içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

İmar Rezaletleri!..

Bu yazımda somut birkaç olaya, örnek olsun diye yer vereceğim, ama yazının esas konusu bu değil. Yazı, yurttaşlarımızı, yaşadıkları kentin imar sorunlarıyla ilgili genel bir bilgilendirme amacını taşıyor. Aktüel bilgilerim nedeniyle büyük kısmını bildiğim konuyu, uzmanların bilgilerine de danışarak bir iskelete kavuşturdum. Şöyle ki:

İmar Rezaletleri!..

Coşkun EFENDİOĞLU

1923’de, Osmanlı yıkıntıları üzerine bina edilen genç cumhuriyetimizin ilk imar planı 1928 yılında Ankara İmar Planı için çıkartılan yasayla başlıyor. Daha sonra 1930 yılında 1580 sayılı yasayla bütün belediyelere imar yapma zorunluluğu getirilmiş. 1956 yılında 6785 sayılı “İmar Kanunu” yasası çıkmış. İllerin imar planları için İller Bankası görevlendirilmiş ve İller Bankası’nın uzmanları, ilgili belediyelerin imar planlarını yasanın imar kurallarına göre yapmışlar ve Valiliklerce onanarak yürürlüğe girmiş.

1933-1980 yılları arasında Belediye İmar Planları’nın %96,61’ini İller Bankası uzmanları yapmış ve denetlemiş.

Belediye Meclisleri’nin İmar Planları için onama yetkisi yokmuş. Ancak 1985 yılında Özal iktidarı zamanında çıkartılan 3194 sayılı İmar Kanunu ile, şehir imar planlarının yapılması ve onanması yetkisi Belediyelere devredilmiş. Bu tarihten sonra yapılan imar planlarını yaptırma ve onaylama yetkisi Belediye Meclislerine geçmiş.

Aslına bakarsanız, bu tarih, kentlerin çarpık imarlarının da miladı olmuş.
İmar Planları, büyük arsa rantları elde edilmesine olanak veren bir süreç. Eğer şehir imar planları tarafsız ‘İller Bankası’ gibi kurumlar eliyle değil de, belediye meclislerinin onayına kalırsa, ortaya pek çok ‘imar rantı’, ‘arsa rantı’ olayı ortaya çıkar ve zaten çıkmış da..
İşte 1985 yılında Özal iktidarının İmar Planı yapma ve onama yetkisini belediyelere vermesi sonrasında, şehir plancılığı açısından pek çok sıkıntılı durum ortaya çıkmış, arsa rantları üzerinden büyük bir kirliliğin önü açılmıştır.

Düşünün, iki bin nüfusa ulaşan yerler belediye olma statüsü kazandığından, pek çok belediyeler oluşmuştu ve bu yasayla, imar planı yapma yetkisi de belediyelere verilince, büyük bir ‘rant savaşı’nın da kapısı aralanmış oldu. Ayrıca, şehir plancılığı mühendislik ilkeleriyle hazırlanması gereken ve ‘ihaleye çıkarak’ yaptırılan planlar, çoğu o yörenin bakkalı, manavı, memuru, inşaatçısı vb. gibi, çoğu şehircilik ilkelerinden habersiz olan belediye meclisi üyelerinin onayıyla ‘halledilir’ olmuştur. Ve hatta, belediye yönetimleri, plan yapılırken şehrin hangi alanlara doğru genişleyeceğini, hangi arazilerin arsa konumuna geleceğini ve fiyatlarının artacağını belirleme ve buradan rant sağlayabilme imkanına kavuşmuşlardır. Bu durum en temel ‘arazi rantı’ kaynağı olmuştur. Ve hatta denebilir ki, yerel yönetim seçimleri, ideolojik-siyasi rüyaları gerçekleştirme amacından çok, büyük ölçüde bu rantı ‘elde etme’ mücadelelerinin arenası haline gelmiştir.

