beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan sefaköy escort beylikdüzü escort seks hikayesi sex hikayesi beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bahçeşehir escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort alanya escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort kıbrıs escort kıbrıs escort

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

KUZEY EGE GEZİ NOTLARI (3/2)

Halk arasında “Kız Çiftliği” olarak anılmasının kökeni, Osmanlı döneminde bölgede yaşamış Rum ailelerin kızlarına kalan çiftlik mülkiyetleri ve yerel söylencelere dayandırılıyor. 1998 yılında 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı ilan edilen bu taihi yapı ve üzerindeki çiftlik evi, 2007 yılında çıkan bir yangın ve çevresindeki yapılaşmalar nedeniyle tahrip ediliyor.

KUZEY EGE GEZİ NOTLARI (3/2)

(İkinci Bölüm)

MEHMET ERDAL

Araca binip, “Gömeç Lagünü”nü ikiye ayıran yolun devamında ilerledik. Yolun çatallaştığı yerde, Gömeç Sahillerini dolaşma niyetimiz nedeniyle sağa döndük. Biraz sonra, sol tarafta ama bir miktar uzakta, bir tepe ve tepenin üzerindeki kısmen yıkılmış eski bir bina gözümüze çarptı. “Bu tepe ve üzerindeki kısmen yıkık yapılar, bu düz ovada normal değil.” dedim; Akhisar'dan Salihli'ye giderken, yolun Salihli'ye yaklaştığı bölümünde sağlı sollu belli aralıklarla çok sayıda tepe gözünüze çarpar. Bunlar, MÖ 8 ve 6. Yüzyıllar arasında antik Lidya Krallığı döneminde krallar ve soylular için inşa edilmiş yüzlerce anıtsal yığma mezardan (tümülüs) oluşan devasa bir kraliyet mezarlığıdır; “Bintepeler” olarak bilinir. (Bknz: İnternet) Gördüğümüz tepe, bana o tepeleri çağrıştırdı.

GÖMEÇ BALIKÇI BARINAĞI

Doğrudan o tepeye doğru değil, sağ tarafta, tepe ve üzerindeki yapılan ile aynı anda gözümüze çarpan, biraz ileride görünen teknelere doğru aracı sürdük. Orada, teknelerin yanı sıra bazı binalar da vardı. Üzerinde “Zeytin Dalı Kültür, Sanat ve Barış Festivali'ne Hoşgeldiniz” yazılı bir “tak/tag”ın altından geçerek, alana girdik. Alanda, önü denize doğru dönük park halindeki aracın yanına yanaştık. Aracı, park ettik. İndik. Araç ile geldiğimiz istikamete baktım; biraz önce gördüğümüz lagün, görünmüyordu. Deniz, “sığ ve yosunlu” göründü. “Burası, lagünün devamı olmalı ama lagün görünmüyor.” dedim. Denizin kıyısına yaklaşıp denizi daha iyi görmek istedim. Deniz, gerçekten çok sığ ve yosunlu idi. Denizin kıyı ile birleştiği “körfezimsi” iki küçük alanda, denizin üstü ölü yosun ve çok sayıda plastik şişe ile kaplanmıştı; “Bu durum, bizim olmazsa olmazımız.” dedim.

