beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan sefaköy escort beylikdüzü escort seks hikayesi sex hikayesi beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bahçeşehir escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort alanya escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort kıbrıs escort kıbrıs escort

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

KUZEY EGE GEZİ NOTLARI (3/1)

Bugünü (07.09.2026, Pazartesi), Gömeç sahilini gezmeye ve tanımaya ayırdık. İnternetteki bilgilere göre, Gömeç sahillerinin uzunluğu 17.500 m; merkez 4.400 m, Karaağaç 10.600 m ve Keremköy 2.500 m. Sahilleri gezmeye, Dalış Köyü'nden başlayacağız.

KUZEY EGE GEZİ NOTLARI (3/1)

MEHMET ERDAL

SOSYAL DEMOKRATLAR DA SANATIN VE SANATÇININ YANINDA

Sabah saat 10.00 gibi Karaağaç Mahallesi sınırları içerisinde kalan Dalış Köyü'ne gittik. Belediye Sosyal Tesisleri'ne (FIRINTAŞ) yakın bir yerde, Gömeç Belediyesi'nin düzenlemesini yaptığı halka açık alanda bir zeytin ağacının altına portatif masayı, sandalyeleri ve kahvaltılık malzemeleri koyup denize girdik; deniz temiz ama kıyıya paralel esen rüzgar nedeniyle dalgalar yüzmeyi güçleştiriyor. Biraz yüzdük ve çıktık. Bizim dışımızda da yüzmek ve bizim gibi zeytinlik alanda kahvaltı yapmak, belki de gün boyu vakit geçirmek için gelen ailelerin sayısı artmaya başlamıştı. Zeytinlik alandaki çimenler, akşamdan sulandığı için yerler oldukça ıslaktı. Kahvaltıyı yaptık, biraz oturduk ve kalktık.

Datça'da bazı Datçalılarca bir tartışma konusu olarak sıkça gündeme taşınmaya çalışıldığından, aracı park ettiğimiz yolun Dalış Köyü'ndeki tesis ile FIRINTAŞ arasındaki bölümünde yer alan mermer heykeller buraya ilk geldiğimiz gün de dikkatimizi çekmişti. Araç ile yanlarından geçerken bu kez fotoğraflarını çektik. “Solcular, sosyalistler gibi sosyal demokratların da sanatın ve sanatçının yanında olmaları çok güzel.” dedim. Sevda, üç gün önce, 04.09.2026 günü Resmi Gazete'de yayınlanan bir kararla kapatılan Dokuz Eylül Üniversitesi'ne bağlı Güzel Sanatlar Enstitüsü'nü anımsattı.

Dalış Köyü'nden ayrılıp, araçların gittiği yoldan güneybatıya doğru yol almaya başladık.

YAZ SEZONUNUN SONUNA GELİNMİŞ

Yolun sol tarafı zeytinlik, sağ taraf farklı adlarda küçüklü büyüklü siteler. Bölgeyi tanımadığımız için aracın lastiklerini ve alt takımlarını düşünerek, sadece bazı noktalarda siteler arasına girdik. Sahile yakın evler, daha derli toplu ve bahçeli. Araç ile gidilemeyeceği için aracı park edip yaya olarak indiğimiz bir iki yerde sahilin çok bakir ama dar, taşlık, yosunlu ve biz Datçalıların görmeye alışık olduğumuz o güzelim Palamutbükü, Ovabükü, Hayıtbükü, Taşlık, Kumluk, Hastane altı, Mare altı, Burgaz, Karaincir sahillerinden çok uzak olduğunu gördük; Dalış Köyü dahil buralarda da gördüğümüz çok sayıdaki iskelenin bir nedeni, Gömeç Sahillerin oldukça taşlık olması olabilir.

Daha ileride, başka bir noktadan yine sitelerin içerisine girip dolaşmaya başladık. Yolumuz, denize paralel uzanan SIRATAŞLAR Caddesi'ne çıktı; uzun bir cadde. Bu caddeyi dolaşırken de bir-iki noktada aracı park edip sahile indik. Bu bölgede de cadde ve sokaklar tenha. Sahilde de çok fazla yüzen yok. Bu cadde ve civarındaki evler de daha derli toplu ve bahçeli; muhtemelen, ekonomik durumu daha iyi olanların kaldığı evler.

Bu bölgelerde sahile yakın yerlerde ya da siteler arasında gördüğümüz çay-kahve vb. içeceklerin içildiği, yiyeceklerin yenildiği kafelerde, restaurantlarda pek kimseyi göremedik; dolaştığımız cadde ve sokaklardaki sakinlik, evlerin pek çoğunun kepenklerinin kapalı oluşu, araç ve insan azlığı da düşünülürse, sanki bu bölgede yaz sezonunun sonuna gelinmiş ve yurttaşlar büyük ölçüde evlerine dönmüşler.

AR-TUR'A GİRİŞ , AK-TUR'A GİRİŞTEN DAHA ZOR!

SIRATAŞLAR'ı geçince, yolumuz AR-TUR Sitesi önüne çıktı.

Gömeç'e gelmeden önce bir pazarcı arkadaşım AR-TUR'un adından söz etmiş, “AR-TUR'da bir ara mal verdiğim birisi var. Uğrayıp çayını için, selamımı söyleyin.” demişti. Gömeç'e geldikten sonra da AR-TUR'dan söz eden ve AR-TUR sınırları içerisinde kalan koyları öneren dostlarımız oldu. Bu dostlarımız, AR-TUR'a girmenin çok zor olduğunu, güvenliğin kimseyi içeriye almadığını ama bazı tanıdıklarının bir yolunu bulup girebildiğini de eklemişlerdi.

AR-TUR, bize Datça'daki AK-TUR'u anımsattı. AK-TUR'da yıllarca tezgah açmıştım. Bir ara AK-TUR'a giriş ve kapıdaki özel güvenlik konusu da tartışma konusu olmuş, bu konularda Datça'daki yerel basında ve sosyal medyada epey bir yazılar da yazılmıştı.

İnternetteki bilgilere göre, her ikisini de kuran bürokrat ve mülki idare amiri Özer Türk'tür; Özer Türk, Balıkesir Valisi iken 1968 yılında AR-TUR'u, Muğla Valisi iken de 1973 yılında Datça AK-TUR'un kuruluşuna önderlik etti.

AK-TUR, 33.500 m2'lik bir bölümü çadır ve karavan kamp alanı olmak üzere toplam 75 hektar (750.000 m2) bir alan üzerinde kurulu iken, AR-TUR 2.165.000 m2'lik alan üzerinde kurulu Avrupa'nın en büyük tatil sitelerinden birisidir.

AR-TUR'a girmemizi ve koylarını görmemizi öneren dostlarımıza göre, AR-TUR sınırları içerisinde kalan koylar, Gömeç'in en güzel koylarıdır.

AR-TUR'un kapısına vardık. Kapıdaki özel güvenlikçi, “Girişe kapalı” dedi. Giriş kapısının biraz ilerisinde “Gemi Yatağı ve Martı Koyu'na gider.” levhasını gördük. Oraya doğru yöneldik. Orada da motorsikletine binmeye çalışan bir özel güvenlikçi gördük. O da “Girilmiyor.” dedi. Pazarcı arkadaşın adını verip, onun üzerinden olsun girmeye çalışmadık; bugün asıl istediğimiz, Gömeç Sahillerini dolaşmak.

GÖMEÇ LAGÜNÜ ya da BÖRÜLCE MEVKİİ

AR-TUR'dan ayrıldıktan sonra biraz yol aldık ve bir noktada, yolun sol tarafında moloz döküntüleri gördük; ilk gözümüze çarpan, birkaç traktör ya da kamyon dökülmüş ve hali hazırda tepeleme duran inşaat atıkları oldu. Sonra, dikkat edince önceden dökülmüş ve yayılmış olan çok geniş bir alandaki inşaat vs. atıklarını gördük. Atıkların çevresine bakıldığında, sanki molozlar yoluyla bataklık bir alan kurutulmaya çalışılıyordu. Yola devam ettik.

Gördüğümüz bu moloz döküntülerinden bir süre sonra yol çatallaştı. Gömeç Sahillerini görmek istediğimiz için sağ yola girdik. Yolun sahile yakın olan kısmında, büyük bir site vardı. Siteyi sağımıza alarak devam ettik. Sitedeki evlerin çoğu boş ve çoğunda da “SATILIK” ilanı vardı. Bir tepeden sahili görünce ve yol da bozuk olunca geriye döndük.

Siteyi geride bırakıp yolun çatallaştığı yere yaklaştığımızda, sağ taraftaki bomboş alan Sevda'nın dikkatini çekti. “İnelim bakalım.” dedim. Sevda, “Güneş var. Ben inmeyeceğim.” dedi. Araçtan indim. Yol ile boş alan arasındaki tel örgüyü eğilerek geçtim. Şaşırdım: Gördüğüm, denizin çekilmesiyle oluşan devasa bir alandı. Denizin çekildiği alanın kıyı kenar çizgisinde gördüklerimi, Deniz Börülcelerine benzettim. Bir dal koparıp Sevda'ya göstermeye gittim. Önce “Değil.” dedi. Ben tattım; “Hayır, Deniz Börülcesi.” dedim. Bir poşet alıp toplamaya gittim. Epeyce topladım. Fotoğraf çektim. Araca döndüm.

Sevda, İnternete sormuş. Gördüğümüz kurak alan, yerel olarak “Gömeç Lagünü (tuzcul bataklık/kıyı gölü)” olarak bilinen sulak alanmış. Bu bölge, tapu kayıtlarında “Börülce Mevkii” olarak geçiyormuş. Bu lagün, deniz ile kara arasında sıkışan, kışın suyla dolup yazın buharlaşarak kuruyan tipik bir Ege kıyı lagünü (kıyı gölü) ve tuzla ekosistemi imiş. Su çekildikten sonra geriye kalan yüksek tuzlu toprak, tam olarak deniz börülcelerinin (ve diğer tuzcul bitkilerin) yetişmesi için mükemmel bir ortam oluşturuyormuş. Yaz sonuna doğru, bu alanlar börülce ile kaplanırmış.

Hareket ettik. Yolun çatallaştığı yere gelince, sağa döndük. Bu kez, yolun sağındaki lagünün devamı görünümündeki yolun solundaki lagün de dikkatimizi çekti. Bir noktada durduk.

Aracı durdurduğumuz nokta, yolun sağındaki ve solundaki lagünlerin yolun altından geçen beton künkler ile birbirine bağlandığı nokta idi. Kışın deniz kabarınca deniz suyu bu künklerden geçerek yolun solundaki alanı da dolduruyor, yazın havalar ısınınca buharlaşmadan sonra geriye kalan deniz suyu bu künklerden yolun sağına geçiyor, orada da deniz ile birleşiyordu.

Lagünün yolun solunda kalan kısmının çevresinde yapılmış ve içinde oturulduğundan şüphe duyulmayacak konutlar gördük; AR-TUR sonrasında gördüğümüz moloz döküntülerinin bu lagünün en uç kısımlarındaki yerlerden bir bölüm olduğunu tahmin ettik. “Bizim iyi tanıdığımızı söylediğimiz ve karşı olduğumuz bu sistem, gün gelir lagünün yolun solunda kalan kısmını gıdım gıdım doldurur ve inşaat alanına çevirir,” dedim.

Araca bindik ve yola devam ettik.

(Devam edecek)

 

Tarih: 07-09-2026

FACEBOOK YORUM
Yorum