“Milas ‘Kültürel Başkent’ Olma Rüyasına Çoktan Veda Etti”
Bu kabul edilemez başlığı atmak, pek çok kişi gibi, benim de içimi acıtıyor ama çok fazla örselendiği için, bu büyük tarihsel ve kültürel mirasımıza karşı yetkilileri ki bu mirasın bu kadar örselenmesinin sorumlularıdırlar; o nedenle aslında Milaslıları, bu gerçeğin artık farkına varılması için biraz şiddetle uyarmak zorundayız.
Konuk Yazar: Coşkun EFENDİOĞLU
1990’dan beri Milas’ta yaşıyor ve gazetecilik yapıyorum.
O yıllarda Milas, çevresindeki birbirinden önemli tarihi kentlerin kalıntılarıyla bezeli, kendisi de antik Karia’nın başkenti olan ve halâ eski çağlardaki adı ‘Mylassa’ ile yaşayan, bu nedenle de mevcut kentin içinde pek çok arkeolojik yapıya ev sahipliği yapan bir kentti.
Üstelik antik Karia’nın muhteşem kalıntıları yanında, Osmanlı döneminde yapılan pek çok tarihi ev, konak, meydan ve sokaklarla dopdoluydu. Tarihi binaların çoğu da eşsiz bacaların, kapı ve pencerelerin süslediği, avlulu evler şeklindeydi.
Yeni Milas, eski Mylassa’nın üzerinde kuruldu
Yeni Milas da eski Milas’ın üzerinde kurulduğundan, 1980’li, 90’lı yıllarda, kentin yeni yapılaşmaları sırasında, pek çok antik döneme ait kalıntılar, ne yazık ki yeni binaların temelleri yapılırken, sökülüp atılmıştı!
Bu sırada da aslında İmar Planı vardı. Ancak, nasıl olduysa, o zamana kadar kalanlar da bir şekilde yok edildi.
En basit birkaç örnek şöyledir. Milaslılar pek çok başka örneği de iyi biliyorlar.
Örneğin, Antik Mylassa’nın kalıntıları üzerinde (eski) Milas Ticaret Lisesi’nin yapıldığını, Hocabedrettin Mahallesi’ndeki havranın yıkılarak şimdiki Halk Eğitim Merkezi’nin yapıldığını bilmeyen yok. Üstelik bunlar direkt olarak kamunun yaptıkları!..
Antik dönemde Milas’a su getiren su kemerlerinin çevre yolundan Milas’a girdiği noktadan itibarenki pek çok su kemeri ve kalıntısı, o bölgede süren yapılaşmalar sırasında yok edildi!
Hayıtlı Mahallesi’ndeki ünlü Kral Yolu, artık neredeyse hatırlanmıyor, konuşulmuyor bile..!
Tarihi kalıntılar, kepçelerle sökülüp atıldı
‘90’lı yılların başında, bu inşaat faaliyetleri sırasında, özellikle gece saatlerinde, rastlanan tarihi kalıntılar kepçelerle sökülüp, hafriyat kamyonlarıyla Menteş yolunun solundaki eski dere yatağına, ya da Kırcağız Köprüsü civarında Sarıçay kenarlarına dökülüyordu. Sonra bu ‘kalıntı mezarlığı’nın üstü toprakla örtüldü. Bir süre Fiy tarlası olarak kullanıldı. Sonra, belediye soğuk hava deposu, mezbaha, tüp depoları hep bu kalıntılar üzerine bina edildi..
Biz o tarihlerde, gazeteci Olcay Akdeniz arkadaşımızla birlikte, Kırcağız Köprüsü’ne varmadan sağ taraftaki, şimdiki soğuk hava ve mezbaha’nın olduğu bölgede, böyle atılmış yüzlerce, belki binlerce tarihi eserlerin fotoğraflarını çekip yayınlamıştık. Bu yayınımızdan sonra oradan alıp getirilen 8-10 parça eser, eski Müze’nin bahçesinde sergilenmişti de..
Görülesi yerler hep ayaktaydı…
Buna rağmen eski Milas Mahalleleri olan Hisarbaşı, Hocabedrettin Mahallesi, Hacıilyas, Hacıapti, Şevketiye Mahalleleri’nde pek çok eski ev, sokak ve meydan ‘yaşıyordu’..
Gümüşlük’teki Gümüşkesen Anıtı, Hisarbaşı’nda Uzun Yuva (şimdi Hekatomnos Anıtı), Baltalı Kapı, ovadaki Su Kemerleri (ki şehrin içindeki birkaç uzantısı da halen duruyor), Milas’ın turistik açıdan da önemli görülesi yerleri hep ayaktaydı. Neyse ki bunlar halen ayakta, ama bir zamanlar Muğla’nın sanayi merkezi olan Milas’ın zeytinyağı ve sabun fabrikalarının o ünlü bacaları, daha birkaç ay önce yok edildi!..
Gümüşkesen Anıtı 8 yıldır hapis! Milaslılara ve turistlere kapalı!
Sözde şimdi müze yapılan Uzun Yuva, Hekatomnos Mezar Anıtı çevresi, işlevsiz durumda. Kaç yıl önce Tabakhane civarındaki binalar kaldırılarak ‘turist otobüsleri’ için park olarak düşünülen alana ‘turist otobüsü’ geldiği yok! Bomboş duruyor!..
Milas’a artık turist de gelmiyor!
Oysa bir zamanlar, 30-35 yıl önce, Milas’ın ‘kültür turizminin merkezi olduğunu’ söyler dururduk. Bölgenin en büyük pazarı olan Milas pazarına otobüslerle turist yağardı Salı günleri.. Turist otobüslerini park etme sorunu oluşmuştu..
Öyle ya çevresinde 18 antik kent kalıntısı bulunan, kendisi de hem antik Karia, daha sonra da Menteşe ve Osmanlı döneminin başkenti olan ve o dönemden kalma tarihi evleri, bacaları, kapı ve pencereleriyle, sokak ve meydanlarıyla Milas, ülkemizin başka yerlerinde olmayan pek çok değere sahipti.
Kültür başkenti olmak için ikinci fırsat MilAS’tı
O yıllarda Safranbolu, tarihi evleriyle meşhurdu ve bu değerlere sahip çıkıldığından, bir numaralı kültür ve tarih kenti olarak sivrilmişti.
İkincisi olma fırsatı Milas’taydı.. Tarihi Kentler Birliği Başkanı ve ÇEKÜL kurucusu Prof. Dr. Metin Sözen ve yönetimi sık sık Milas’a gelirlerdi. Toplantılar yapılır, Milas’ın hak ettiği değerlere kavuşabilmesi için paneller düzenlenir, çeşitli etkinlikler yapılırdı.
Böyle bir ziyaret sırasında Oktay Ekinci ve Tarihi Kentler Birliği’nin kurucusu ve büyük önderi Prof. Dr. Metin Sözen, sık sık geldikleri Milas’la ilgili olarak, Türkiye’de Safranbolu’yla birlikte korunması gereken bir yer olarak Milas’ı düşündüklerini, Safranbolu’da büyük bir başarı yakalanırken, Milas’ta bunun gerçekleştirilemediğini söylemişlerdi. Belki de bunun en büyük nedeni, Milas’ın, Safranbolu gibi sadece tarihi evleriyle sınırlı olmayan, çevresinde 18 antik kente sahip, kendisi de antik Mylasa üzerinde kurulu olan ve müthiş tarihi kalıntılarla dolu büyük bir kent olmasıydı.
Milas, Müthiş potansiyel..
Kuşkusuz böyle müthiş bir potansiyel taşıyan ve bu özellikleriyle Türkiye’de tek olan kentin
Antik Karia, Roma, Menteşe ve Osmanlı döneminin katmanlı yapısıyla korunması, salt belediyenin imkanlarıyla mümkün değildi. Mutlaka devletin, Turizm ve Kültür Bakanlığı’nın çok büyük bir desteği gerekiyordu. Ve bu süre boyunca Milas, muhalif belediyeler eliyle yönetildiği için belki de, devletten bu desteği hemen hemen hiç alamadı. Birkaç istisnai durum dışında, üstelik, özellikle son 20-25 yıldır hep ‘cezalandırıldı’..
Ancak bu durum, belediyenin sorumluluklarını görmezden gelme anlamına kesinlikle gelmemeli.
Milas, düzensiz bir kent görünümünde
Ali Doğan Serçek’in (1994-1999) ovayı imara açma ve Milas içinde de kat artırma kararlarıyla yaptığı olumsuzluklar, sonradan CHP’li belediyelerce giderildi belki ama CHP’li belediye yönetimlerinin de hem bu ‘kültürel başkent’ olma iddiasına uymayan pek çok uygulaması oldu. Nitekim, sonuç ortada.. Milas, kent içinde yeşili neredeyse olmayan ve olanları da iyice budanan, yolları kesinlikle yetmeyen, düzensiz bir kent görünümünde maalesef. Bunların bir kısmını, daha önceki “İmar Rezaletleri” ve “Biz Bu Şehre İhanet Ettik mi?” yazılarımda ele almıştım.
Son, Sağıroğlu Fabrikası’nın bacasının yıkılması olayında da olduğu gibi, belediyenin, Mimarlar Odası’nın nasıl duyarsız kaldığını yaşamadık mı? Vb. vb.
“KÜLTÜR BAŞKENTİ” NEDEN OLAMIYORUZ?..
Muhammet Tokat 2009 yılında Milas Belediye Başkanı seçildi ve 2024 yılına kadar bu görevini sürdürdü.
Oktay Ekinci ve Milas’ta “hadi gari toplantısı”…
Aslında Tarihi Kentler Birliği ve ÇEKÜL Vakfı’nın Milâs’la ilgilenme tarihleri daha eskiden başlamıştı ve özellikle eski Mimarlar Odası Başkanı Oktay Ekinci’nin büyük gayretleri vardı.
Muhammet Tokat belediye başkanı olunca 14 Temmuz 2009’da, 2 gün süren bir toplantı düzenledi. ÇEKÜL ve Tarihi Kentler Birliği Danışma Kurulu Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen ve ÇEKÜL Yönetim Kurulu Üyesi olan Milaslı hemşerimiz Hasan Özgen ve Oktay Ekinci’nin de katıldığı toplantıda pek çok önemli kararlar alındı. Toplantıyı düzenleyen Muhammet Tokat, burada yaptığı konuşmada, “2010 yılında Milas, yeniden Kültür Başkenti olacak” dedi. Alanda geziler yapıldı. Sonra da değerlendirme toplantıları..
Oktay Ekinci, Cumhuriyet Gazetesi’ndeki köşesinde, bu toplantının sonuçlarını “Milas’ta ‘Hadi Gari’ toplantısı” başlığı ile yayınladı. (31 Temmuz 2009, ÖNDER)
Mimar Sinan Üniversitesi ile toplantı…
11-17 Ekim tarihleri arasında ise, yine Milas’ta Belediye Başkanı Muhammet Tokat’ın düzenlediği, Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrenci ve öğretim üyelerinin de katıldığı (60 kişi) bir toplantı yapıldı. Öğrenciler, hocalarının programlarıyla bütün eski Milas’ı sokak sokak gezerek bir envanter çalışması yaptılar. (Bunlar daha sonra Üniversite’de haftada bir gün sabahtan akşama kadar yapılacak derslerde düzenlenecek ve sonuçta Milas’a bir yol haritası çıkaracaklardı.) Arada yapılan değerlendirme toplantılarında, bir öğretim üyesi şunları söylemiş: “Bu arada belirtmeliyim ki, bu çalışma süresi içinde yaptığım çalışmalar sonucu, koruma konusunda Milas’ın biraz geç kaldığını söylemeliyim. Ama hala elinde bir şeyler var ve bunlar bir an önce akılcı bir şekilde korunmalıdır..” (17 Ekim 2009, ÖNDER)
Bir başka öğretim üyesi de, “… Eski Milas diyebileceğimiz bölümün ise ‘tam anlamıyla döküldüğünü’ belirtti ve tüm eski ve yeni yöneticileriyle tüm Milas’a sordu: ‘Peki, eski Milas’ı niye ve nasıl bu kadar kötü kullandınız?’ “(17 Ekim 2009, ÖNDER)
Bir öğrenci de bu değerlendirme toplantılarında şunu sordu: “Milas, çevresi itibariyle yeşilliklerle çevrili bir kent. Ama kent içinde insanların doğayla birlikte olabileceği alan görmedim. Neden?” (17 Ekim 2009, ÖNDER)
Dikkatinizi çekerim, Sene 2009…
Kazılar ve çıkanlar
Sonra, sanırım 2013 ya da 2014 yılında, Belediye Başkanı Muhammet Tokat, eski Milas mahallelerindeki yıkılan ya da yanan evlerle ilgili olarak bir karar aldı. Rölevesi varsa aynı şekilde yapılabilecek, eğer yoksa kesinlikle beton bina yapılmayacak, arsaları da eski Milas içindeki küçük cep otoparkları olarak değerlendirilecek. Çünkü zaten bölgedeki eski dar yollar nedeniyle otopark yapmak mümkün olmuyordu.
Güzel ve korumacı bir karardı. Tam o sıralarda da Milas’ın büyük altyapı projesi nedeniyle bütün Milas’ta yollar kazılıyor, yeni yeni seramik tabanlar, mezarlar, çeşitli arkeolojik buluntular çıkıyordu. Muhammet Tokat bunalmıştı. Sanırım o sıralar, almış olduğu bu kararı, ‘Revizyon Koruma İmar Planı’ çalışmaları sırasında değerlendirmek üzere geri çekti!. Çünkü eski mahallelerde yerleri olan eşrafın baskısı altındaydı ve geri çekti. Hemen peşinden, şimdiki Cumhuriyet Caddesi’ndeki Waikiki binası, karşısındaki Altunay İş Merkezi, Hayri Balcı’nın iş merkezi, Ulusal Egemenlik Caddesi’ndeki Hayri Balcı’nın otopark olarak kullanılan yeri, onun karşısındaki altında mezar kalıntıları çıktığı için inşaat yapılamayan yerler, vb. pıtrak gibi betonarme binalarla doldu.
Betonarme yapılar
‘Kültür Başkenti’ olması hedeflenen Milas’ın bu eski mahallelerinde yıkılan her evin betonarme yapılarla ve eskisine de uymayan görüntülerle yapılması, bu mahallelerin siluetini bozdu. Düşünün, Amato’ların evinin restore edildiğini hayal edin. Bu, artık ‘eski Milas’ı korumak olabilir mi? Çünkü hemen arkasında koca bir beton blok olarak Waikiki binası ve Altunay İş Merkezi heyula gibi duruyor!..
Hangi korumadan bahsediyoruz!?..
Örneğin, bu eski mahallelerin arasındaki Cumhuriyet Caddesi, en az 25-30 yıldır trafiğe kapatılmalı tartışmalarıyla bu güne gelindi ve hala trafiğe açık. Restore edilen Çöllüoğlu Han ve Arasta’nın canlandırılması lazım ama ulaşımı yok! Araç park edecek yer yok.. Ancak yürüyerek çıkabilirsiniz. Yıllardır, bu caddenin trafiğe kapatılarak, insanların bölgeye ulaşımını sağlamak için de, turistik çekçekler gibi, güzergâhta sürekli tur atan iki araç Cumhuriyet Caddesi, Kadıağa Caddesi, Menteşe Caddesi ve tekrar Cumhuriyet Caddesi güzergâhında, belediye tarafından çok cüzi bir ücretle insanlar taşınabilirse, kimse buraya arabalarıyla girmeye çalışmaz. Böylece, insanların ulaşamadığı Arasta ve Çöllüoğlu Han’a ulaşım da sağlanır. Hem Han, hem Arasta, hem de Cumhuriyet Caddesi’ndeki dükkânlar bir alışveriş merkezi haline gelir. Ama kimse bunu başaramadı!..
Koruma alanlarında inşaat yapan yapana
Mimar Sinan Üniversitesi öğrenci ve öğretim üyelerinin 2009’daki toplantıda söylediklerine bakın, 2014’te yapılanlara.. Şu anda 2026’dayız.. 17 yıl daha geçmiş. Bölgede inşaat yapan yapana!..
Hangi korumadan bahsediyoruz. Tek tek birkaç evin ve konağın restore edilmesi, bu genel tabloya bakılınca, hiçbir şey ifade etmiyor.
Öte yandan Gümüşkesen Anıtı 8 yıldır hapis. ‘Cezası’ ne zaman bitecek belli değil. Muhammet Tokat, sokak yenileştirme projeleri yapmış, meydanları korumayı da hedeflemişti. Ancak birçok sokak ve meydana artık eski evler bakmıyor.. Çevreleri beton binalarla doluyor.
Üstelik, artık, ‘Kültür Başkenti’ Milas’tan da kimse bahsetmiyor!..
Farkında mısınız?
MİLAS ‘KÜLTÜREL BAŞKENT’ OLMA RÜYASINA, ÇOKTAN VEDA ETTİ…
Ne yazık ki!..
(https://coskunefendioglu.com/milas-kulturel-baskent-olma-ruyasina-coktan-veda-etti/)
Tarih: 12-04-2026