beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan sefaköy escort beylikdüzü escort seks hikayesi sex hikayesi beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bahçeşehir escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort alanya escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort kıbrıs escort kıbrıs escort

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Kuzey Ege Gezi Notları (4/3)

Çarşıyı gezmeye başladığımızda gördüğümüz ve “Dönüşte burada balık-ekmek yiyelim” dediğimiz nazar boncuklarının yukarıdan aşağıya asılı halde dekor oluşturduğu mekana gelip bir masaya oturduk...

Kuzey Ege Gezi Notları (4/3)

MEHMET ERDAL

(Üçüncü Bölüm)

Masanın üzerinde fiyat listesi vardı. Fiyat listesinin üzerinde “Cafe Zigardel” yazıyordu. Meğer burası ilk gördüğümüzde bizde oluşan ve bizi buraya getiren algımız gibi gerçekte “balık-ekmek” satan bir yer değil, uzun zamandır dondurma, tost, çay ve kahve servisi yapan “cafe-dondurmacı” imiş. Sevda, fiyat listesinin üst kısmında yazılanlara dikkat çekti. “Demek ki sezon sonunda balık-ekmek satmaya başlıyor,” dedim.

Listeye ve fiyatlara baktık. Sardalya olursa ekmek arası 250.00, Papalina olursa 300.00 TL., Uskumru olursa 350.00 TL imiş. Akhisar'dan yola çıkmadan önce kayınbiraderlerden Ceyhun, “Ayvalık'a vardığınızda, bir balıkçıda mutlaka Papalina balığı yiyin; Hamsi'ye benzer ama ondan daha küçüktür. Ayvalık yöresinin yerel balığıdır.” demişti. Öncesinde adını hiç duymamıştım. “Papalina yiyelim.” dedik. Gençten bir garson geldi. Siparişi verdik.

PAPALİNA

Bizim oturduğumuz bölümde başka masalarda da oturanlar vardı; kimisi bizim gibi yenice sipariş veriyor, kimisi de balık-ekmeklerini yiyorlardı.

Çok geçmedi, siparişimiz geldi.

Papalina, oldukça küçük bir balık; Sardalya ve Hamsi yerken aldığım tadı alamadım. Olsun, aklımda kalacağına tadına bakmış oldum.

Biz balık-ekmeğimizi yerken tur ile geldikleri anlaşılan başka müşteriler de mekana geliyorlardı. Yanımızdan geçerken bazılarının “Ben de Papalina yiyeceğim.” sözlerini duyuyorduk.

Balık-ekmeklerimizi yedikten sonra ödemeyi yapmak için kalkıp siparişin geldiği yere geçtim. “Ödeme, ileride, dondurma satılan yerde yapılıyor.” dedi, bir çalışan. Girdiğim bölümün içinden ilerledim, deniz tarafındaki bölümdeki masalarda nasıl bir kalabalık var, şaşırdım. Çay, kahve, tost, dondurma yenilip içilen asıl bölüm, işletmenin denize bakan kısmıymış.

Ödemeyi yapıp, çıktık.

(Gömeç'e dönerken İnternette yaptığımız sorgulamada, Papalina balığının gerçekten de Ayvalık ilçesi ve Cunda Adası ile özleşmiş, Hamsigiller veya Clupeidae familyasına aiti küçük bir deniz balığı olduğunu öğrendik. Çok küçük olduğu için ayıklanması zormuş. Bu nedenle genellikle temizlenmeden, bütün halde hafifçe unlanarak bol kızgın yağda kızartılarak yenirmiş. Yaz sonu ve sonbahar aylarında lezzetlenir ve restoranların menülerinde sıklıkla yer alırmış.)

LABİRENT GİBİ BİR YOL

Araca varınca, bu adada son olarak göreceğimiz Aşıklar Tepesi'ne (Sevim ve Necdet Kent Kitaplığı/Yel Değirmeni/Eski Agios Yannis Kilisesi) nasıl çıkacağımızı konuştuk.

Navigasyon, aracın bulunduğu yerden doğuya doğru gitmeye başlamamızı söyledi. Navigasyonun söylediği yön, çarşı içine gidiyordu. Aklımıza yatmadı. Rahmi Koç Müzesi'nde bir ara sohbet ettiğimiz Kütahyalı bir çalışan, Çarşıya gelirken geldiğimiz yoldan geriye doğru gitmemizi ve bir yerden sonra sağa dönüp Aşıklar Tepesi'ne çıkmamızı önerdiğinden, onun söyledikleri aklımıza daha çok yattı. “Çalışanın önerisine göre hareket edelim.” dedim.

Geldiğimiz yoldan geriye doğru gitmeye başladık. Çataltepe'ye doğru giden yol ile birleştiği noktaya geldiğimizde, Navigasyonu açtık. Navigasyon, bizi biraz ileriden sağa, tepeye doğru çıkan taş döşemeli dar bir yola yönlendirdi. Yol, nasıl dar ve kötü; o yoldan geçmeyen yolun gerçek halini hayal bile edemez. Yolun dar ve yola döşenen taşların kaygan oluşunun bende yol açtığı stres ile bir yere kadar çıktık ve bizim gibi Aşıklar Tepesi yerine yolu şaşırıp çıkmaz bir sokağa girdiğini görünce geriye dönüşe geçen bir araç ile karşılaştık. Sağ taraftaki bir aralığa girip, dönüşe geçen araca yol verdik. Sonra geri geri giderek girdiğimiz aralıktan çıktık, önceki aracın döndüğü yerden biz de döndük. Labirente benzeyen sokaklardan geçerek, nihayet Aşıklar Tepesi'nin yakınında bir noktaya vardık. Eski bir binanın yıkılması sonrası oluşan boşlukta park etmiş bir aracın yanına yanaşıp park ettik.

AŞIKLAR TEPESİ

İnternette sorgulayınca, “Aşıklar Tepesi”nin adının gerçekte “Çanak Tepe” olduğunu, Cunda Adası'nın en yüksek ve romantik noktalarından birisi olması hasebiyle çiftlerin ve sevgililerin sıklıkla buraya uğramalarından hareketle zaman içerisinde bu adla anılır olduğunu öğreniyoruz.

Tepede, Rahmi M. Koç tarafından (2007) restore ettirilen Agios Yannis Kilisesi, kilisenin içerisinde Sevim ve Necdet Kent Kitaplığı ile tarihi bir yel değirmeni bulunuyor.

Dış kapıdan geçerek, kilisenin, kitaplığın ve yel değirmeninin bulunduğu alana girdik. Yel değirmeni ve kilisenin çevresinde dolaşarak çevreyi seyrettik; görüntü çok güzeldi. Ayvalık Körfezi, adanın dört bir tarafı, adalar panoramik olarak seyredilebiliyor. Sahilden baktığımda “Ada mı değil mi?” diyerek ikirciklendiğim Aya Yorgi Rum Ortodoks Kilisesi'nin bulunduğu karanın bir ada (Tavuk Adası) olduğu çok net görülebiliyor.

Binanın içerisine girdik. Duvarlarda freskler vardı. Fotoğraf çekmek istedim. Sevda “'Fotoğraf çekilmez' yazıyor” dedi. Vazgeçtim. Kafeye geçtik. Sonra, “haydi gidelim” dedik.

Aracı, park ettiğim yerden çıkardım. Köşede bir genç, eliyle aşağıya doğru inmemiz gerektiğini işaret etti. Gösterdiği yola yöneldik. Bu yol, buraya çıktığımız yoldan daha düzgündü. Yol bizi önce Rahmi Koç Müzesi'nin oraya, sonra da aracı ilk park ettiğimiz yere yönlendirdi. “Meğer Navigasyon doğru yolu göstermiş” dedik.

15 Eylül Caddesi'ni takip ederek dönüşe geçtik.

ATATÜRK CADDESİ TRAFİĞİ, “İLLALLAH” DEDİRTTİ

Cunda Adası'nı Dolap Adası'na, Dolap Adası'nı Ayvalık'a bağlayan köprüleri geçtik. “Sola dönüp doğrudan mı yoksa sağa dönüp Ayvalık içerisini de görüp ondan sonra mı çıkışa yönelelim?” diye aramızda konuşurken gayri iradi sağa yöneldim; keşke yönelmeseydim.

Dur, kalk, dur, kalk yaparak metre metre ilerlediğimiz sırada merak edip İnternete sorunca, yol aldığımız caddenin “Atatürk Caddesi” olduğunu öğrendik. Ne kadar sürdü bilmiyorum, epey bir yol aldıktan sonra caddeden sola dönen bir yola girip Ayvalık çıkışına yöneldiğimiz anda “ohh be” dedik.

(Bitti)

 

Tarih: 13-09-2026

FACEBOOK YORUM
Yorum