1990’lı yılların sonunda, Bodrum Yarımadası’nda 11 belediye vardı. Bunlardan yeni kurulan Gümüşlük Belediyesi’nin binasının hizmete açılması töreninde, ben de gazeteci olarak oradaydım, o zamanki Bodrum Kaymakamı Uğur Boran da bir konuşma yapmıştı. Özü şuydu: Yaklaşık olarak, “Bodrum Yarımadası gibi ülkemizin en önemli turizm merkezlerinden birinde 11 tane belediye olması akla uygun değil. Bodrum’un her tarafı turistik alan. Ve 11 ayrı belediye bu belde şehirlerinin imar planlarını yapıyor. Oysa bunların tek bir planla yapılması gerekir. Akıl bunu söyler. Şimdi memnunsunuz bundan, ama gelecekte pişman olacaksınız” demişti. Yani kaymakam bey aslında, ‘şimdi para kazanacaksınız, arazileriniz değerlenecek ama, böyle giderse Bodrum yakında turizm beldesi olmaktan çıkacak, cazibesini kaybedecek, turist de gelmeyecek’ demek istemişti.

Şimdi Bodrum’un trafiği İstanbul’u aratmıyorsa, bu 11 ayrı belediyenin planladığı yollar nasıl yetmiyor ve Bodrum yeşili yok edilen ve beyaz kutucuklarla dolu bir kent haline gelmişse, işte bu dağınık planlama, bunun en büyük nedenidir. Yerleşim bölgelerinde neredeyse yeşil kalmamış durumda…

Oysa Şehir Plancılığı, tıpkı mimarlık, inşaat mühendisliği, jeoloji mühendisliği, makine mühendisliği gibi bir mühendislik dalı. Yani, şehirciliğin pek çok bilimsel kuralı var.

Örneğin, belirli bir alanda kaç kişi yaşıyorsa, o nüfusa yetecek yollar, yeşil alanlar, kamu hizmet binaları için ayrılacak alanlar, park yerleri, vb. bu şehir planlarında belirlenir. Plan yapılan alandaki kat sayıları bile hesaplanarak belirlenir.

Örneğin iki katlı binaların olacağı planlanmış bir kentte yaşayan insanlar için o ada ya da parselde, kaç kişinin yaşayacağı, yolların genişliği, ayrılacak yeşil alan miktarı, otopark alanları, kamu hizmet alanları vb. imar planlarıyla belirlenir. Dolayısıyla, 5 yıl sonra bu alandaki evlerin kat sayıları, bina yükseklikleri artırılamaz. Eğer artırılırsa, o alan içindeki evlerde yaşayacak insan sayısı artacak, araç sayısı artacak, dolayısıyla o alan içinde yasanın öngördüğü yeşil alan, otoparklar vb yetmeyecektir; yollar artan nüfusun ihtiyacını karşılayamayacaktır. Bir kent ancak, planlama kurallarına uyulursa düzenli, yaşanabilir bir yer olur.

Milas’ın ilk imar planı çalışmaları da Belediye Başkanı Nazmi Akdeniz döneminde (1936-1949) başlamış. Ancak bu plan büyük ölçüde uygulanmamıştır. Daha sonra 1990 yılında Milas Belediye Meclisi Şehir İmar Planı için ihale açmış ve Şehir Plancısı Oğuz Aldan tarafından imar planı yapılmıştır. Fevzi Topuz’un ilk belediye başkanlığı dönemidir. 1994-1999 tarihleri arasında Ali Doğan Serçek zamanında bir başka Antalyalı şehir plancısı (Nida) tarafından imar planında değişiklikler yapılmış ve örneğin Milas ovası da imara açılmıştır. 1999 seçimlerinde ikinci kez Belediye Başkanlığı’nı kazanan Fevzi Topuz döneminde şehir imar planında bu kez Şehir Plancısı Seydihan Çamur’la birlikte imar planında değişiklikler yapılmış ve ova imara kapatılmıştır. Daha sonraki Muhammet Tokat dönemlerinde de çeşitli değişiklikler yapılmış olmasına karşın, bütüncül bir imar planı çalışması olmamıştır. Halen Milas Şehir İmar Planı’nın müellifi, Şehir Plancısı Seydihan Çamur olarak görünmektedir.

