Milas Emek Ve Demokrasi Güçleri, Esra Işık İçin Özgürlük İstedi!
İkizköylüler’in Danıştay ve Anayasa Mahkemesi önünde açıklama yaptıkları saatlerde Milas’ta da Emek ve Demokrasi Güçleri tarafından “Esra için özgürlük” açıklaması yapıldı. Milas Salıpazarı’nın girişinde yapılan açıklamaya çok sayıda Milaslı katıldı ve açıklamaya destek verdi.
*haberveinsan
Akbelen mücadelesinin önderlerinden Esra Işık’ın tutuklanması üzerine Türkiye’nin her yerinde açıklamalar yapılıyor ve Esra için özgürlük istekleri dile getiriliyor ve serbest bırakılması isteniyor. İkizköylüler’in Danıştay ve Anayasa Mahkemesi önünde açıklama yaptıkları saatlerde Milas’ta da Emek ve Demokrasi Güçleri tarafından “Esra için özgürlük” açıklaması yapıldı. Milas Salıpazarı’nın girişinde yapılan açıklamaya çok sayıda Milaslı katıldı ve açıklamaya destek verdi.
Sunuşlar Sol Parti İlçe Başkanı Hüseyin yorulmaz tarafından yapıldı. Yorulmaz konuşmasında, Muğla’nın %68’inin maden arama ve işletme ruhsatlı olduğunu, Milas’ın maden firmalarının adeta işgali altında olduğunu dile getirerek, gelecekte Milas’ta yaşanacak iklim sorunlarına dikkat çekti ve bunun topyekûn bir mücadele içinde olunması gerektiğini belirtti.
KONUŞMALAR
Basın açıklamasında ilk konuşmayı CHP İlçe Yönetim Kurulu Üyesi Ali Bakbak tarafından yapıldı. Bakbak şöyle konuştu:
Bugün, hukuk devleti ilkesinin temel direklerinden biri olan "yargı bağımsızlığı" ve "kişi hürriyeti ve güvenliği" hakkının, mülkiyet ve çevre haklarını savunan yurttaşlar aleyhine açıkça ihlal edildiği bir sürece tanıklık etmekteyiz. Akbelen Ormanı ve çevresindeki yaşam alanlarının korunması noktasında meşru mücadelesini sürdüren Esra Işık, somut dayanaktan yoksun suçlamalar ve ölçülülük ilkesine aykırı bir tutumla tutuklanmıştır.
1. Tutuklama Tedbirinin Amacı Dışına Çıkılması:
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesinde açıkça belirtildiği üzere tutuklama; ancak kaçma şüphesi veya delilleri karartma tehlikesinin bulunduğu, adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı hallerde başvurulabilecek bir "istisnai" tedbirdir. İkametgâhı sabit olan, toplumsal muhalefette şeffaf bir duruş sergileyen Esra Işık’ın tutuklanması; bir hukuki gereklilik değil, Anayasal hakkını kullanan kitleleri sindirmeye yönelik bir "yargısal taciz" niteliğindedir.
2. Anayasal Ödevin Cezalandırılması Kabul Edilemez:
Anayasamızın 56. maddesi, çevreyi koruma ödevini hem devlete hem de vatandaşa tevdi etmiştir. Müvekkil ve mağdur konumundaki köylülerin haklarını savunan bir yurttaşın, bilirkişi keşfi gibi teknik bir süreçte maruz kaldığı hak ihlallerine karşı gösterdiği insani tepkinin, "kamu görevlisine mukavemet" gibi ağır ceza maddeleriyle ilişkilendirilerek tutuklama gerekçesi yapılması; hukukun genel ilkeleriyle ve hakkaniyetle bağdaşmamaktadır.
3. Yargı Gücü, Sermaye Gruplarının İkame Gücü Değildir:
Söz konusu bölgede faaliyet yürüten maden işletmelerinin ekonomik çıkarlarını korumak adına, yargı mekanizmasının toplumsal tepkiyi bastırma aracı olarak kullanılması; toplumun adalete olan güvenini sarsmaktadır. Bu karar, doğayı katleden faaliyetlere karşı çıkan her sese verilen hukuksuz bir "gözdağı" mahiyetindedir.
4. CHP Milas İlçe Başkanlığı Olarak Kararlılığımız:
Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu haksız tutuklama kararına karşı en üst düzeyde hukuki ve siyasi direnci göstereceğimizi beyan ederiz. Hak arama hürriyeti, hiçbir sermaye grubunun kâr marjından daha değersiz değildir. Bu bağlamda;
Esra Işık üzerindeki tutuklama tedbirinin derhal kaldırılarak tahliyesine karar verilmesini,
Hukuk kurallarının, güç odaklarının lehine değil, halkın ve doğanın haklarını koruyacak şekilde adil uygulanmasını talep ediyoruz.
Bu dava, sadece Esra Işık’ın değil; Türkiye’nin bir hukuk devleti olup olmadığının davasıdır. Süreci titizlikle takip edecek, bu haksız karara karşı her platformda sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz.
Adalet mülkün temeli, halkın ise en büyük güvencesidir. Bu güvencenin sarsılmasına müsaade etmeyeceğiz.
Daha sonra Milas 78’liler Adına Nevzat Çağlar Tüfekçi’nin Konuştu. Tüfekçi konuşmasında şunları dile getirdi:
Muğla’da 48 köy, linyit madeni ruhsat alanları içinde bulunmakta olup bunun 26 tanesi Milas’tadır. Bugüne kadar linyit maden sahaları için Muğla genelinde toplam 8 KÖY, ya tasınmış ya da tamamen ortadan kaldırılmıştır. Bazı köylerde yaşayan yurttaşlar, iki kez yer değiştirmek zorunda kalırken, bazıları da ikinci- üçüncü kez yer değiştirme tehdidi ile karsı karsıyadır. Bunlardan birisi de İkizköy’dür.
Kaldırılan ve Boşaltılacak Olan Köyler
Kömür için 1979 yılından beri Sekköy, Hüsamlar ve Işıkdere köyleri boşaltıldı. Şimdi de İkizköy, Bağdamları, Çakıralan, Çamköy, Karacaağaç ve Karacahisar’ın arazileri için kamu yararı denilerek, acele kamulaştırma kararı verildi. Bu köylere ait 4 bin dönümlük arazinin içindeki yetişkin zeytinler sökülerek başka yere taşınacak ve telef edilecekler.
1990 yılında Aydın İdare Mahkemesinin kapatılmasına karar verdiği 2 termik santral yüzünden bu insanlar; bir ömür geçirdikleri ata topraklarından koparılarak başka illere sürgün edilme, yer değiştirme durumuyla karşı karşıyadırlar.
İki İnsan, İki Dram
90 Yaşındaki Bir Kadın: “Ben ana-baba görmedim yavrum; anam da bu toprak, babam da bu zeytin ağaçları. Ben bu topraklarda çocuk doğurmadan önce, bu zeytin ağaçlarını doğurdum. Elimle diktim bu ağaçları, çocuk gibi bakıp büyüttüm. İnsan çocuklarını nasıl teslim eder? Onları kesip biçip yok edecek hayınlar. Ben bu topraklardan gidersem; dayanamam, ölürüm,” diyordu.
Abdullah Yalçıntaş: “Ben Sekköylüyüm. Köyümden, köylülerimden, akrabalarımdan, tüm hemşerilerimden yıllardır ayrıyım. Geçmişte Sekköy’de de kamulaştırma yapıldı. Çanakkale Gökçeada’da, 42 senedir, ortadan kaldırılan köyümüzün, tanıdıklarımızın, şırıl şırıl akan berrak sularımızın hasretini çekmekteyim. Ben o güzel Milasımızı düşündükçe, Gökçeada, bir kapalı cezaevi gibi geliyor bana. Bu ayrılık acısı; insanı yiyip bitiriyor, içinden hiç çıkmıyor!”
Bir Profil: Esra Işık
Akbelen mücadelesinin merkezinde yer alan İkizköylü genç bir kadın. 25 yaşında. 2019 yılında başlayan Akbelen mücadelesinin içinde büyüdü, pişti, yetişti… Akbelen’de Termik santrala karşı yürütülen mücadelenin içinde hep en önde oldu; topraklarını, ormanları, zeytinleri ve tüm yaşam alanlarını savundu.
Bunun için tazyikli suya, biber gazına maruz kaldı, darp edildi, gözaltına alındı ama o hiç yılmadı. Tıpkı annesi Nejla Işık, Deniz Gümüşel, Zehra Ninesi, Aytaç Yengesi, Melahat Teyzesi, Ayşe Günay, Hasan Yorulmaz vd. büyükleri gibi mücadele etti. Akbelen’in, bir varoluş mücadelesinin önderi oldu! Şimdi o tutuklu. Altı köyün topraklarını, rezerv ömrü biten kömür uğruna ellerinden alabilmek, onların dirençlerini kırabilmek için Esra’yı tutukladılar. O tutuklansa da, Akbelen’de mücadele sürüyor.
Milas İçin Susuzluk Tehlikesi; Kurak Yazlar
Milas'ın %70'i maden arama, ihale ve işletme ruhsatlı alanlar. Milas’ta şu anda 50’den fazla maden firması faaliyet gösteriyor. Onlarcası da sırada bekliyor. Milas’ın her tarafı; Kuzeyden Güneye, Doğudan Batıya delik deşik. Ormanlar kesiliyor, zeytinlerimiz sökülüyor, havamız kirleniyor, su kaynaklarımız kurutuluyor. Çok değil 20 yıl sonra Milas’ta, susuzluk ve kuraklıkla karşı karşıya kalınacak. Üretemeyeceğiz, tarım yapılamayacak. Bu sorun bir avuç çevrecinin sorunu değil, hepimizin ortak sorunu. Gelecek nesiller için doğamıza, havamıza, suyumuza hep birlikte sahip çıkalım. Çevreyi korumanın sağı-solu, ideolojisi yoktur. Doğa Ana, herkese kucak açmıştır ve onu korumak da hepimizin en temel görevi! Biz bu doğayı atalarımızdan miras almadık, çocuklarımızdan ödünç aldık!
Acele Kamulaştırmaya Son Verilsin / Esra Serbest Bırakılsın
Son Olarak Av. Ramazan Akkaya, Esra Işık’ın Tutukluluk Süreciyle İlgili Bilgiler verdi ve “hukuksal süreci takip ediyoruz,” dedi.
Tarih: 07-04-2026