içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Kirli Savaşlar Dönemi: Akrep Kendisini Sokuyor

            Öyle zamanlardan geçiyoruz ki en modern teknolojiyle Ortaçağın acımasız yağması gerçekleştiriliyor. Sömürücüler öyle güç durumdalar ki artık ulusal ve uluslararası yasalar, vicdanlar, ahlâk, acıma, sevgi, insanlık, doğa, hayvanlar, bitkiler yok sayılıyor; utanmazca, zalimce, ahlâksızca, acımasızca kirli savaşlara başvuruyorlar.

            Sömürücüler adına iktidarlara ahlâksız haydutlar getiriliyor, onlar da devlet gücüyle ve teknoloji aracılığıyla dünya ve kendi ülkesinin insanlarına cehennemi yaşatıyorlar. Asıl ilginci, haydutların tümü geniş halk kitlelerini etkilemek için kendi dinlerini kullanıyorlar, gerçekte ise ne dini inançları, ne tanrı korkuları, ne öte dünya inançları var; kendi cennetlerini sürdürmek ve sömürüye devam etmek için her türlü yalana ve kan dökmeye pervasızca başvuruyorlar… Dünya bir anomiyi yaşıyor…

            Dünya haydutları, binlerce kilometre ötedeki bir ülkeye durup dururken gökten gönderdiği ateş toplarıyla çoluk-çocuk herkesin üstüne ölüm yağdırıyorlar; pervasızca, “petrolün benim olacak, uygarlığınızı yok edeceğiz, bu topraklar bize kutsal kitabımızda vaat edildi” gibi abuk sözler bile sarf edebiliyorlar… Ve dünyanın bir kısmı, arkası yarın dizilerindeki gibi ekran karşısına geçmiş, gökten yağan ateş toplarını çekirdek çitleyerek izliyor!

            Özellikle kendi ülkesinin insanlarını ise şöyle yönetiyorlar: Muhaliflerini asılsız iftiralarla tutukla, sersemlet, bezdiri uygula ve yılgınlaştır; yandaşlarını ve gündemden habersiz insanları da medya aracılığıyla uyuştur, kandır! Bunu yaparken elinde tuttuğun yargı, kolluk gücü ve medyayı kullan! Gerçekte hiçbir şey yokken ve gerçekle hiç ilişkisi olmayan para dolu bir valizi, ele geçirdiğin medyada “rüşvet alıyorlardı” diye yayınla, git, masum insanları tutukla; arkana yaslan seyret! Daha saatler geçmeden tüm bunların yalan olduğu ortaya çıkmasına rağmen, yandaş medyanda bunun yalan olduğunu açıklama! Çamur at izi kalsın! Bundan daha kirli bir yöntem olabilir mi? Zaten senin medyanı izleyenlerin bütün bu olan bitenlerden hiç haberleri bile olmaz değil mi ya!?. Özünde, bu yöntem, kendi insanlarını aptal yerine koymak, onlara hakaret etmek anlamı taşımıyor mu? Topraklarına el koymaya kalktığın köylüleri, abuk ve gerçek olmayan gerekçelerle tutukla; belediyelere hukuksuzca el koy; uyuşturucu baronları yerine yaşam biçimlerine karşı çıktığın sanatçıları topla… Bu, çok vicdansız, çok acımasız, çok ahlâksız, çok kirli bir savaş değil mi?

            Tüm bunlar, geniş kitleler üzerinde duyarsızlaşmayı, korkuyu, sindirmeyi, sessizleşmeyi sağlamak için yapılıyor. Bir köyün topraklarına, evlerine, sularına el konulurken komşu köylüler sıra sanki kendilerine hiç gelmeyecekmiş gibi sessiz kalabiliyorlar. Her şeye yağmur gibi zam gelirken maaşı/ücreti yerinde sayanlar, “buna da şükür, elimizden ne gelir ki” demeye ve sadaka dilenmeye itiliyorlar.

            Ama artık mızrak çuvala sığmıyor! Bıçak kemiğe dayandı! Dört bir yanda yakılan çoban ateşlerini bir an önce bir araya getirmek için yeni örgütlenme biçimleri bulmak ve en önemlisi de uyuşturucu medyayı bertaraf edecek iletişim yolları bulmak zorunlu duruma gelmiştir. Sonuçta her şey insanda olup bitiyor; insanların birleşik gücü zalimleri önünde sonunda dize getirir. Bu çaba ulusal çapta olduğu kadar tüm dünya için de gereklidir.

            Bahar gümbür gümbür geliyor… Bu kadar fütursuzca saldırılar ancak çok suç işleyenlere ve çok korkanlara özgüdür ve sabahın en karanlık olduğu saatler tan vaktinden hemen önceki saatlerdir… Her şey kendi karşıtını yaratır… Bu böyle gitmez ve gitmeyecek…

           

Bu yazı 353 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum