-
Hüsnü TEVŞİ / Farkındalık Defteri
Tarih: 16-08-2026 00:45:00
Güncelleme: 16-08-2026 00:45:00
Türkiye’de engelli bireylerin yaşadığı sorunlar, genellikle "3 Aralık Dünya Engelliler Günü" gibi belirli takvim yapraklarına sıkıştırılan, bolca hamaset ve "hepimiz birer engelli adayıyız" gibi altı boş sloganlarla geçiştirilen bir konudur. Toplumun genelinde ve ana akım siyasette engellilik; acınacak, yardım edilecek, tekerlekli sandalye bağışlanarak vicdan rahatlatılacak bir *"kader"* veya *"yardım"* meselesi olarak görülür.
Oysa enternasyonalist bir bakış açısı, bu "sadaka kültürünü" elinin tersiyle iter. Enternasyonalizm, meseleyi bireylerin fiziksel veya zihinsel durumlarından çıkarıp, sistemi ve o sistemin yarattığı eşitsizlikleri hedef tahtasına oturtur. Peki, bu evrensel ve eşitlikçi perspektifle Türkiye’deki engelli sorunu nasıl çözülür?
1. Yardım Temelli Değil, Hak Temelli Bir Sistem Kurmak
Enternasyonalist yaklaşımın ilk adımı, engelliliği bir "lütuf" veya "hayırseverlik" alanı olmaktan çıkarmaktır.
*Evrensel Standartlar:* Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi gibi küresel metinler, Türkiye’de sadece kağıt üzerinde birer imza olmaktan çıkarılmalı, iç hukukun ve günlük yaşamın tavizsiz bir parçası haline getirilmelidir.
*Vatandaşlık Bilinci:* Engelli bireyin sokağa çıkabilmesi, otobüse binebilmesi veya eğitim alabilmesi bir belediye başkanının "iyiliği" değil, devletin sağlamak zorunda olduğu evrensel bir haktır. Enternasyonalist siyaset, engellilere lütfedilen yardımları değil, gasp edilen hakların iadesini savunur.
2. Engellilik Sınıfsal Bir Meseledir: Emeğin Özgürleşmesi
Gerçek bir enternasyonalist, dünyadaki adaletsizliklerin temelinde ekonomik sömürünün yattığını bilir. Türkiye’de engellilik, doğrudan doğruya yoksullukla ve sınıfsal eşitsizlikle iç içedir. Zengin bir ailenin engelli çocuğu ile asgari ücretli bir ailenin engelli çocuğu aynı Türkiye’de yaşamaz.
*İstihdam ve Kota Sorunu:* Kapitalist sistem, en yüksek karı elde etmek için en "verimli" (sağlam) bedeni sömürmek ister. Türkiye’de kamu ve özel sektördeki engelli kotalarının boş bırakılması veya engellilerin sadece vitrinlik, düşük ücretli ve vasıfsız işlere mahkum edilmesi bu yüzdendir. Çözüm, engellilerin üretime eşit ve onurlu bir şekilde katılmasını sağlayacak çalışma koşullarının, sendikal haklarla güvence altına alınmasıdır.
*Medikal Tekellerin Kırılması:* İşitme cihazlarından protezlere, ortopedik yataklardan tekerlekli sandalyelere kadar tüm hayati ihtiyaçlar, küresel medikal şirketlerin kar hırsına terk edilmiştir. Döviz kuruna bağlı olarak erişilemez hale gelen bu cihazlar, enternasyonalist bir düzende "meta" (ticari mal) değil, ücretsiz ve kaliteli sağlık hizmetinin bir parçası olarak devlet tarafından karşılanmalıdır.
3. Kar İçin Değil, İnsan İçin Şehirler (Mekansal Adalet)
Türkiye’de şehirler; arabalar, rant ve müteahhitler için tasarlanır; insanlar için değil. Kaldırımlar dar, binalar erişilemez, toplu taşıma araçları ise birer çilehanedir.
* *Erişilebilirlik Bir Lüks Değildir:* Enternasyonalist bakış, kentsel mekanı sermayenin değil, tüm yurttaşların ortak kullanım alanı olarak görür. Sadece vitrin projelerde değil, Türkiye’nin en ücra mahallesinden metropollerine kadar "evrensel tasarım" (herkes için erişilebilir) ilkeleri zorunlu kılınmalıdır. Rant uğruna engelliyi eve hapseden bu mimari şiddete son verilmelidir.
4. Küresel Dayanışma ve "Sağlamcı" İdeolojiyle Mücadele
Sistemin dayattığı "sağlamcılık" (ableism) ideolojisi, bedeni ve zihni normlara uymayan herkesi dışlar. Bu sadece Türkiye'nin değil, tüm dünyanın sorunudur.
* Enternasyonalist kişi, Türkiye'deki engelli hareketini, dünyadaki diğer ayrımcılık karşıtı mücadelelerin (işçi hakları, kadın hakları, ekoloji mücadeleleri) doğal bir müttefiki olarak konumlandırır.
* Engelli bireylerin kendi kaderlerini tayin etme hakkını savunur. "Onlar için, onlara rağmen" karar alan bürokratik yapılara karşı, "Bizimle ilgili hiçbir karar, biz olmadan alınamaz" ilkesini yerleştirir.
Sonuç olarak köklü bir sistem eleştirisi şart
Enternasyonalist bir bakış açısıyla Türkiye'deki engelli sorunu; kaldırıma bir rampa yapmakla veya yılda bir gün mavi kapak toplamakla çözülemez. Bu sorun, insanı bir "maliyet" veya "defolu üretim" olarak gören vahşi kapitalist sistemle ve onun yerel uzantılarıyla yüzleşmeden aşılamaz.
Çözüm; engellilerin acınacak özneler değil, eşit, üreten ve hak talep eden yurttaşlar olarak kabul edildiği; şehirlerin rant için değil insan onuruna yakışır şekilde inşa edildiği ve en önemlisi *sınıfsal dayanışmanın* sınırları aşarak gerçek bir güce dönüştüğü bir toplumsal yapıyı inşa etmekten geçer.
- Söylem Başka, Gerçek Başka: Sosyal Demokratların Sınavı
- GÖNÜL GÖZÜYLE GÖRMEK, İNSAN OLMANIN EN BÜYÜK ŞARTIDIR
- Yeni Siyasi Başlangıçların Güzelliği
- Milâs ve Belediyecilikle İmtihanı
- "BU YAZIYA BAŞLIK YOK"
- Türkiye Nereye Gidiyor?
- Kalabalığın İçinde Yalnız Olmak
- Türkiye Gündemi: 7 Günde 40 Mevsim
- Görünmeyen Annelerimize...
- Engelliler İçin Güncel Yasal Düzenlemeler ve Yaşamlarına kattıkları
- 5393 Sayılı Belediye Kanunu’nun Engellilere Yönelik Düzenlemeleri Üzerine.
- Engelliler Haklarını Nasıl Savunabilir?