içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Osman Akın ile Datça'nın Dünü ve Bugünü Üzerine (41)

DATÇA'NIN İSMİ, CİSMİNDEN BÜYÜKTÜR Datça'nın fiili nüfusu, şu an 50 binin üzerinde; resmi nüfus, bunun yarısı. Hem fiili nüfus ile resmi nüfus arasındaki fark hem de fiili nüfus, Datça için az değil. Bu nüfusun, doğum ya da ölüm olayları çerçevesinde ancak “aritmetik” artışı mümkün;

Osman Akın ile Datça'nın Dünü ve Bugünü Üzerine (41)

MEHMET ERDAL

(Kırk Birinci Bölüm)

DATÇA'NIN İSMİ, CİSMİNDEN BÜYÜKTÜR

Datça'nın fiili nüfusu, şu an 50 binin üzerinde; resmi nüfus, bunun yarısı. Hem fiili nüfus ile resmi nüfus arasındaki fark hem de fiili nüfus, Datça için az değil. Bu nüfusun, doğum ya da ölüm olayları çerçevesinde ancak “aritmetik” artışı mümkün; Datça nüfusunun dün olduğu gibi bugünden sonra da “geometrik” artışı ancak “göçün” devam etmesiyle mümkün. Pek çok nedene bağlı olarak bu “göçün” devam etmesi, durması ya da tersi bir gelişmenin gündeme gelmesi olasılığı konularında ne düşünüyorsun?

“Şimdiki nüfus artışı azalmaz, en azından bu ayarlarda kalır, iyimser anlamda ama artar diye düşünüyorum. Çünkü, şu an Muğla bölgesi, gerek kiralıklarda gerekse satılıklarda gayrimenkuldeki fiyat artışı açısından, Türkiye'nin en değerli yeri haline geldi; rakam olarak değil, oran olarak söylüyorum. Buralardaki artış oranı, İstanbul'un en lüks semtlerindeki artış oranlarından bile yüksek. Bunun nedeni ne? Büyükşehirlerin aldığı sıkıntılı göç, 'mülteciler' diyeyim. Onların İstanbul'da yaratmış olduğu, mesela kalabalık ve sıkıntı, şehrin sığılamaz hale gelmiş olması, mesela 30 milyonluk TOKYO falan gibi, Hindistan’ın bazı şehirleri gibi uçsuz bucaksız bir yer haline gelmiş olması. Buralarda, insanların nefes alabilecekleri vahalara ihtiyaç duyuluyor.

Bodrum eskiden beri gözdeydi. Marmaris, şu anda çok fazla göç almıyor, daha çok dış turizme yönelik olduğu için. Fethiye tarafları, Ortaca birazcık alır... Ula, almaz, Akyaka biraz. Son keşiflerden biri biziz, yol ile birlikte. Bir de bizim dışarıya, bu biraz da benim bok yemem, bu söylediğimi aynen yazabilirsin, 'Datça, turizmden pay alsın' diye son 10-15 yıldır sosyal medyada Datça'yı patlatmam, düşünüp düşünüp muzırlık bulmam, işte ana haberlere, manşetlere çıkartmam, sosyal medyada (belediye) hesapları Türkiye'nin, hatta dünyada yerleşmiş nüfusa orana göre en yüksek takipçi oranlarına çıkartmam falan gibi rekorlarım var bu konuda. Bir faydasını, dönüşünü görmedim kendime ama Datça'nın ismi, cisminden büyük.

DATÇA, YAŞAM KALİTESİ AÇISINDAN MUĞLA'NIN EN İYİSİ DEĞİL

Yaşam kalitesi olarak, Muğla'nın en iyi yaşam kalitesine sahip yeri değil. Neden değil? Hastanen, özel hastanelerin, özel kolejlerin yok...”

Datça'nın yaşam koşulları çok iyi değil, aslında.

“Değil tabii ki. Halihazırdaki okullarının durumu ortada. Bir tane okul yıkılacak, tüm ilkokulu, ortaokulu tek bir yerden götürmek zorunda kalıyorsun. Devletten gelen para belli. Mesela, hazine arazilerinin satışları var, burada. Bu satışlardan elde edilen paranın bir kısmının yasa gereği belediyeye verilmesi lazım ama devletimiz sağ olsun, bu yerleri önce TOKİ'ye, Özelleştirme İdaresi'ne veriyor, onlar satışa çıkardığı için yerel yönetime yasal payı vermek zorunda kalmıyor falan gibi çok da güzel olmayan uygulamalar var. Belediyenin o kadar çok eleştirilecek şeyleri vardır, ben şu an başlasam hakikaten nefes alamayacak hale getiririm yönetimi de bu konuda işleri yürüten müdürleri de. Çünkü, içinden geliyorum. Hem partili olarak, 18 yaşında CHP'ye üye olmuşum hem 25-26 yılımı vermişim hem de kafa yormuşum, dünyadaki başka örnekleri de görerek. Ama, çok büyük bir 'AMA' bu, işin öbür tarafını da biliyorum. Yani, 'vurmak' kolay, eleştirebilirsin. Usül hatalarını da yaklaşım tarzlarını da eleştirebilirsin, bu zaten yapılıyor ama burdan, hakikaten Erol Karakullukçu döneminde olduğu gibi bir sıçrama yapman, artık zor. Gelir kaynakların, işte imar izinlerin, şunların, bunların birçok şeyin kırpılınca, o dönemdeki gibi her 6 ayda dev bir projeyi kamuya sunma şansın yok. Şu anda yollar yapılmaya çalışılıyor, Muğla Büyükşehir Belediyesi'nin parasıyla. Yani, yapılması iyi midir? İyidir. Ona bir itirazım yok.

DATÇA'YA, TÜRKİYE GERÇEĞİNDEN KOPUK BAKAMAZSIN

'Datça'nın göç alma kısmı' dersen, olaya Türkiye gerçeğinden kopuk bakamıyorsun. Şundan kaynaklı: Pandemide ve Ukrayna-Rusya savaşı çıktığında Datça hem yerliden hem bu iki ülkeden de çok nitelikli göç aldı. İki dönem burada çok düzgün, saygılı, Türk kültürünü öğrenmeye çalışan, hatta kafeyi kiralayıp kapatıp Türk film klasikleri gecesi, Nuri Bilge Ceylan geceleri yapan bir kitle vardı. Sonra buradan uzaktan çalışan işte yazılımcı, tasarımcı, mimar, borsacı... gibi beyaz yakalı ama her türlü beyaz yakalı insanlar vardı. Hâlâ da var ama baya azaldılar. Sonra bu insanlar daha ekonomik alternatiflere gitme yoluna gittiler. Bu Rusları, Ukraynalıları önce Antalya'yı kaptırdık, oradan Dubai'ye, şimdi de uzak doğuya kaçmışlar, Vietnam falan gibi mesela. Çünkü bu insanların 'mekan' duyguları yok. Belli bir standartın üzerinde huzur ve ekonomik rahatlık veriyorsa düzen, kendi komüniteleriyle hareket ediyorlar. Mesela, bir Rus burada bir şey yapacak, bunu WhatsApp grubuna soruyor, 'Aaa oradan alma onu, pahalı. Ucuzunu şuradan bulduk' falan gibi bir şeyler yazıyorlar.”

Haberleşme ağı iyi çalışıyor o zaman?

“Çok fena. Bu beyaz yakalıları, burada İstanbul'dan bile pahalı kiralarla kiraladığın ufacık evlerde küstürürsen kaçıyor ya da daha hesaplı yerlere gidiyorlar. Mesela Akyaka bu yönden güzel bir çıkış yapmış, yükselme yaşamış. Yani, Muğla'nın daha hesaplı ilçelerine geçip, Muğla'nın neresinde yaşasan denize yarım saat mesafedesin abi.”

Bu durum, biraz da Türkiye'deki yaşam koşullarıyla alakalı. Mesela bizim evin karşısında bir Alman vardı. Çok uzun süredir orada yaşıyordu. Birlikte yaşadığı kadın Fethiye'ye geçti, erkek “Ben Almanya'ya dönüyorum. Gelirim ile Türkiye'de yaşama şansım kalmadı” dedi ve gitti.

“Şu anda, çok görüyorum, duyuyorum, sohbeti geçiyor. Bu kaliteli insanlar ile 'insan kaynağı' çalışması yapılsa çok faydası olur dediğimiz insanlar ufak ufak İstanbul'a dönüş ya da başka bir yere geçiş, Çanakkale'ye, Ege'nin başka ilçelerine geçiş gibi arayışlar da var. Mesela, evini satıp dönmeler başladı. Bunun nasıl önünü keseriz? Ev sahibine 'Evini daha ucuz kiraya ver' deme şansın yok. Böyle bir işleyiş yok dünyada ama burada ne kadar çok ev yaparsan bir şekilde alıcısı bulunduğu sürece, fiyatlar düşmeyecektir aşağıya.”

DATÇA'YI “YAZLIKÇILAR YERİ” OLMAKTAN ÇIKARMAK İSTERİM

Yani, “göçün” arkası devam edecek bir şekilde?

“Ev yapmayınca da aynı şekilde, konut arzı az olunca da fiyatlar aynı şekilde kalacaktır. Çözümünü bilmiyorum. Çözümü, Datça Kent Konseyi'nin sürekli sorunlara parmak basması, bu tarz fahiş durumlara dikkat çekmesi... Datça'ya kaliteli insan çekmeye devam etmemiz. Datça'yı 'yazlıkçılar yeri' olmaktan çıkarmak isterim, açıkçası.

Datça'ya bir şekil verilmeli. Kendi başına bırakmamak lazım” mı diyorsun? Biraz iradi bir müdahale mi lazım?

“'İradi müdahale'...”

Datça'nın kaynakları belli; işin doğrusunu söyleyeyim. Tamam, Datça'nın poyrazı, lodosu estiği sürece burada bol oksijen olur. O konuda bir sorun olmaz ama tatlı su kaynakları giderek azalıyor. Denizi kirlenecek. İklim krizi nedeniyle sıcaklar boğucu bir hal alacak...

“Datça'da yaşamın kurallarını netleştirmek ve birazını da cezaya bağlamak lazım. Bu Yunan adalarında falan mesela, gayet keskindir, fiyatların arkasındaki denetimler. Buradaki esnaf odası mesela, 'Müşteri alıyorsa, esnaf istediği fiyatı koyar.' dememeli. Mesela, çöp ayrıştırmayla ilgili cezaların arttırılması, su ile ilgili su hasadından tut da kullanımına kadar sürekli bilgilendirmelerin yapılması, ondan sonra mesela, Palamutbükü'nün imarı hala çözülmediği için alt yapı yapamıyorsun. Bununla ilgili devlete, gerekirse Muğla'da çok ciddi ses getiren eylemler yaparak, siyasi partileri yanına alarak harekete geçilmesi. Çünkü, denizin yavaş yavaş kirlenmeye başladığını görüyorum, Palamutbükü'nde.”

HERKES, “DATÇALILIK” RUHUNA SAHİP ÇIKMAYA DAVET EDİLMELİ

Doğru.

“Tuzlanma. Su kaynaklarının tuzlanması söz konusu. Kuyulara akifere tuzlu su girmesi. Kanalizasyonların tam sızdırmaz olmayışı. Bütün bunlara birazcık da müsamaha gösterilmesi... gibi yani uzun bir liste çıkarabiliriz ama buradaki yaşamın kurallarını netleştirilmesi, yaptırımların arttırılması, herkesin 'Datçalılık' ruhuna sahip çıkmaya davet edilmesi, 'Bana ne ya. Param var' deyip de halen daha havuzu doldurmasına, bahçeleri gürül gürül su tüketen çim yapmasına izin verilmemesi, su tonajı konusunda gaddar olunması mesela ilk aşamada. Havuzu dolduruyorsan normal suyun on katını vereceksin o zaman litresine...”

Gibi...

“Gibi atıyorum sana, çözümlerle hareket edilmesi gerekiyor. Tabela yönetmeliğinin katı uygulanmasından tut da esnafın işte 'Ben para kazanmıyorum zaten.' diyerek ağlamasına da çok inanmıyorum. Sen her sene büyümeye çalışıyorsun, bir şeyler yapıyorsun falan ama mesela şehir dokusunun güzelleştirilmesi konusunda elini taşın altına sokmak istemiyorsun, çekiniyorsun falan. Bu demek değil ki kazanmayan adamın gırtlağına basalım ama kazanan da biraz elini taşın altına koysun. Bunu bir tek turizm fuarlarında bu sene biraz gözleyebiliyorum. Gene ahbap, eş-dost-rica ilişkisiyle yapıldığını tahmin ediyorum ama fuarlara destek olundu. Ne yazık ki bunu içtenlikle söylüyorum, karanlığa kurşun sıkıldı. Yani oradaki harcanan iyi niyetli çabanın dönüşü olmayacağını ben taa başından beri söyledim. Yani, 'Enerjiyi buraya harcamak çok doğru değil' dedim. Başka bir sürü alternatif yöntem var, daha ucuz yöntemleri var. O insanlardan defalarca, defalarca kaynak yaratamazsın. Bir keçiden bir kere süt sağarsın. İkincisinde olmaz. Hayvan kanar yani. O tip fonların, kaynakların bütçeden yönetimi konusunda... Neyse, politikleşmemeye çalışıyorum yönetime karşı ama Datça'nın yönetiminde tek kriterimiz, 'esnafın kazancı' olmamalı. Esnaflar tabii ki kazanmalılar. Daha da çok kazansınlar ama bunun sınırlarını çizmek, bazen şehrin lehine onlardan fedakârlık istemek gerekir diye düşünüyorum.

Datça'da, bu bakış açısından kaynaklı bir sıkıntı var. Bu bakış açısını konuşmak ve tartışmak gerekiyor.

(Devam edecek)

Tarih: 06-04-2026

FACEBOOK YORUM
Yorum