Milas antik bir kent üzerine kurulu olduğu için, İmar Planları yanında ayrıca ‘Koruma İmar Planları’ da vardır. Milas’ın ve mücavirindeki bazı bölgelerin, örneğin Kıyıkışlacık, Güllük, Boğaziçi gibi, Koruma İmar Planları vardır. Ve çoğu, ‘revizyon imar planları’ çalışmaları sürdüğünden, kesinleşmiş değildir.

Tabi bütün bunların yanında, aslında birer suç olan, mevcut imar planlarına ve şehircilik ilkelerine aykırı imar ruhsatı verilmesi durumları vardır ve maalesef çok fazladır. Zaten vatandaşların da en çok konuştuğu ve şikayet ettiği konuların başında gelir.

Örneğin, Milas’ın bir dönem gecekondu bölgesi olarak bilinen İsmetpaşa Mahallesi’nde, Bademlik Caddesi’nden Çakalderesi’ne döndüğünüzde, yapılmış inşaatlar var. Gecekondu zamanında yapılan evler yıkılıp yenileri yapılıyor tabii. Ama artık bunlar imar ruhsatı alınarak yapılıyor, yapılması gerekiyor. Peki şimdi şu fotoğrafa bakın. Gecekondu bölgesinde sonradan yapılmış bina ama kaldırım terki bile yapılmamış. Dolayısıyla kaldırım yok. Bina yola girmiş.. Gecekondu iken kaç m2’ye yapılmışsa, şimdi yine aynı m2’ye, imar planının gerektirdiği terkler yapılmadan yerleştirilmiş. Bunlara kim izin veriyor. Eski yerleşimler, İmar Planı yapıldıktan sonra, binalar yenilenirken, İmar Planı ilke ve kurallarına uyum nasıl sağlanıyor; sağlanıyor mu?

Ve buna yetkili kurum kim? Bildiğimiz kadarıyla Belediye Fen Dairesi.. Peki, bu durum nasıl olabiliyor?..

Bir başka örnek: Güllük Mahallesi’nde ana yol. Hemen Güllük sahile inen yolun kenarı. Eskiden bu yol yine böyle dardı, ama bu kadar büyük kütleli bir bina yoktu. Bir ev vardı. İki katlı. Bu ev yıkılmış ve yerine kaldırım bile ayrılmadan, arsa üzerine yola sıfır çok katlı bina oturtulmuş!
Elbette buna bir görevli inşaat ruhsatı vermiştir..
Peki nasıl vermiş?!
Bu nasıl şehircilik!?..
Üstelik bu bina çok yeni, daha iskan edilmemiş bile..
Belediye Başkanı o yoldan hiç geçmiyor mu?
Bu rezilliği görmüyorlar mı?
Kentin genel görünümünü bu binalar nasıl etkileyecekler; kent siluetine uyumlu mu?
Vatandaşlar nerde yürüyecekler? vb. vb. vb.
Bahsettiğim örnek yerlerle ilgili imar planı yok mu? Varsa, bu rezaletin nedeni ne?

Aslında imar planına falan da ihtiyaç yok. Ama kentin geleceği düşünüldüğünde, Güllük örneğindeki bina gibi, birkaç binanın kaldırılarak yol açılması gerekiyor. Ama tam tersine, o adada eskiden diyelim 40 kişi oturuyordu, ama şimdi yeni yapılan çok katlı binalarda 300 kişi oturacaktır. Hani nerede yeni oturacaklar için yeşil alan, yol vb. vb.

Eminim Milaslı yurttaşlar, yüzlerce başka örnekle, bu soruyu genişletebilirler.

NotBu yazıyı yazmadan önce, İmar ve Koruma İmar Planları ile ilgili son bilgileri almak için Milas Belediye Başkanı’ndan randevu istedim, ama henüz görüşemedik. Bu konularla ilgili, konunun diğer veçhelerine de değineceğim yazılarım sürecek. İmar planları ve Milas’taki imar uygulamaları konusundaki yazım, şehir plancılığı ilkeleri çerçevesinde, Milas’ın durumuyla ilgili olarak devam edecek.

Kaynak: coskunefendioglu.com

Tarih: 02-04-2026

FACEBOOK YORUM
Yorum