ırkçı ve şoven saldırıyı kınıyor gerçek gazetecilerin yanında olduğumuzu bildiriyoruz. Halkın haber alma hakkı kutsaldır.”
SOL Parti Milas İlçe Örgütü adına İlçe Başkanı Hüseyin Yorulmaz: Yorulmaz, İsmail Arı’nın “BANA NELER YAŞATTILAR?” başlıklı yazısını okudu ve yazının son bölümünde Arı, şunları söylüyordu:
“Tutuklanmama gerekçe gösterilen haberlerden biri, ilk defa benim duyurduğum Yunus Emre Vakfı’ndaki soygundu. Bu haberim ile Çağdaş Gazeteciler Derneği’nden Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik, Avrupa Birliği Araştırmacı Gazetecilik ve Barış Selçuk Gazetecilik Ödülü’nü aldım. Ancak şimdi Yunus Emre Vakfı davası sanıklarının bir süre yatıp çıktığı cezaevindeyim. Bir gazeteci olarak, yatarı olmayan bir suçtan tutuklanarak susturulmak isteniyorum. Hakkımda yaklaşık 7-8 aydır koruma kararı uygulanıyordu. Yani ben zaten her gün devletin iki polisiyle birlikteydim. Merdan Yanardağ ve Alican Uludağ gibi beni de susturmak istediler.
Ancak ben cezaevinde de yazmaya, haber yapmaya devam edeceğim. Psikolojim de sağlığım da gayet iyi. Annemi, babamı, kardeşimi, eşimi ve tüm sevdiklerimi ağlatanlar da elbet bir gün yargılanacak. Ben gazeteciyim, haberlerimle hangi dağ efkârlıysa orada oldum. Yolsuzlukları, haksızlıkları, hukuksuzlukları haber yaptım. Yaptığım işin hakkını vermeye çalıştım. Ben gazetecilik dışında hiçbir şey yapmadım. Her yerde, her koşulda gazeteciliğe devam edeceğim ve ısrarla soruyorum; Beni neden susturmak istediler, ben neden cezaevindeyim? Gazeteci İsmail ARI”
Tarih: 28-03-2026