-
Hüsnü TEVŞİ / Farkındalık Defteri
Tarih: 29-08-2026 12:49:00
Güncelleme: 29-08-2026 12:49:00
Dost sohpetinden kalanlar.
Hüsnü Tevşi:
Ahmet Bey, insanı insan yapan nedir sizce? Bilgi mi, makam mı, para mı, güç mü?
Ahmet Özger:
Bence insanı insan yapan, sahip olduklarından önce ahlakıdır. Çünkü insanın gerçek zenginliği cebindekiler değil, gönlündekilerdir.
Bir insan çok şey bilebilir ama bildiğiyle kibirleniyorsa, bilgisi onu yüceltmez. Çok zengin olabilir ama paylaşmayı bilmiyorsa zenginliği sadece kendisine yük olur. Büyük makamlara gelebilir ama karşısındaki insanı küçümsüyorsa makamı onun insanlığını büyütmez.
Ben insanın değerini, gücü elindeyken güçsüze nasıl davrandığıyla ölçerim.
Çünkü insanın gerçek karakteri, kendisinden aşağıda gördüğü insanlara karşı davranışında ortaya çıkar.
Hüsnü Tevşi:
Gönül gözüyle görmek dediğiniz şey nedir?
Ahmet Özger:
Göz herkesde var ama herkes göremez.
Gözle baktığınızda insanın kıyafetini, makamını, parasını, kusurunu görürsünüz. Ama gönül gözüyle baktığınızda insanı görürsünüz.
Gönül gözüyle görmek; bir insanın söylediği sözün arkasındaki acıyı anlayabilmektir. Suskunluğunun sebebini merak edebilmektir. Hatasının arkasındaki hikâyeyi düşünmektir.
Bazen karşımızdaki insanın davranışını yargılamadan önce kendimize şu soruyu sormalıyız:
“Acaba ben onun yaşadıklarını yaşasaydım, ben nasıl davranırdım?”
İşte bunun adı empatidir.
Empati, insanı haklı çıkarmak değildir. Empati, insanı anlamaya çalışmaktır.
Hüsnü Tevşi:
Peki şefkat?
Ahmet Özger:
Şefkat, insanın karşısındaki kişinin eksikliğini değil, insanlığını görebilmesidir.
Bence kötülükleri görmede gece gibi, iyilikleri görmede ise gündüz gibi olmalıyız.
Bize yapılan iyilikleri unutmamalıyız. Ama bize yapılan kötülükleri büyütüp ömrümüz boyunca taşımamalıyız.
Çünkü kötülüğü sürekli hatırlamak, bazen kötülüğü yapan kişiden çok bizi yorar.
İyiliği unutmak nankörlüktür; kötülüğü büyütüp taşımak ise insanın kendi gönlüne yük olur.
Ben mümkün olduğunca iyilikleri hatırlamaktan, kötülükleri ise affedebilmekten yanayım.
Hüsnü Tevşi:
Günümüzde gösteriş çok arttı. İnsanlar yaptıkları iyiliği bile göstermeyi tercih ediyor. Siz ne düşünüyorsunuz?
Ahmet Özger:
Gerçek iyilik biraz da kimsenin görmediği yerde iyilik yapabilmektir.
Bir iyiliği herkes görsün diye yapıyorsanız, orada iyilikle gösteriş arasındaki çizgi incelmeye başlar.
Ben gösterişten uzak durmayı önemli buluyorum.
Çünkü insanın yaptığı iyiliği herkes bilmek zorunda değil.
Hatta bazı güzelliklerin sadece Allah ile kul arasında kalması daha güzeldir.
İnsanların alkışına muhtaç hale gelirsek, yaptığımız iyiliğin değerini de insanların alkışına bağlamış oluruz.
Oysa gerçek ahlak, kimse görmese de doğru olanı yapabilmektir.
Hüsnü Tevşi:
Güzel ahlak sizin için ne ifade ediyor?
Ahmet Özger:
Güzel ahlak, sadece güzel söz söylemek değildir.
Güzel ahlak; öfkeliyken kendini tutabilmektir.
Gücün varken ezmemektir.
Haksızlığa uğradığında bile haksızlık yapmamaktır.
Bir insanın sırrını emaneti bilip korumaktır.
Verdiğin sözün arkasında durmaktır.
Kimsenin olmadığı yerde de dürüst olmaktır.
Ve en önemlisi, kendine yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına yapmamaktır.
Bence güzel ahlak, insanın karakterinin aynasıdır.
Hüsnü Tevşi:
Dürüstlük konusunda sizin için vazgeçilmez bir ölçü var mı?
Ahmet Özger:
Var.
Ben bunu çok net ifade ediyorum:
Nokta kadar menfaat için virgül kadar eğilmemek gerekir.
İnsan menfaat uğruna eğilmeye başladığında, bir süre sonra neye eğildiğini unutuyor.
Bugün küçük bir menfaat için taviz veriyorsunuz, yarın daha büyüğünü istiyorlar. Sonra bir bakıyorsunuz ki kendi doğrularınızdan uzaklaşmışsınız.
Benim için insanın sahip olabileceği en büyük servet, dik durabileceği bir karakterdir.
Para kaybedilebilir.
Makam kaybedilebilir.
İtibar bile zaman zaman yara alabilir.
Ama insanın kendisine olan saygısını kaybetmesi çok daha ağırdır.
Hüsnü Tevşi:
Merhamet, sevgi ve saygı bu anlayışın neresinde?
Ahmet Özger:
Tam merkezinde.
Sevgi yoksa insan ilişkileri kurur.
Saygı yoksa sevgi bile zamanla anlamını kaybeder.
Merhamet yoksa insanlık eksilir.
Bence bunların üçü birlikte olmalı.
Seveceğiz ama sahiplenmeyeceğiz.
Saygı duyacağız ama korkmayacağız.
Merhamet edeceğiz ama adaletten vazgeçmeyeceğiz.
Çünkü merhamet, adaletin düşmanı değil; adaletin insan yüzüdür.
Bir toplumda insanlar birbirine sadece hakları olduğu için değil, insan oldukları için saygı gösteriyorsa o toplum gerçekten gelişmiştir.
Hüsnü Tevşi:
Son olarak gençlere ve topluma söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Ahmet Özger:
Var.
Hayatta ne kadar yükselirseniz yükselin, insanlığınızdan aşağı inmeyin.
Çok şey öğrenin ama öğrendikleriniz sizi kibirli değil, mütevazı yapsın.
Çok kazanın ama paylaşmayı unutmayın.
Güç sahibi olun ama gücünüzü başkalarını ezmek için kullanmayın.
İnsanları görünüşleriyle değil, gönülleriyle değerlendirin.
Ve mümkün olduğunca gönül gözüyle bakın.
Çünkü göz bazen kusuru görür, gönül ise mazereti.
Göz bazen ayrılığı görür, gönül bağı görür.
Göz bazen düşmanı görür, gönül insanı görür.
Belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey budur:
Daha çok görmek değil, daha doğru görmek.
Daha çok konuşmak değil, daha çok anlamak.
Daha çok sahip olmak değil, daha çok paylaşmak.
Daha çok görünmek değil, daha çok insan olmak.
Çünkü hayatın sonunda geriye ne kadar kazandığımızdan çok, kaç gönülde güzel bir iz bıraktığımız kalacaktır.
Ve ben inanıyorum ki insanın gerçek makamı, oturduğu koltuk değil; insanların gönlündeki yeridir.
- Söylem Başka, Gerçek Başka: Sosyal Demokratların Sınavı
- Sadakadan Sınıfsal Dayanışmaya: Türkiye’de Engelli Sorununa Enternasyonalist Bir Bakış
- Yeni Siyasi Başlangıçların Güzelliği
- Milâs ve Belediyecilikle İmtihanı
- "BU YAZIYA BAŞLIK YOK"
- Türkiye Nereye Gidiyor?
- Kalabalığın İçinde Yalnız Olmak
- Türkiye Gündemi: 7 Günde 40 Mevsim
- Görünmeyen Annelerimize...
- Engelliler İçin Güncel Yasal Düzenlemeler ve Yaşamlarına kattıkları
- 5393 Sayılı Belediye Kanunu’nun Engellilere Yönelik Düzenlemeleri Üzerine.
- Engelliler Haklarını Nasıl Savunabilir?