Burasının ne olduğunu öğrenmek için sağa sola bakındık. İleride, teknelerin olduğu bölümde birisini gördük. Oraya doğru yürüdük. O ara, gördüğümüz kişi orada bulunan bir binaya girmiş. Binaya yaklaştık. İçeride bir de bir çocuk vardı; sandalyede oturuyordu. Uzaktan gördüğümüz kişi, ayakta ve gençten birisiydi. Selam verdim. “Bir şey soracağız.” dedim. Kendimizi tanıttım. Bulunduğu binanın girişinde “Gömeç Su Ürünleri Kooperatifi” yazıyordu. Görevli değil, bir çalışanmış. Teknelerin bulunduğu bu alan, Gömeç Balıkçı Barınağıymış. Ne zaman yapıldığını sorduk. Emin olmak için, ileride bulunan iki kişiden birisine seslendi. Seslendiği kişinin ne yanıt verdiğini pek anlayamadım. “Epey oldu” dedi. (2011) Denizin sığ oluşuna atıfta bulunarak, barınağın yeri dahil bu bölgede denizin doldurularak bu alanın yapılıp yapılmadığını sordum. Doldurulmuş. Biraz önce gördüğümüz lagünün yolun sol tarafında kalan kısmına daha önceleri ilaçlama yapan uçaklar inip kalkıyormuş; “Orasının zemini, katılaşır. Uçak inebilir.” dedi. Zaman içerisinde lagünün o bölümünün doldurulup inşaat alanı haline getirilme olasılığına dair öngörümü söyledim.

Kısa sohbet sırasında sadece denizin doldurulmasını değil, çevredeki yapılaşmayı da konuştuk. Keremköy tarafına gidip gitmediğimizi sordu. Dalış Köyü'nden başlayarak o yöne doğru gittiğimizi, Gömeç Sahillerini dolaştığımızı söyledik. “Gidin. Görün. Zeytinliklerin içerisine villalar yapıyorlar. Orada, koca bir şehir inşa ediliyor. Hem o villalarda oturuyorlar hem de gelip Zeytin Festivaline katılıyorlar.” dedi. Datça'da da halkımızın bir kısmının, “muhalif” olarak gördüğü yurttaşların bazılarının sözleri ile davranışları arasındaki çelişkilere yönelik gözlemlerine dayalı benzeri eleştirilerine aşina olduğumdan, bu sözler beni şaşırtmadı.

Verdiği bilgiler için teşekkür ettik ve yanından ayrıldık. (Sonradan İnternette sorgulama yaptık; Sözü edilen “Gömeç Zeytin Dalı Kültür, Sanat ve Barış Festivali”, ilk olarak 2019 yılında yapılıyor. Gömeç Meydanı ve Gömeç Balıkçı Barınağı ile yakındaki KIZ-KO Sitesi arasında kalan bölge, festivalin gerçekleştiği alanları oluyor.)

KIZ ÇİFTLİĞİ

Araca binip, Balıkçı Barınağı alanından çıktık. Sağa döndük. Burası, geniş bir alan. Yolun solunda oldukça dar, dükkanımsı, bitişik mekanlar var; üzerlerinde “filan balıkçı, fişmekan balıkçı” yazıyor. Onların biraz ilerisinde ise 10 kadar hediyelik eşya satışı yapıldığı anlaşılan bitişik nizam üstleri kapalı küçük yerler var. İçlerindeki masalar ve sandalyeler görünüyor. Sevda, balıkçıları kastederek, “Buradaki balıkçılar saat 13.30'dan sonra açılıyormuş. Bazılarında da müşteri önceden rezervasyon yaptırıyormuş.” dedi. Hediyelik satış yerlerinin ve balıkçıların boş oluşunun nedeni bu bölgede sezonun sonuna gelinmiş olması değilse eğer, Sevda'nın söylediği olabilir. Biz oradayken saat 13.00 gibiydi. Eğer hareket bizden sonra başlayacak ise elbette akşama doğru kalabalık artar ve hareketlilik burada gece yarılarına kadar devam eder.

Alanın sonunda, yol sola dönüyor. Yolun sonunda büyük harfler ile “KIZ-KO” yazan bir “tag/tak” görünüyor. Yolun sağında solunda ise mermer heykeller var; burada mermer heykellerin olmasını hiç anlamlandıramadığımızdan şaşırıyoruz. ((Sonradan İnternette yaptığımız sorgulamaya göre, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, Gömeç Belediyesi ve Güney Marmara Kalkınma Ajansı işbirliği ile 2021 yılında Uluslararası Kuzey Ege Gömeç Heykel Sempozyumu düzenleniyor; 2021, 2022, 2023 ve sonraki yıllarda bu sempozyum kapsamında heykeller yapılıyor. Heykellerin asıl yapılış amacı, Ege Denizi'nde (Gemi yatağı ve Tilki Koyu açıklarında) Türkiye'nin ilk Su Altı Heykel Galerisi'ni oluşturmak. Bu amaçla yapılan heykeller, su altına indirilmeden önce parklarda ve geçici sergilerde sergilenmekteymiş. Dalış Köyü'nde ve burada gördüğümüz heykellerin sonradan Su Altı Heykel Galerisi'nde mi yer alacağını yoksa o galeriden arta kaldığı için mi buralara dikildiğini bilemiyoruz.)

Geldiğimiz yoldan geri döndük. KIZ-KO yazan tak/tag'ın ve bu mevkiye gelirken gördüğümüz tepenin oraya giden yola girdik. KIZ-KO yazan tak/tag'ın önüne vardık. Burası, bir site. Bu adın neden verildiğini ve ne anlama geldiğini merak ediyoruz. Sevda, telefonu eline alıp Google Lens'ten tepenin üzerindeki kısmen yıkılmış yapının ne olduğunu öğreniyor: Tepe, 5000 yıllık geçmişi olan bir tarihi ve arkeolojik höyük. Orta Çağ ve Osmanlı döneminde de yerleşimin devam ettiği bu höyük üzerinde, son dönemlerde Trikopi Çiftliği adıyla bilinen tarihi bir Rum çiftlik evi inşa ediliyor. Halk arasında “Kız Çiftliği” olarak anılmasının kökeni, Osmanlı döneminde bölgede yaşamış Rum ailelerin kızlarına kalan çiftlik mülkiyetleri ve yerel söylencelere dayandırılıyor. 1998 yılında 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı ilan edilen bu taihi yapı ve üzerindeki çiftlik evi, 2007 yılında çıkan bir yangın ve çevresindeki yapılaşmalar nedeniyle tahrip ediliyor.

KIZ-KO, Kız Çiftliği'nin neredeyse bitişiğinde kurulan sitenin adı; site kurucuları, yörenin adından hareketle siteye kısaltılmış ad olarak KIZ-KO'yu alıyorlar.

Aynı yoldan geriye döndük. Sağlı sollu ekili tarım alanları ve bazı tarım alanlarına yapılmış binalar arasından ilerlemeye başladık.

GÖMEÇ BAMYASI

Daha önce de bamya ekili tarlalar görmüştük ama Kız Çiftliği'nden ayrıldıktan sonra daha sık görmeye başladık. Gördüğümüz bamyalar açık sarı çiçek açmışlar ve boyları oldukça uzundu; doğduğum köyümüzün ilk sebze yetiştiricisi aile olduğumuzdan, bamyanın böyle boy atmasının asıl nedeninin ekili olduğu toprağın çok verimli ve sulu olması olduğunu biliyordum. Köyümüzde, kuruyup yok olmadan önce Taylı Gölü civarında topraklara ekilen bamyalar da böyle uzar, domates, börülce, acur, karpuz ve kavun hem tad hem de görünüm olarak diğer topraklarda yetiştirilenlerden çok farklı olurdu. “Bu topraklar çok verimli.”, dedim.

Sevda, İnternette sorguladı: Gömeç Bamyası, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaret ile tescillenmiş özel bir bamya türüydü. Bölgenin iklimi, toprak yapısı ve poyraz rüzgarları bu bamyaya kendine has aroma ve kalite kazandırıyordu.

Yola devam ettik. Yolun sonunun İzmir-Çanakkale karayoluna çıktığını görünce şaşırdık; bildiğimiz bir bölge değildi. Doğaçlama dolaşıyorduk ve gördüklerimiz ile bölgeye dair yeni yeni bilgiler ediniyorduk.

“Bugün bu dolaşmayı bitirelim.” dedik. Çanakkale-İzmir karayoluna çıktık. Keremköy'e gidiyoruz.

(Devam edecek)

 

Tarih: 09-09-2026

FACEBOOK YORUM
Yorum