-
FİKRET ÇOBAN
Tarih: 15-09-2026 00:26:00
Güncelleme: 15-09-2026 00:26:00
Bıkkınlık veren tartışmalar tekrar başladı.. Ne olacak bu eğitimin hali? Bir yıl daha böyle geçti, bu yıl da deneme yılı oldu, oldu olacak gelecek yıl da deneme yılı olsun! Deneme-yanılma yoluyla eğitim ama bizde her deneme yanılmayla bittiği için, korkarım deneme yılları bitmeyecek!
Ama bu çocukların anne-babaları çıkıp da şunu diyemiyor hiçbir zaman. Ey yıllardır bu ülkeyi yönetenler bizi idare lambası gibi idare edenler, çocuklarımızın geleceği üzerinde siyaset yapanlar, size sesleniyoruz!
Bu çocuklar bizim istediğimiz gibi düşünecek hayır olmaz bizim istediğimiz gibi düşünecek diyenler ne diye onların umutları -hayalleri ve gelecekleri üzerinde oyun oynayıp duruyorsunuz; hayata hazırlık olsun diye düşünülen bu okullara çocuklarımız, sinemaya, tiyatroya futbol maçlarına gider gibi neden gitmiyorlar? Onları bıktıran, bezdiren hoşça vakit geçirilmesi gereken yerler olması gereken okullar niye tahammül edilmesi, katlanılması gereken yerlere dönüştü? Bunlara bir çare üreteceğinize yap-boz gibi eğitimle oynayıp duruyorsunuz!
Okul karnesinin yanında çocuklarımıza bir hayat karnesi versek; sevme, paylaşma ve haksızlıklara karşı direnme karnesi versek; okul karnesini alırken, hayat karnesini de alsa, özeleştiri ve özdenetim ilkelerini içselleştirip kullanır hale gelse okul ve hayat birbirini destekleyen değerler olsa ne kaybederiz. Eğitim-öğrenme sürecini ne diye kısır bir çemberin içine hapsediyorsunuz? Diye sormazlar, sokaklara çıkmazlar, sokaklarda olanlarla neden buluşmazlar? Yoksa bu çocukların bizi yönetenlerden daha zeki, daha kıvrak, daha özgür olmasını istemiyor musunuz? Eğitim-öğretim hayatı aslında siz anne-babaların biz öğretmenlerin de katkılarıyla daha zevkli geçecekken, geçmiyor neden? Hoşa giden, huzur bulunulan bir okul değil de neden tahammül edilmesi, katlanılması gereken bir okula dönüşüyor? O küçük bedenleri, küçük kalpleri neden koca koca yüklerin altına sokuyoruz, eziyoruz onları şimdiden, neden?
Zamanında karşı çıkamadığımız bizi kendine benzeten, bizi bir kalıba sokan ve bu düzenin kendine köle olan bireyler istediğini ne çabuk unuttunuz? Yoksa siz bu köleleştirme sürecinden başarıyla geçtiğiniz için aynı şeyi çocuklarınıza da reva mı görüyorsunuz? Çocuğunuzun gittiği okul onun çocukluğunun, çocuk olmasının farkında mı? Arkadaşlığı, paylaşmayı, neşeyi ona yaşatabiliyor mu? Bu sistemin başındakiler çocuklarımızın özgürce düşünmesini, sorup-sorgulamasını istemiyorlar. Çünkü böyle bir gençliği ileride yönetmek güç olabilir, düşünen insanları, hayallerinin peşinde giden insanları yönetmek güçtür. Bizi yönetenler istiyorlar ki sadece kendileri düşünsün, onlar en doğruyu bilir! Biz de koyun sürüsü gibi peşlerinden gidelim!
Ey anne-babalar; gazete sayfalarında, TV ekranlarında şimdilerde bol bol gördüğün 'ne olacak bu eğitimin hali üzerine nutuk çekmeleri inanmayın, tek yaptıkları iş budur, buradan geçinirler. Çünkü eğitim bizim istediğimiz gibi düzelirse, çocuklarımızın geleceği daha özgür olursa, iki de bir ne olacak bu eğitimin hali deyip duranlar işsiz kalır, çocuklarımızda onların arasına girmekten vazgeçer ve işte asıl devrim o zaman başlar. Eğer bizler neyin bizi engellediğini, boyun eğdirdiğinin farkına varırsak çocuklarımızın özgür, mutlu, neşeli geleceği için adım atmış oluruz.
''Eğitim kişiliğin gelişmesine yardım eden ve onu esas alan, çocuğu yetişkin hayatına hazırlayan, onu ilerde mutlu olmasını sağlayacak bilgi-beceri ve davranışlar elde etmesini sağlayacak bir süreçtir'' . Bu tür tanımlar yasalarda, yönetmeliklerde, genelgelerde yazar, tekrar edilir. Okullar açılırken kapanırken hatırlatılır yani bildik seremoni tekrar edilir.
Eee şimdi biz de soralım: Türkiye’deki eğitimden sorumlu kurumlar, kişiler, yasalara koydukları bu tanıma uygun sağlıklı toplum oluşturma, toplumu çağın gereklerine göre yenileme yolunda görevler üstlenecek ve bu görevleri yerine getirebilecek bireyler yetiştirebiliyor mu?
Demlenmiş Sözler...
Kitaplar,
Elime aldığımda
yeniydiniz
sizi eskittim
beni yenilediniz. (Nermi Uygur)
- 12 Eylül’ün 45. Yılında, Milas 78'liler etkinliğinde, niye örgütlü kitlesel CHP katılımı yoktu?
- Bu İnsanlar Nerede Yetişti?
- Atı neden yalnız bıraktın, baba!
- Eylül Basmış Ruhumu
- Suçıkan‘da Susuz Kalmak!
- Doğamızı mahveden, şirketlerin kazanma hırsıdır
- İhtiyaçlar sıralamamızı kim belirliyor?
- Umut Devrimcidir!
- Kork Benim Açlığımdan!
- Hayatı şiirle sevmek!
- Ya Yaşamdan Yana ya da Şirketin Bizi Zehirlemesinden Yana Olacağız; Bunun Ortası Yok!
- Akbelen'de 'Egemenlik kayıtsız şartsız' kimindi?