içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Kendi Seviyesini Bilmek: Akıl ve Bilgi Üzerine

​Kendisinden asla kuşku duymadığımız yönümüz, aklımız ve bilgimizdir. Üstün bir akla veya derin bir bilgiye sahip olduğumuzu düşünmesek bile, mevcut olanın bizde yeteri kadar bulunmadığından asla kuşkulanmayız.
​Aklımızdan ve bilgimizden memnun olmamızın belki de en önemli nedeni; yaşamımızı devam ettirmek için ne çok büyük bir akla ne de derin bir bilgiye ihtiyaç duymamamız olabileceği gibi, aklın ve bilginin ne olduğuna dair bilgimizin yeterli olmamasıdır.
​En basit teknik işleri yapabilen insanın bile kendisini çok akıllı bulduğunu; en anlamsız veriye maruz kalan bir kişinin ise kendisini çok bilgili sandığını görmüşüzdür.
​Toplumun çoğunluğunun ortalama bir akla ve bilgiye, yani hayatını başkasına ihtiyaç duymadan devam ettirebilecek bir düzeye sahip olduğu kesin diyebiliriz. Ancak asıl sorun; insanların aklının veya bilgisinin ne düzeyde olduğundan çok, bu sınırları aşma cesaretinde bulunmalarıdır.
​On iki yaş akıl ve bilgi seviyesinde olan bu kişilerin, yine kendi seviyesindeki birileriyle ringe çıkması gerekirken; kendilerini dev aynasında görüp "yetişkin ringine" atmaları gerçekten çocukça bir cesaret olsa gerek.
​Ortalama bir zekâya sahip olan bir kişi; veriyi enformasyona, enformasyonu da nasıl bilgiye dönüştürmesi gerektiğini öğrenebilir. Ne zaman aklın ve bilginin ne olduğunu, enformasyonu bilgiye nasıl dönüştüreceğimizi kavrarsak; işte o zaman bu kavramların mahiyetini anlarız. Kişi ne başkasının bilgisiyle bilgili olabilir ne de başkasının aklıyla akıllı. Düşünce üretmeden bilgili olmak, bilgi üretmeden ise aklın mahiyetini anlamak mümkün görünmemektedir.
​Kişinin kendi seviyesini bilmesi için aklın ve bilginin ne olduğunu bilmesi kaçınılmazdır.
​Sahi, nedir bu akıl ve bilgi?

Bu yazı 205 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum