beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan sefaköy escort beylikdüzü escort seks hikayesi sex hikayesi beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bahçeşehir escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort alanya escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort kıbrıs escort kıbrıs escort

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Kalabalığın İçinde Yalnız Olmak

Türkiye’de engelli olmak, bazen bir bedenin değil; bir toplumun eksik bıraktığı vicdanın yükünü taşımaktır.

Asıl acı, yürüyememek değildir belki…

Asıl acı; kaldırımı olmayan sokaklarda, rampası yapılmamış binalarda, “idare et” denilen hayatlarda görünmez bırakılmaktır.

Bir engelli sabah evden çıkarken sadece hava durumuna bakmaz.

“Bugün kaç kişi bana acıyarak bakacak?” diye düşünür.

“Otobüse binebilecek miyim?”

“Bir kamu kurumunda saatlerce bekletilecek miyim?”

“İnsan yerine konulacak mıyım?”

Türkiye’de engelli olmak, çoğu zaman sürekli açıklama yapmak zorunda kalmaktır.

Neden yavaş yürüdüğünü…

Neden yardım istemediğini…

Neden yardım istediğini…

Neden farklı olduğunu…

Bazıları için birkaç basamak sadece birkaç basamaktır.

Ama bazıları için o basamaklar; hayata katılmanın önüne çekilmiş görünmez duvarlardır.

Bir kafeye girememek, bir konsere katılamamak, bir işe alınmamak…

Sonra da “topluma karışmıyorlar” denmesi.

En ağırı da şudur belki:

İnsanların seni önce “engelli” olarak görmesi.

Bir insan, bir hayal, bir karakter değil…

Sadece bir eksiklik gibi.

Oysa engelli bireylerin çoğu, herkesten daha fazla mücadele eder hayatta.

Bir yere varabilmek için iki kat enerji harcar, üç kat sabır gösterir.

Ama yine de en çok onların sesi duyulmaz.

Türkiye’de engelli olmak; bazen kalabalığın ortasında yapayalnız kalmaktır.

Ve insanın canını en çok acıtan şey, bedenindeki eksiklik değil; toplumun merhameti bile adaletin yerine koymasıdır.

Bu yazı 791 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum