beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan sefaköy escort beylikdüzü escort seks hikayesi sex hikayesi beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bahçeşehir escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort alanya escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort kıbrıs escort kıbrıs escort

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

HAKARET DAVALARI

Cinayet işlemek, sıradan olmaya başladı. Hemen her gün bir cinayet haberi ile uyanıyoruz. İş cinayetleri, trafikte yol vermedin cinayetleri, namus temizleme cinayetleri, bana niye öyle baktın cinayetleri eksik olmuyor. Hemen hemen her gün bir kadın cinayete kurban gidiyor. Milletvekili bile bıçaklı saldırıya uğruyor ve hastanede ölüm kalım mücadelesi veriyor. Hoşgörü, nezaket, sevgi ve saygı yerini öfkeye, kine bırakmış durumda. Sokaklarda kimi görsen burnundan soluyor. Herkes birbirine hakaret üstüne hakaret ediyor. Hoşgörü, sevgi ve saygı hak getire. Cumhurbaşkanı da bundan nasibini alıyor. Kendisine hakaret edenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Belki de Dünyada en çok hakaret edilen Cumhurbaşkanı bizde. Savcılarımız hiç kaçırmıyor, pankart açan, sosyal medyada mesaj atan bir gence bile derhal Cumhurbaşkanına hakaret davası açıp cezalandırma yoluna gidiyor. Bu gibi davaların sayısında rekor kırılmış durumda. Bazıları üç yüz bin, bazıları da dört yüz bin olarak hesaplıyor. Hem yürütmenin başı olacaksınız, hem de bir Partinin genel başkanı. İşinize geldiğinde Parti Başkanı, Yürütmenin başı, gelmediğinde ise Cumhurbaşkanı. 

Bu hakaret davaları gündeme geldikçe hep Rahmetli Süleyman Demirel geliyor aklıma. Antalya da vatandaşın biri Kahvehanede kendisine sövüp sayıyor. Birisi de Savcılığa suç duyurusunda bulunuyor. Savcı da Demirel’e hakaret davası açıp, vatandaşı tutuklatıyor. Sonra da Demirel’e davacı mısın diye soruyor. Bunu öğrenen Demirel, avukatını yanına çağırıyor ve “Git bu adamı hapisten çıkart. Bizim haberimiz olmadan bu adamın nasırına basmış olmalıyız ki bize sövmüş saymış” diyor. İşte siyasetçi böylesine hoşgörülü olmalı. Her türlü eleştiriye, övgüye, sövgüye katlanmalı. Maalesef böyle bir siyasetçiye yirmi beş yıldır hasretiz. 

Devlet, halkın bu öfkesini, bu hıncını, sevgiye ve hoşgörüye bırakması için hiç bir çaba sarf etmiyor. İşini gücünü bir yana bırakmış Çerçeve yasayla yatıp, Çerçeve yasayla kalkıyor. Şimdi sırada İzleme Kurulu var. BOP projesini gerçekleştirmek için büyük gayret içinde. Halkın geçim sıkıntısı, pahalılık, açlık, yokluk, gençlerin geleceği, Eğitim, üretim, istihdam, Emekliler, Gaziler, Madenciler hiç umurlarında değil. Emperyalistlerin dümen suyuna kapılmış gidiyorlar. İki dertleri var, birincisi oturdukları koltuğu ölene dek korumak, ikincisi de halkın cebindeki son kuruşu da alabilmek için vergi üstüne vergi koymak. Sadece bir defaya mahsus deyip Deprem vergisi koyuyorlar, yirmi yedi senedir üstüne yatıp, almaya devam ediyorlar. Bir malın değerinin neredeyse iki katı vergi alıyorlar. Halkın refahını, mutluğunu, kardeşliğini, sıkıntısını, huzurunu sağlamayı hiç düşünmüyorlar. Otoyol yapıyor, köprü yapıyor, tünel yapıyoruz diye övünüp hava atıyorlar. Bunu da, Halkın rahat gelip gitmesi için değil para kazanmak için yapıyorlar. Pahalılıktan ve açlıktan bunalmış halk da birbirine sarıyor. Her önüne gelen bir şeyler söylüyor ya Cumhurbaşkanına hakaret oluyor ya da vatandaşı kin ve nefrete teşvik suçu işliyor. 

Bana göre, Yürütmenin başı olarak her tür eleştiriye, her harekete, her söze tahammül etmeli. Savcılar da Kraldan çok, Kralcı olmamalı. 

Bu yazı 168 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum