Osman Akın ile Datça'nın Dünü ve Bugünü Üzerine (35)
Bu noktada yeri geldiği için soruyorum. Biliyorsun, 2-3 dönem önce Datça Kent Konseyi'nin bir kongresi sırasında (25.06.2021/Çiğdem Canbey'in Datça Kent Konseyi Başkanı seçildiği) kongreyi yöneten divan başkanı Av. Ali Kurt ile oldukça uzun tartıştığım bir konu var. “Ondan sonra bıraktım kent konseyi sekreterliğini.”
MEHMET ERDAL
(Otuz Beşinci Bölüm)
“İMECE” KENT KONSEYİNDE KURUMSALLAŞABİLİR!
“İmece, çok güzel bir şey ama imece birinin dürtmesiyle bazen spontane gelişiyor. Bunu kurumsallaştırdığın zaman, imeceyi kat kat aşan bir güç elde ediyorsun, kent konseyinde. Kent konseyinin bir de şöyle güzel bir tarafı var, konseyin içerisinde birden çok farklı yapılar var, bir arada; bir yandan çok ileri, çok modern Latin dansları öğreten bir dans derneği var, bir tık diğer tarafta daha dini, işte Kuran, cami yapımı, işte geleneksel sanatlar derneği var. Hepsi aynı yapının içerisinde oluyor ve bunların hepsi senin gücün. Normal koşullarda birbirini eleştirmesi beklenen oluşumlar burada dengeleyici unsurlar haline geliyor ve hepsi de senin sesinin orada yankı bulduğunu gördüğü için, sana omuz veriyor. Atıyorum sana, Sol Parti ile MHP'nin, Büyük Birlik Partisi'nin bir arada temsilci bulundurup aynı salonda oy kullandığı bir yapılanmadan bahsediyorsun. Ortak dili yakalıyorsun. İki tarafında sivri söylemleri var ama o sivriliklerinden gele gele 'burası için lokalde ne yapabiliriz'e omuz ve fikir vermesini sağlıyorsa kent konseyi, fonksiyonu çalışıyor demektir.”
Bu noktada yeri geldiği için soruyorum. Biliyorsun, 2-3 dönem önce Datça Kent Konseyi'nin bir kongresi sırasında (25.06.2021/Çiğdem Canbey'in Datça Kent Konseyi Başkanı seçildiği) kongreyi yöneten divan başkanı Av. Ali Kurt ile oldukça uzun tartıştığım bir konu var.
“Ondan sonra bıraktım kent konseyi sekreterliğini.”
KENT KONSEYİNİN TEK İŞİ, BELEDİYEYE VURMAK OLMAMALIDIR
Ben, kent konseyi kongrelerinde mutlak bir biçimde “Çarşaf Listeyi" savunan birisiyim. Sadece kent konseylerinde de değil, dernek, sendika vb. heterojen nitelikli örgütlerde “Çarşaf Liste” üzerinden seçim yapılmasının doğru olduğunu düşünüyorum.
“Bu tür bir yapıyı daha sağ bir örgütlenme/anlayış ele geçirirse, bunu belediyeye karşı bir silah haline dönüştürür. 'Bunlar beceremiyorlar' diyerek, belediyeye sürekli vurmaya başlarlar. O yüzden de daha sol yapılar, bunlar öne çıkmasın diye gene kendi savunmalarını alırlar. Çünkü, işin içerisine yerel yönetim giriyor. Yani, burada sol ağırlıklı bir kent konseyi oluşsa gidip de kaymakamlığı ya da merkezi idareyi çok eleştirmez ama daha sağ, sosyal demokrat yönetime muhalif bir oluşum kent konseyinde etkin olunca, kent konseyinin ana işi belediyeye sürekli vurmak olur. İşte o aradaki dengeyi tutmak önemli. Belediyeye vurulsun, belediye eleştirilsin ama tek işi bu olmasın. Böyle bir durumda da o çarşaf listelerden bir tanesi sol ağırlıklı olursa, bir tanesi sadece belediyeyi savunmak üzerine hareket eder, bir tanesi ise belediyeyi kötülemek üzerine hareket eder. Bence, o doz çok önemli.”
KENT KONSEYİNDE SEÇİMDEN SEÇİME GÖRÜNMEK, OLMAZ. TUTMAZ.
İyi, de bunu nasıl sağlayacağız? Biliyorsun, genelde listeler çıkıyor. Bu listeler “Blok listeler” oluyor.
“Derneğinle, vakfınla, sendikanla, oluşumunla kent konseyinde ya da birey olarak kent konseyi içerisinde bir şekilde hareket edeceksin. Onların üretken olmasını sağlayacaksın. Gerektiğinde projesinde, işte çalışma grubunda vs. sen de bir ucundan tutacaksın. Böyle olursa, kent konseyi olması gerektiği gibi ilerler ama seçimden seçime kent konseyinde görünmeye kalkarsan, kulis yaparsan falan, bugüne kadar tutmadı bu yaklaşım, tutmamasını da umarım. Yani, herkesin yer alabilmesini umarım.”
“Çarşaf Liste” dediğim olay olmuyor mu bu? Herkes, yani kent konseyindeki bileşenlerin her birisi istediklerini seçmeyecekler mi? Tamam, kongre öncesi, hatta kongre sırası kulisler yapılıyor ama o ayrı bir şey.
“Olur ama arkadan toplantı yapıp, dernekleri ziyaret edip, tek tek kongrede nasıl oy kullanmaları gerektiğini söylemek...”
PARTİLER DERNEKLERİ, SENDİKALARI GÜDÜMÜNE ALICI BİR ÇİZGİ İZLEMEMELİLER
Bileşenleri, oy verme konusunda serbest bırakmalı. Böyle mi düşünüyorsun?
“Yani partilerin bu işte yönlendirici, dernekleri güdümüne alıcı bir tavır izlememeleri gerektiğini düşünüyorum. Çünkü, derneğin fonksiyonu belli. Sen bunu siyasallaştırmaya çalışırsan, iki taraf için de söylüyorum, sağ ya da sol fark etmez, varılacak yer çok verimsiz, kuru, işte bir yerden sonra sönümlenecek olan bir yapıdır ki bu bunca yılın emeğini yok etmek anlamına gelir. Bırak, dernek dernek olarak karar versin. Sen, siyasi angajman yaratmaya çalışma. Hele bunu daha üst yapılar üzerinden yapmaya çalışma.”
“Üst yapı” dediğin, kent konseyi yönetimi mi?
“Hayır. Kent konseyinin normal koşullarda eleştireceği, teklifte bulunacağı, yardımcı olacağı 2 yapı var ya merkezi yönetimin Datça'daki yerel ayakları ile yerel yönetim, bu iki yapı üzerinden, gerektiğinde 'güç' hissettirerek, ima ederek bu dernekleri siyasete angaje etmeye çalışmamak gerekiyor, diye düşünüyorum. Bazı yapılanmalar, doğası gereği siyasi angajman taşır, mesela sendikalar. Sadece ücret sendikacılığı yapmıyorsa, bir siyasi duruş sergilemesi söz konusu olabilir ama daha nötr kalması gereken, herkesi ilgilendiren sorunlarla ilgilenen dernekleri siyasi bir duruşa çekmeye çalıştığın zaman, o zaman derneğin vereceği tepki de iktidarda, yerel yönetimde kimin olduğuna göre değişir. Buradaki savunmada sen 'Ankara kızar' dersen ya da plajların durumuyla ilgili 'başkan bozulur' dersen, o işten bir cacık olmuyor o zaman.”
KONGRELERDE BİLEŞENLER KENDİ İRADELERİYLE OY VERSİNLER
Onu diyorum. Kent konseyi başkanı, bir kişiden oluşuyor. O konuda bir tercih hakkı kullanılıyor. Bu tercih hakkını belki belediye başkanı kullanıyor, belki yerel mülki idare amiri kullanıyor ya da başka bir güç kullanıyor. Sonuçta, başkan olarak bir kişiyi seçiyorsun. Ayrıca, 7-8 kişilik bir de “Yürütme kurulu” seçiyoruz. Aynı mantık dernek, sendika vb. heterojen bütün örgütler için geçerli, bence. Gerçi bugün Türkiye'de emeklilerin örgütlenmesin de bile 50 tane örgüt varken bu atıfta bulunduğum yapılar gerçekte çok fazla “heterojen” yapılar değil. Bu yapılar büyük ölçüde “homojen” yapılara dönüşmüş. Öğretmen örgütleri olarak 15-20 tane öğretmenler sendikası var. Belediye de bile aynı kategorideki personeli örgütleyen birden çok sendika var. Yani, bu söyleşide atıfta bulunduğumuz örgütler gerçekte “homojen” örgütlere dönüşmüşler, işin doğrusu bu ama biz bu tartışma düzleminde teorik olarak düşünelim. Soyutlama yaparak tartışmaya devam edelim.
“Hayatta bu kadar objektif, olması gerektiği gibi işlemiyor her şey ama topluma yön verici yapıların, örgütlerin yöneticilerinin, başkanların da sonuçta partileri var, mesela. Bir partinin gidip de başkan üzerinden diğer dernekleri angaje etmeye çalışması doğru olmaz. Dikkat çektiğim nokta bu idi. Bu insanların zor çıkan seslerini daha da bastırtmayalım. Bunun dışında herkes yönlendirilmeden, korkutulmadan, vaatte bulunulmadan, ikna edilmeden kendi düşüncesiyle hareket etsin. Orada söylenenler üzerinden karar versin hangisine oy vereceğine. Önceden bindirilmiş kıta hazırlayıp da gönderdiğin zaman olmuyor.”
O noktada endişe mi var? Yani, kim müdahale ediyorsa, o “Aman şöyle olur, böyle olur” mu diyor? Yani istemediğin bir kent konseyi başkanı, istemediğin bir kent konseyi yürütmesi olursa burada sıkıntı mı yaşanır? Hani, Datça Ülkü Ocakları Vakfı Başkanı da olan rahmetli Ali Eren'in aday olduğu kongrelerde ciddi sorunlar yaşandı. Karşılıklı başka şeyler de oldu. Açık söyleyeyim, bunlar hiç hoş şeyler değildi.
“Nereye oy verileceğinin dikte edilmesi gibi bir durum oldu. Bunun bir daha tekrarlamamasını umarım. 'Burayı güdümümüze alalım da belediyeyi vuralım' ya da 'Burayı alalım da belediyeye hiç laf edilmesin' kafası, ikisi de sıkıntılıdır.”
Kent konseyi konusunu burada bırakalım mı?
“Tamam. Zirvede bıraktık.”
(Devam edecek)
Tarih: 17-03-2026