içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Milas'ın Geleceğinde Kent Konseyinin Rolü!

Kent konseyleri, kentin sadece yönetenler tarafından değil, o kentte yaşayan herkes tarafından birlikte düşünülmesi ve şekillendirilmesi fikrinden doğar. Temelinde katılım, ortak akıl ve şeffaflık vardır. Yani kent konseyi dediğimiz yapı; kaymakamlık ve belediyenin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır. Kentin sorunlarını konuşan, öneri geliştiren, farklı kesimleri bir araya getiren bir zemin oluşturur.

Milas'ın Geleceğinde Kent Konseyinin Rolü!

Doç. Dr. Mehmet GÜNLÜK / MSKÜ Milas Meslek Yüksek Okulu

Kent Konseyinin işlevleri

Bu yapıların varoluş amaçlarını birkaç başlıkta toplamak mümkün. Bunlar:

-Kentte yaşayanların karar süreçlerine katılımını sağlamak,

-Sivil toplum, meslek odaları ve vatandaş arasında köprü kurmak,

-Kent kimliği ve kültürünü koruyup geliştirmek,

-Ortak aklı ve uzlaşma kültürünü güçlendirmek,

-Yerel yönetimleri daha şeffaf ve hesap verebilir hale getirmek.

Yukarıda sayılan amaçlardan da anlaşılacağı gibi kent konseyleri, "yapmak" kadar "konuşturmak", "dinlemek" ve "birlikte düşünmek" üzerine kurulu yapılardır. Ancak bu hedeflere ulaşmanın önünde ciddi bir gerçeklik durmaktadır: Toplumda yönetime katılma isteği, ne yazık ki oldukça sınırlıdır. Bu gerçeklikten kaçmak değil, onunla yüzleşmek gerekir.

İşte tam da bu noktada kent konseylerinin stratejik bir sorumluluk üstlenmesi kaçınılmaz hale gelir. Kent konseyleri; zaten çok az olan yönetime katılma isteklilerine olabildiğince ulaşmaya çalışmalı, "yönetime katılmaya heves edenleri" buluşturmayı öncelemeli ve "yönetime katılmaya hiç niyeti olmayanları" da "katılımcı demokratik kültür"le tanıştırma hedefine sabırla yürümelidir. Bu üçlü yaklaşım, aslında bir kent konseyinin uzun soluklu başarısının da temel ölçütüdür: Yalnızca zaten ilgili olanları örgütlemek değil, ilgisizliğin duvarlarını da yavaş yavaş aşındırmak.

Kent Konseyinin felsefesi ne olmalı?

Milas Kent Konseyi'nin son iki yılına bu çerçeveden bakınca, ortaya daha net bir tablo çıkıyor. Eğer yapılan faaliyetler; belli gün ve haftalara sıkışan etkinliklerden, sınırlı katılımlı toplantılardan ve daha çok görünürlük odaklı çalışmalardan ibaret kaldıysa, bu durum kent konseyi felsefesiyle tam anlamıyla örtüşmez. Çünkü kent konseyi, etkinlik yapan bir organizasyon olmanın ötesinde, kentin nabzını tutan bir mekanizma olmak zorundadır.

Öte yandan; farklı mahallelerden insanların sürece dahil edildiği, gençlerin, kadınların, meslek gruplarının aktif rol aldığı, somut sorunlara yönelik çalışma gruplarının kurulduğu ve bu grupların yerel yönetime öneriler sunduğu bir yapı oluşturulabildiyse, işte o zaman kent konseyi amacına yaklaşmış demektir. Asıl ölçüt de budur: Kaç kişi katıldı sorusundan önce, kim katılamadı ve neden sorusu sorulabildi mi?

Bugün Milas'ta kamuoyunu rahatsız eden önemli başlıklardan biri de eski Milas Devlet Hastanesi binasının özelleştirme kapsamında satılacağına dair haberlerdir. Bu konu, sadece bir mülkiyet meselesi değil; doğrudan kentin geleceğiyle ilgili bir karardır. Çünkü o bina, Milas'ın hâlâ ihtiyaç duyduğu birçok kamusal hizmet için değerlendirilebilecek nitelikte bir alanı temsil ediyor. Sağlık, eğitim, sosyal hizmet ya da başka bir kamusal ihtiyaç… Bu tür bir yapının elden çıkarılması, telafisi zor bir kayıp olabilir.

Kentin ortak vicdanının dillendirilmesi!

Tam da bu noktada kent konseyinin rolü ortaya çıkar. Kent konseyi, bu tür meselelerde sessiz kalan değil; kentin ortak vicdanını dillendiren bir yapı olmalıdır. Bu konunun ilgili tüm taraflarla, özellikle de iktidar partisi milletvekilleriyle doğrudan iletişim kurularak gündeme taşınması gerekir. Görüşlerin, taleplerin ve alternatif önerilerin açık bir şekilde iletilmesi, kent konseyinin asli sorumluluklarından biridir.

Nitekim bunun geçmişte somut bir örneği de vardır. 2015 yılında kent konseyi olarak dönemin AK Parti Milletvekili Nihat Öztürk ve bugün de ilçe başkanı olan Levent Akyer ile kurulan diyalog sayesinde bugün Milas'a kazandırılan Veteriner Fakültesi sürecinde önemli bir adım atılmıştı. Bu örnek, doğru iletişim kurulduğunda ve kent adına ortak bir irade ortaya konduğunda sonuç alınabildiğini açıkça gösteriyor.

Burada sorulması gereken asıl önemli soru ise şudur: Milas'ta kent konseyi, kentin gerçek gündemini ne kadar sahipleniyor ve bu gündemi, karar vericilere ne kadar güçlü bir şekilde taşıyabiliyor?

Kısacası mesele, yapılan faaliyetlerin sayısından çok, kente ne kadar temas ettiği; ulaşılan insanların kim olduğundan çok, henüz ulaşılamayanların neden dışarıda kaldığıdır. Kent konseyi; vitrin değil, zemin olabildiği ölçüde anlamlıdır. Milas için bugün ihtiyaç duyulan da tam olarak budur: Yalnızca isteklileri bir araya toplayan değil, isteksizleri de bu ortaklığa sabırla davet eden; konuşan değil, sonuç alan bir ortak akıl.

Kültür Turizmi ve Yapılması gerekenler

Kent konseyinin gündemine alması gereken bir diğer önemli konu ise Milas'ın tarihi dokusunu oluşturan geleneksel Milas evlerinin geleceğidir. Yıllardır bakımsız kalan ya da yavaş yavaş yok olan bu yapılar, aslında Milas'ın en değerli kültürel mirasını temsil etmektedir. Doğru bir koruma ve dönüşüm politikasıyla bu evler; kültür turizmi ve pansiyon turizmi başta olmak üzere pek çok alanda Milas ekonomisine ve kimliğine katkı sunabilecek niteliktedir.

Bu çerçevede Milas Kent Konseyi'nin, AK Parti Muğla İl Başkanlığı, Milas İlçe Başkanlığı ve bölge milletvekilleriyle doğrudan temasa geçerek somut adımlar atılmasını talep etmesi gerekmektedir. Söz konusu talebin kapsamı; tescilli ve tescilsiz geleneksel Milas evlerinin ivedilikle envanterinin çıkarılması, koruma altına alınması, restorasyon süreçlerinin desteklenmesi ve bu yapıların kültür evi, butik pansiyon ya da sanatçı rezidansı gibi işlevlerle turizme kazandırılması için gerekli proje altyapısının hazırlanmasını içermelidir.

Bu konuda merkezi hükümetin destek mekanizmaları, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın hibe ve teşvik programları ile belediyelerin imar düzenlemeleri arasında etkin bir koordinasyon kurulabilmesi ancak güçlü bir yerel talep ve sivil baskıyla mümkün olacaktır. Kent konseyi, tam da bu noktada hem köprü kurucu hem de takip edici bir rol üstlenmelidir. Milas'ın tarihi evleri, doğru projelerle sadece korunmakla kalmaz; aynı zamanda kente yeni bir ekonomik ve kültürel nefes kazandırır.

Sonuç

Kent konseyi, merkezi yönetimin, yerel yönetimin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ve sivil toplumun ortaklık anlayışıyla, hemşehrilik bilincinin geliştirilmesi, kentin hak ve hukukunun korunması ve katılımcı demokrasiyi esas alan bir oluşumdur. Kent konseyi, kentteki tüm paydaşları bir araya getirerek kent yönetimine yardımcı olur ve kentin gelişimine önemli katkılar sunar. Ancak bu katkının gerçek derinliği, yalnızca mevcut katılımcıların örgütlenmesiyle değil; henüz kapıya gelmemiş olanların da o kapıya doğru yürümesiyle mümkün olacaktır.

Tarih: 03-04-2026

FACEBOOK YORUM
Yorum