beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan sefaköy escort beylikdüzü escort seks hikayesi sex hikayesi beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bahçeşehir escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort alanya escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort kıbrıs escort kıbrıs escort

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Doğamızı mahveden, şirketlerin kazanma hırsıdır

 Nerden nereye gidersek gidelim , nerden bakarsak bakalım , yaşadığımız tüm çevre ve doğa katliamları kapilazmin ekolojik bir kanser olduğunu göstermektedir . Sonuçta çağımız  şirket egemenliği çaği ; bu çağın insanliğa , kültüre ve canlı  yaşamına  vereceği , katacağı bir şey kalmamıştır . 

Her gün birlikte  yaşadığımız , giderek derinleşen ve yoksul kesimleri açlığa mahkum eden  ekonomik kriz değil artık  ekonomik çöküş devletin baskısı , muhalefetin siyaseti sandığa indirgemesi  , sınıf hareketinin zayıflığı  gibi nedenlerle  zorla  sürdürebilir  bir durumda . 

 Ama ekolojik kriz , küresel ısınma , doğanın insan yaşamını kaldıramaz hale gelişi , öyle yasayla , yasakla zorla faşizmle bastıralacak bir şey değil . Artan sıcaklıklar , yangınlar , seller kuraklıklar , depremler , çevre kirliiği , temiz su kaynaklarının şirket egemenliğine geçmesi ; hava kirliliği , ekilebilir alanların çoraklaşması , toprakları küçük üretcinin elinden çıkıp büyük kapitalist şirketlerin eline geçmesi , kuruyan dereler , göller , nehirler  , kıyıların talan edilmesi , canlı türlerinin azalması , kimyasal ve radyoaktif çöpler ...bunun önünü nasıl alacaksınız  . Devlet baskısı  , faşizm burda sökmez  , bir işe yaramaz . 

Son Erzincan - İliç'de altın madeni aramak için yapılan doğa katliamın sonucu dağ eridi , sel gibi aktı. Kaç kişinin kayıp olduğu  , siyanürün  suya karışıp karışmadığı konusunda net bilgi yok . Dağın erimesini büyük çevre felaketi olarak görenler çoğunlukta hatta Çernobil felaketi ile kıyaslayan işin uzmanı insanlar var.  O kadar uyarılara , bilim insanlarının raporlarına rağmen iktidar kendi halkını    koruyan  , bilime göre tedbir alan  değil  paraya ve şirketlere inanan iktidar olduğu sürece bu felaketleri  yaşayıp duracağız  . Geldiğimiz nokta her acıdan felakettir . 

Çağımız  şirket egemanliği çağıdır . İstediklerini iktidara getirip iktidarda tutup istediklieri yasaları çıkartan yasal düzenlemeleri yaptıran şirket egemenliğinden söz ediyoruz . Emeğin sömürülmesi gibi doğanın talan edilmesinde sınır tanımayan büyük şirketler ; yanımızda , yöremizde ,  Akbelen'de , Latmos'ta , Ilbıra Dağlarında , ormanlarımızda,  Milas'ın  bütün dağ ve tepelerinde yaptıkları talanı ve katliamı görmek mümkün . Herkes her şeyi görüyor , her şey herkesin gözü önünde oluyor neden karşı çıkmıyoruz  ,  yeter artık ortak yaşam alanlarımıza  dokunma diyemiyoruz  ?  Seçimlerde elimize aldığımız  oy pusulası üzerine basacağimiz mühür ; deremiz,  suyumuz , dağımız ve çocuklarımızın geleceği için olsun . Kim , hangi parti ; doğanın talanından , ormanlarımzın katliamından , suyumuzun gaspedilmesinden sorumlu ise  elinizin tersiyle vurun şamarı suratlarına , yüzlerine  bakmayın , aldanmayın gülücüklerine el sıkmalarına hepsi sahtekar yalancı talancı .

 Geldiğimiz noktada faiz indirmek bindirmek gibi oyunlarla ekonomik çöküşü sürdürebilir kılan mevcut iktidar  ; kapitalizmin tarihsel krizi , doğa krizi , bir yok oluş krizi gerçek olarak karşımızdadır . Kapitalizmin doymak bilmez 200 yıllık döneminin krizidir bu . Bunu nasıl sürdürülebilir kılacak  . Abartma değil  inleyerek yok oluş sürecine doğru hızla ilerliyoruz  .  

Doğası gereği kapitalizm sürekli olarak büyümek zorunda olan bir üretim tarzı , burjuva sınıfının  ekonomik modeli . Temeli sömürüye ve eşitsizliğe  dayanan her seferinde daha çok üretmek daha çok pazar için her pisliği yapmaktan çekinmeyen  bir sömürü sistemi  . Yeter burda durayım demez.  Doğanın da insanın da bir sınırı , bir siniri var demez . Bu sınırları aşarsak yaşam tehlikeye girer  , insanlar ölür , hayat yok olur , demez ; düşünmez  bile .

Ekolojik yıkıma ve iklim krizine etkin ve kalıcı çözüm, toplumların üretim , tüketim ve yaşam tarzının devrimci dönüşümüyle mümkün olabilir. Piyasa ekonomisi (kapitalizm) dahilinde sorunun ‘çözümü’ asla mümkün değildir . Gezegenimize bu  şirketlerin kar hırsı kadar hiçbir şey  bu kadar zarar vermedi  . Çözüm toplu , ortak yaşam mücadelesi etrafında birleşerek  , öfkelenerek bu vahşi şirket egemenliği dönemini sınırlamak  , gücünü kırmaktan geçiyor  . En azından dengeyi kurmalı  , ağızlarına gem vurmalıyız .  Gelecek ve yaşam buna bağlı , başka seçenek yok .

 

Bu yazı 18396 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum