içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Maden Yasasını Kabul Etmiyoruz!

Geçtiğimiz yazıda zeytinliklerin köklerinden sökülmesinin hem kültürel hem de gıda güvenliği açısından ne anlama geldiğini anlatmıştık. Bugün, o tehdidin hukuki boyutunu ve güncel gelişmeleri paylaşmak gerekiyor. Zeytinlikler hâlâ madencilik projeleri için risk altında, ama sahada bir umut ışığı da var.

Buna karşı Milas ve Yatağan’da 77 zeytinlik sahibi Danıştay’a dava açtı. Talepleri net: “Bu yasa Anayasa’ya aykırı, iptal edilsin.” Yürütmenin durdurulmasını da talep ettiler. Şu an için ağaçların taşınmasına veya kesilmesine başlanmadı; çünkü yargı süreci devam ediyor.

Hukuki Süreç Nasıl İşliyor?

Danıştay 4. Daire, benzer davalarda yerel mahkeme kararlarını “eksik inceleme var” diyerek bozuyor ve bilirkişi incelemesi talep ediyor. Bu, zeytinlikler ve çevre açısından çok önemli bir kazanım. Çünkü hukuki süreç devam ettiği sürece, ağaçların kesilmesi veya taşınması fiilen durdurulmuş oluyor.

Hukuk süreci şu aşamalardan geçiyor:

Yürütmenin durdurulması talebi: Mahkeme, maden projelerinin zeytinliklere vereceği zararı değerlendirmek için geçici önlem alabiliyor.

Esas dava: Kanunun Anayasa’ya aykırı olup olmadığı Danıştay tarafından inceleniyor.

Bilirkişi incelemesi: Zeytinliklerin ekolojik, tarımsal ve kültürel değerleri bilimsel olarak raporlanıyor.

Nihai karar: Danıştay ve gerekirse Anayasa Mahkemesi, yasayı iptal edebilir veya değişiklik yapılmasını zorunlu kılabilir.

Bu süreç biraz uzun olabilir, ama hukukun koruyucu gücü sayesinde ağaçlar hâlâ kökleriyle direniyor.

Zeytin, Akdeniz havzasında stratejik bir tarım ürünüdür. Yağından yemeklik kullanıma, çekirdeğinden biyoyakıta, yaprağından çay ve gıda takviyesine kadar ekonomik değeri büyüktür. Bu ağaçların yok edilmesi, sadece üreticiyi değil, tüm toplumun tarımsal ve ekonomik güvenliğini tehdit eder.

Siz Bu Sürece Nasıl Destek Olabilirsiniz?

Dava sürecini takip etmek: Danıştay kararları, basın ve çevre örgütleri aracılığıyla yayınlanıyor. Güncel gelişmeleri paylaşmak farkındalık yaratır.

Sosyal medyada destek vermek: Zeytinliklerin korunmasını talep eden paylaşımlar, karar mercilerine ve kamuoyuna baskı oluşturabilir.

Yerel hareketlere katılmak: Nöbetler, etkinlikler ve imza kampanyaları doğrudan destek sağlar.

Sivil toplum kuruluşlarını desteklemek: Zeytin ve çevre odaklı STK’lar, hukuki süreçlerde ve kamuoyu yaratmada aktif rol alıyor.

Toplumsal Mücadele ve Umut

İkizköy/Akbelen’deki nöbetler, köylülerin direnişi ve çevre örgütlerinin desteği, zeytin ağaçlarının hâlâ kökleriyle direndiğinin kanıtıdır. Bir avuç insanın kararlılığı, binlerce ağacın kaderini değiştirebilir. Her birimiz bu süreci takip etmeli ve zeytinimize sahip çıkmalıyız. Çünkü bu mücadele sadece doğa için değil, gelecek nesiller için de bir sorumluluktur.

Zeytin ağaçları hâlâ kökleriyle direniyor. Biz de köklerimize sahip çıkarsak, bu mücadele kazanılabilir. Toprak, ağaç ve insan, birlikte ayakta kalacak.

Davet

Nazım HİKMET

Dörtnala gelip Uzak Asya'dan

Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan

bu memleket bizim.                                                                                    

Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak

ve ipek bir halıya benzeyen toprak,

bu cehennem, bu cennet bizim.

Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,

yok edin insanın insana kulluğunu,

bu dâvet bizim...

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür

ve bir orman gibi kardeşçesine,

bu hasret bizim...

 

Bu yazı 3183 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum