Osman Akın ile Datça'nın Dünü ve Bugünü Üzerine (36)
19.03.2026 günü, ressam İbrahim Çiftçioğlu'nun cenaze töreni sonrası Osman Akın ile Kafe Bahane'de bir kez daha buluştuk; Datça'ya göçü konuştuk.
MEHMET ERDAL
(Otuz Altıncı Bölüm)
19.03.2026 günü, ressam İbrahim Çiftçioğlu'nun cenaze töreni sonrası Osman Akın ile Kafe Bahane'de bir kez daha buluştuk; Datça'ya göçü konuştuk.
DATÇA'YA GÖÇÜ, İKİYE AYIRMAK LAZIM
Datça, uzun zaman önceden beri göç alan kıyı kentlerinden birisi. Benim bilgilerime göre Datça'ya ilk göçler, 1970'li yıllarda AKTUR'un kuruluşuna dayanıyor; ondan öncesine dair bir bilgim yok. Datça'ya göç olayını hangi tarihlerden başlatabilirsin? Bu insanlar neden Datça'ya geldiler?
“Datça'ya göçü ikiye ayırmak lazım. 1) 'Datça'nın keyfini sürmek' için buraya gelenler, yerleşenler, 2) 'Hayatta kalmak' için, 'ekmeğini çıkarmak' için Datça'ya gelenler.”
Ben ikinci kategoride olanlardanım; pazarcılık yapmak için geldim.
“Mesela. Bu ikisi birbirinden ayrıdır ve ayrı değerlendirilmelidir. 'Datça'nın keyfini çıkarmak' için gelmeler, AKTUR ile başladı, Muğla Valisi Özer Türk zamanında. Onun teşvikiyle Bodrum'da da yapıldı AKTUR. O yıllarda Datça'nın yolu da çok kötüydü.”
AKTUR, Türk-Alman ortaklığıyla kurulan bir şirket mi? Bilgin var mı?
“O konuda çok bilgim yok. Özer Türk'ün teşvikiyle, Datça'ya keyif için gelmeler ilk o zaman başladı. Sonrasında ÖZİL...”
Hasan Özdemir'in yaptığı?
“Evet.”
ÖZBEL'i yapan da o?
“Evet. Bu aralıkta da siteler, 80'lerdeki, 90'lardaki siteler furyası.”
“Siteler” derken?
“Yazlık siteler. Burgaz tarafındaki siteler. BİLLURKENT, daha sonraki kuşak. Bunlar, 'keyif' için yapılanlar. Emeklilik dönemini geçirmek ya da 'yazlığım olsun' diyerekten gelenler. Bu gelenler, ekonomik durumu birazcık iyi ama daha aydın, Atatürkçü falan vatandaşlardı. Bu vatandaşlar, Datçalılara, Datçalıların ruhuna çok ters gelen insanlar olmadılar. Hep 'Atatürkçü, modern bir kitle' olarak gördük, bu gelenleri. O yüzden bu gelenleri 'dışlama' refleksimiz pek olmadı.”
YARIMADANIN KÜLTÜRÜ, ÖTEDEN BERİ KOZMOPOLİT'TİR
Burada, bir parantez açmak istiyorum: Datçalılar olarak Atatürkçü, laik, seküler yaşam tarzı olan insanları kendinize daha yakın hissettiğinizi söylüyorsun ya bunun nedeni Datça'nın bir kıyı kenti olması mıdır yoksa Datçalıların sahip olduğu kültür müdür?
“İkisi de. Yarımadadaki her köy, Büyükşehir Yasası’ndan sonra artık mahalle olduk, ayrı bir iskan hareketiyle Osmanlı İmparatorluğu döneminde buraya yerleştirildiler; bazen aşiretlerden, bazen birbirlerine ters düşen köylerden... Osmanlı'nın böyle bir iskan politikası var. Bu tür uç noktalara bunları yerleştiriyor. O yüzden her köyün kültürü, aksanı, yemekleri, adetleri biraz da olsa birbirlerinden fark ediyor. Her ne kadar kız alıp-vermeler falan yeni nesillerde benzeşse de halen daha eski kuşaklarda, aralarında kültür farkları var. Her köyün içinde farklı bir kültür ile karşılaşacağını biliyor olmak, dışarıdan gelene karşı da nispeten bir kredi tanımanı sağlıyor, bir bu. İkincisi de 1970'lerde başlayan turizm, daha sonrasında da hiç azalmadan dalga dalga olsa da bazen, duraksamaksızın sürdü. Hippi dönemini mesela; hippilerin Datça'ya gelişlerini daha önce anlatmıştım. Sonra yat turizminin başlaması, işte acentelerin girmesiyle falan... Turizm ile tanışan yerlerde, liman kentlerinde özellikle, dünyanın her yerinde kozmopolittir kültür. İzmir'den, Barselona'dan tut da İtalyan ve İspanyol liman kentlerine kadar her zaman çok yönlü farklı insanları barındırır, deniz ticaretinin yapıldığı dışa açılan kapılar. Datça'nın da bu yönden taaa Osmanlı, hatta Knidos döneminden beri bu tarz kozmopolit bir tarafı var; Knidos'un zamanın bütün denizcilerinin uğrak yeri olması, ondan sonra yarımadanın 1800'lere kadar Cezayir-i Bahr-i Sefid Vilayeti'ne bağlı olması. Şöyle söyleyeyim, 'Anadolu toprağı' gibi değil de 'açık deniz valiliğine' bağlı olarak düşünülmüş bir yer olarak halk arasında 12 Adalar bünyesinde Rodos Valiliği'ne bağlı. Ondan sonra, işte Marmaris'in kazası derken ilçe haline geliyor. Yani, Datça her zaman bu tarz bir dışa açıklık yaşamış. Turizm ile bu daha da pekişmiş. O yüzden gelen insanların, bu siteleri kuranların falan profilleri, bizimkiler için modern oluşları o tepkiyi sönümlendiriyor.
DATÇA'YA EKMEĞİNİ KAZANMAYA GELENLER, AĞIRLIKLI OLARAK KÜRT KÖKENLİ AİLELERDİR
Başka bir göç dalgası, kuşağı türü de buraya ekmeğini aramaya gelenler, 'doğu kökenli' vatandaşlarımız, ağırlıklı olmak üzere. Yani bu insanlar bir şekilde tutunmaya, ekmek aramaya geliyorlar bu uç noktalara kadar. Şanslarını deniyorlar. Çok zor şartlarda tutunmaya çalışıyorlar. İnşaatlarda çalışıyorlar. Çok ucuz evlerde kalıyorlar. Sayıları, sitelerin yapılmaya başlamasıyla, fazlalaştı. Ondan önceki dönemde, doğulu insanlardan 'zoraki iskana' maruz bırakılıp buraya bırakılan, sonrasında af ile geri dönenler var. Eşim (Çiğdem Akın), “Eskizaman Batırlıları” kitabında yazmıştı bunu. Reşadiye'de yaşamış, Kürt kökenli aileler var.”
Çok eski tarihlerde?
“Çok eski. Baya eski.”
Özalp'lerde öyle mi?
“Ziya (Yusuf Ziya Özalp) abiler mi?”
Evet.
“Yok.”
Özalp'lerin Van/Özalp'ten geldiği konuşuluyor.
“Ama sürgün mürgün değiller.”
Onların Datça'ya gelişleri de çok eski mi?
“Çok eski. Bizim de öyle. 1850'ler, Rodos dönemi.”
“Sürgün” dedikleriniz, Cumhuriyet döneminde mi?
“Cumhuriyet dönemi. 5 sene falan buralarda kalıyorlar, sonra af ile dönenler var. Daha sonraki dalga bunlarla hiç ilgisi olmayan, tümüyle ekmek aramaya gelen ya da burada siteler yapan müteahhitlerin başka yerlerdeki inşaatlarda çalıştırdığı ve oradaki inşaattan buradaki inşaata göndermiş olduğu kendi işçilerinden dönenler oluyor, burada kalanlar oluyor. Sonra, kendi köylerinden insanları davet ediyorlar. Yavaş, yavaş burada ciddi bir göç oluşuyor.”
“Kayserililer”, mesela.
“Anadolu ayrı. Anadolu'dan gelenler var burada, mesela 'İpraşlılar', 'Tüpraşlılar' sitesi, şurada 'Tokatlılar', 'Yozgatlılar'...falan siteler gene var. 'Yazlıkçılar' ile karışık, onların durumu. Ekmek aramaya gelip de sonrasında burada genişleyen kitle, Kürt kökenli ailelerdir.”
Mesela, Patnoslular. Ağrılılar ağırlıklı mı bu gelenler? Bildiğim Muşlular var.
“Demografik yapısına hiç bakmadım. İnşaat işi için geliyorlar.”
“KÜRT DATÇALI” DİYORUM, ÇÜNKÜ BURADA DOĞMUŞ VE BÜYÜMÜŞLER
Örnek olarak sözünü ettiklerim, farklı zamanlarda bir biçimde ilişkilendiklerimdi. Belki bu söyleşileri okuyanlardan “Şuradan gelenler de var. Biz oradan geldik.” diye paylaşımların altına not düşenler çıkar.
“Çok iyi olur. Çünkü buradaki Anadolulu ve Doğulu, adını koyalım bu Datçalılarımızın, 'Kürt Datçalı' diyorum, çünkü burada doğmuş, büyümüşler...”
“Datçalı” olmuşlar artık.
“Mesela Eski Datça Muhtarı (Rıdvan Çevik). İki kültüre de hakim. Köklerinden de kopmuyor ama “Datçalı” hissediyor kendisini. Mesela, bizim Hasan (Çıplak) kaptan. Hasan kaptan dünya çapında yelken yarışlarına katılıyor, ne zamandan bilirim. Mesela, Çıplak'lardan Halit Çıplak ha keza. Bu insanlar dünya vatandaşı olmuşlar; bazı akrabaları Avrupa'da yaşıyor. Burada köklerini yaşamakta bir sıkıntı yaşadıklarını düşünmüyorum. Yani düğünlerini yapmada, adetlerinde, Newrozlarında... Zaten, olması gereken de o. Datçalının mafyavari, şiddet eğilimli vs. rahatsızlık verici davranışları olmadığı sürece Datça dışından gelip burada ekmeğini arayan insanlara karşı tepkisel olduklarını görmedim, şimdiye kadar. Şöyle söyleyeyim: Sol, zaten bu tepkiyi göstermez. Muhafazakar, milliyetçi insanlarımız bile Ülkü Ocaklarına, MHP'ye kadar, buradan gelen vatandaşlara karşı şimdiye kadar düşmanca, dışlayıcı, hedef gösterici bir tavır içerisine girmediler; girdiklerini söyleyemem.”
(Devam edecek)
Tarih: 22-03-2026