Kuzey Ege Gezi Notları (5/1)
Devam ettik. Köyün çıkışında, yolun solunda, yola yakın bir yerde, köye girerken önündeki ağaç nedeniyle olsa gerekir, gözümüze çarpmayan eski bir zeytin değirmeni gördük. Aracı park edip, Cunda Adası'nda Rahmi Koç Müzesi avlusunda gördüğümüzün aynısı zeytin değirmenin yanına yürürken, “Bunu görmeyi beklemiyordum. İyi ki bu köye girmişiz,” dedim.
MEHMET ERDAL
(Birinci Bölüm)
12.09.2026, Cumartesi günü, kahvaltı sonrası yola çıktık. İlk olarak, Bağlar Burnu Halk Plajı'na gideceğiz.
İzmir-Çanakkale karayolundan Burhaniye/Edremit yönüne gittik. Gömeç'in Karaağaç Mahallesi'ni geçtik. Pelitköy yol ayrımında (U) dönüşü yaparak İçmeler'e giden yola girdik.
Çanakkale-İzmir karayolundan itibaren, İçmeler'e giden yolun sağı solu zeytin ağaçları. Yolun asfaltı çok iyi, muhtemelen yeni dökülmüş; sıcak asfalta benziyor. Yolun iki tarafında da ağaçlar yola o kadar yakın ve yol ile bitişik ki ağaçların yaşlarına bakarak, “Bu yol sonradan açılmış olmalı, o nedenle bu ağaçlar yola bu kadar yakın, bitişik durumdalar.” diyorum.
Biraz gittikten sonra, yol ikiye ayrıldı; İçmeler'e gidene değil, sağdakine, Bağlar Burnu Halk Plajı'na doğru gidene yöneldik.
Bir müddet gittikten sonra, Navigasyon bizi sağlı sollu evler arasından geçirerek sahile yönlendirdi. Denizi gördüğümüz noktada Navigasyon, “Sağa dönün. Hedefiniz şu kadar metre sonra solda kalıyor.” dedi. Sağa da dönsek sola da dönsek geldiğimiz yer Bağlar Burnu Sahili. Sol tarafta park etmiş bir araç hareket etmek üzere idi. Birkaç saniye bekledik, araç hareket edince, boşalan yere park ettik.
BAĞLAR BURNU SAHİLİ
Sevda'nın bir gün önce İnternet sorgulamasında edindiği bilgilere göre, Bağ Burnu Sahili 700 m uzunluğunda idi. Sahilde duş, soyunma kabinleri, WC ve satış yapan büfeler bulunuyor, sahil öğle öncesi oldukça tenha oluyordu.
Araçtan indik. Aracı park ettiğimiz yolun genişliği, iki araç genişliğindeydi. Bir tarafında, sahil ile vatandaşlara açık zeytinlik alan boyunca uzanan duvar, diğer tarafında bitişik nizam uzayıp giden konutlar bulunuyordu. Araçlar, duvara bitişik park etmişlerdi.
Masa, sandalye ve denize girerken kullanacağımız kıyafetlerimizi alıp taş duvara yakın bir zeytin ağacının altına yerleştik; zeytin ağaçlarının üstü, zeytin doluydu. Dalış Köyü'nde olduğu gibi burada da her akşam zeytinlik alandaki çimler sulanıyor olmalı ki yerler ıslaktı.
Cumartesi olmasından kaynaklı da olabilir, saat 10.00 gibi varmamıza karşın ağaçların altı neredeyse doluydu.
Eşyalarımızı koyduktan sonra sahile vardık; deniz kıyısındaki alan, oldukça ince kumlu ve geniş. Denize giren, güneşlenen çok sayıda kişi var. Duş ve soyunma kabinleri bulunuyor. Sol tarafta, biraz ileride bira dahil her şeyin satıldığı birden çok büfe gördük. Büfelerin biraz ilerisinde birisi erkeklere, diğeri kadınlara ait iki WC var.
Sırayla denize girip çıktık. Deniz çok temiz, pırıl pırıl. Deniz, durgun. Dalga yok.
Burasını beğendik. İki saat kadar oturduk. Sonra kalktık.
PELİTKÖY
Pelitköy'e, İnternette yer alan bilgiler çerçevesinde, köy meydanındaki asırlık çınar ağacının yakınlarında bir yere aracımızı park ettikten sonra sokaklarında dolaşıp eski Rum evlerini görebilme umuduyla geldik.
Pelitköy'ün çevresi, zeytinlik. Köyün yakın çevresinde çam ağaçları ve bizim oralarda “Kara Selvi” dediğimiz ağaç türleri görünüyor. Köye girişte gözüme ilk çarpan “TARİŞ PELİTKÖY” levhası ve sağ tarafta, araç ile ilerlediğimiz yoldan biraz uzakta, okul ya da benzeri bir amaçla kullanıldığı izlenimi veren bina (Burhaniye Ticaret Odası Özel Uygulama Okulu) oldu. Biraz ilerleyince bir Prof'un adını taşıyan (Prof. Dr. Ahmet Tunç Özdemir) zeytinyağı fabrikası, filan eski mebusun adı verilen bir sokak, asırlık mı bilmem oldukça uzun ve büyük bir çınar ağacı ve altında orta yaş ve üstü erkeklerin sandalyelerde oturduğu kahve(hane), ürünlerini sergilemiş müşteri bekleyen seyyar bir manav ya da üretici köylüler. Sonra da cami.
İnternette edinilen bilgiler ile örtüşmeyen köy görüntüsünün yarattığı hayal kırıklığı içerisinde araçtan inmeden, yavaş yavaş köy içerisinde dolaşmaya devam ettik. Köyün öbür tarafına varınca Pelitköy Halit Selçuk Ortaokulu'nu gördük. “Burası, oldukça büyük ve Ege'deki köylerin herhangi birisinde görülebilecek evlerin, yapıların olduğu bir köy. Ortaokula, yapılan ve devam eden yeni binaların çokluğuna bakılırsa göç veren değil, belki göç alan bir köy.” dedim. Başka bir sokaktan ilerleyerek geniş bir daire çizip yeniden biraz önce gördüğümüz çınar ağacının oraya çıkmadan önce Türk bayrağı gibi baştan aşağıya kırmızı boyanan ve üzerine de Ay-Yıldız kondurulan bir ev gördük. “Bu evin sahibi, bu köyde 'en milliyetçi' kişinin kendisi olduğunu dostuna düşmanına göstermek için evini böyle boyamış, anlaşılan.” dedim. Devam ettik. Köyün çıkışında, yolun solunda, yola yakın bir yerde, köye girerken önündeki ağaç nedeniyle olsa gerekir, gözümüze çarpmayan eski bir zeytin değirmeni gördük. Aracı park edip, Cunda Adası'nda Rahmi Koç Müzesi avlusunda gördüğümüzün aynısı zeytin değirmenin yanına yürürken, “Bunu görmeyi beklemiyordum. İyi ki bu köye girmişiz.” dedim.
Zeytin değirmeni, yerden biraz yüksekçe beton bir zemine monte edilmişti. Nereden getirilmiş ve neden buraya monte edilmiş olduğuna dair hiçbir açıklama göremedik. Köye girerken gördüğümüz okul binasının yakınlarında oldukça eski bir yapı ve onun da ilerisinde, üzeri zeytin ağaçları ile kaplı bir tepenin eteklerinde olduğunu düşündüğüm tuğladan yapılmış oldukça uzun bir fabrika bacası gördük. Anlaşılan oydu ki bu köy öteden beri zeytinyağı üretimi yapılan yerleşim yerlerinden birisiydi. Gördüğümüz zeytin değirmeni, köyde uzun süre önce faaliyette bulunan ya da hala üretime devam edip de makinalarını yenileyen bir zeytinyağı fabrikasından sökülüp buraya monte edilmemişse eğer, bir yerlerden satın alınmış ve buraya, köyün dünkü ve bugünkü “zeytinci” kimliğini simgeleyen bir nevi “anıt” anlamında köyün girişine konulmuştu.
Değirmenin iki parçasının üzerinde damga biçimindeki yuvarlakların içinde “Sait İzmit, Aydın Asfaltı/İzmir, TEL: 38121 T.M.” yazıyordu.
(Bu yazıyı yazarken, Yapay Zeka'ya sordum: Sait İzmit Makina, 20. Yüzyılın ortalarından itibaren İzmir merkezli olarak faaliyet gösteren, özellikle Ege Bölgesi'ndeki zeytinyağı tesisleri ve ağır sanayi için döküm makine/ekipman imal eden köklü bir üretici. Bölgedeki geleneksel ve hidrolik zeytinyağı imalathanelerinde Sait İzmit döküm parçalarına sıkça rastlanırmış. Damgadaki 5 haneli telefon numarası, 1950-1970 yılları arasında kullanılıyormuş. Dolayısıyla, bu zeytin değirmeni, İzmir'de imal edilmiş ve Sait İzmit Mühendislik/Makina İmalathanesinde üretilmiş yerli bir döküm aksama aitmiş.)
Köyden ayrıldık.
(Devam edecek)
Tarih: 14-09-2026