beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan sefaköy escort beylikdüzü escort seks hikayesi sex hikayesi beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bahçeşehir escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort alanya escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort kıbrıs escort kıbrıs escort

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Karıncanın Kardeşi Olmak

Zor bir haftaydı benim için.

Oğlumun annesi, benim yol arkadaşım Bahar, yaşadığı talihsiz bir kalça kırığı nedeniyle hiç beklemediğimiz bir anda bizi bırakıp uçmağa vardı.

Bizim öykümüz yarım kaldı.

Başta Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel ve ABB Başkanı Mansur Yavaş olmak üzere taziye için gelenlerle boğazımdaki düğümleri temizleme uğraşı verirken telefonum çaldı.

Taziye için arandığımı düşündüm; öyle değilmiş.

“Hakkında şikayet var, ifadene başvurulacak” dedi telefondaki ses.

Durumu anlattım; gün ve saat konusunda anlaştık. O gün ifade vermek için gittim.

KİŞİLERLE İŞİMİZ OLMAZ, BİZİM İLKELERİMİZ VARDIR

İddia şu:

Parti binasına zarar vermek; zorunlu evrakları teslim etmemek…

Elbette iddialar, tümüyle asılsızdı.

Bilineni tekrar etmek anlamına gelse de kısa bir süreç hatırlatmasına ihtiyaç olduğuna inanıyorum. Eskilerin dediği gibi “et tekraru ahsen velev kane yüzseksen”.

Seçilmiş Ankara İl Yönetimi olarak gerekçesiz bir biçimde görevden alınmıştık. Doğal olarak tepki verdik. Karar, haksız ve hukuksuzdu çünkü.

Evrensel hukukun ilkelerine ve parti iç hukukuna aykırıydı görevden alınmamız. Biz de, kamuoyunu haklı tepkimiz doğrusunda bilgilendirmek için il binamızı terk etmedik. Karara tepki o kadar yoğundu ki il binamız günlerce dolup taştı.

Karşı çıktığımız hukuksuzluktu. Kişilerle işimiz olmaz bizim; bizim ilkelerimiz vardır. O ilkelerle siyaset yapar, o ilkelerin ışığında yaşarız. Konjonktürel değildir tavrımız; rüzgara göre yön belirlemeyiz.

Bu süre içinde başta gençler olmak üzere herkese bulunduğumuz binanın baba evimizi simgelediğini; dolayısıyla gözümüz gibi bakmak gerektiğini anlattık. Çoğunluğu pırıl pırıl genç kardeşlerimden ve kadın yoldaşlarımdan oluşan kalabalık, her gün titizlikle açtıkları binamızı gece yarılarına kadar gözü gibi korudu.

İl binasında bulunuş gerekçemiz kamuoyunda gerekli desteği alıp, maksat hasıl olduktan sonra “derdimiz bina değil, biz hukukumuzu korumak için mücadele ediyoruz” diyerek, ertesi gün, tadilatı bitmekte olan il binamıza gideceğimizi kamuoyuyla paylaştık.

Araçlar, hesaplar, karar ve kayıt defteriyse bir tutanakla iletilmişti kendilerine.

İl binasından çıkacağımızı duymuş olacaklar ki 33 gün sonra bir gece yarısı gece bekçileriyle birlikte gelip binanın kilidini değiştirip girmişlerdi. O ana kadar büyük bir özenle sahiplendiğimiz binanın o andan itibaren sorumluluğunun onlarda olduğuna ilişkin karakolda tutanak da tutuldu.

PARTİLER AMAÇ DEĞİL, ARAÇTIR

Pek çok insan gibi benim de boğazım düğümlenerek ayrılmak zorunda kaldım “baba evinden”.

Kolay değildi, insanın baba evinden dışarı atılması… Üstüne üstlük ülkenin bu hale gelmesinin baş müsebbibi iktidar partisiyle sürecin başlangıcında ortak görüntü vermesini de içime sindiremedim.

Artık tek ortak noktamız, resmi üyelikti; o bağı da kendim koparmak zorunda kaldım.

Sürecin magazini böyle; gelelim işin aslına…

Siyaset bir macera değildir; siyasi partiler de mücadelenin amacı değil aracıdır. Hiçbir parti, eski yahut yeni, fetişleştirilemez. Bizim omuz verdiğimiz partinin hedefi, özgürlükçü, demokratik, laik, herkesin kendisini güvende hissedebileceği, kimsenin inancından, etnisitesinden, cinsiyetinden ötürü ayrımcılık görmediği bir düzeni kurmaktır.

Bir maniveladır parti; zorlu tarihsel süreçleri kolaylaştırmak, mücadeleyi başarıya ulaştırmak için kurulurlar.

Milliyetçi-muhafazakar, liberal sağ partilerin kendisini amaç yerine koyması; “amaca giden her yolu mübah sayması” anlaşılabilir. Sonuç alıyorlar diye sol, sosyal demokrat partilerin misyonlarını unutup sağ siyasetin yöntemlerini benimsemeleri; kendilerini, üstlendikleri misyonun yerine koymaları anlaşılamaz.

Ne yazık ki kendisin sol, sosyal demokrat olarak tanımlayan partiler, üstlendikleri misyonu unutmuş; iktidara giden yolda birer araç olması gereken partiler, birer amaca dönüştürülmüş durumdadır. Dönüştürenler, örgütlü kötücül güçlerdir.

Kimdir, örgütlü kötücül güçler?

Halkın çıkar ve beklentilerini gerçekleştirmek için yola çıkan partileri ele geçirip, kendileri için korunaklı alanlar oluşturan bir grup azınlıktır. Onlardır, mücadele sürecine omuz vermek için gelenleri partinin kapısından geri püskürtenler. Son tecrübemizde gösterdi ki her sıradan partili, partisine yönelik haksız ve hukuksuz operasyonlara karşı mücadele ederken, o kötücül güçler, “söz sahibi yetkililer”e yönelik lobi faaliyeti yürütüp, kendi alanlarını genişletmek için uğraş vermişlerdi. Ne yazık ki sonuç da aldılar.

Bir Anadolu Türkmen sözünde denildiği gibi, “ekmede yok, biçmede yok; yemede ortak Osmanlı” sözü, bir kez daha vücut bulmuştu.

Kastettiğim, “hizip” değildir; hizipsiz parti, tek adam partisidir. Örgütlü kötücül güçler, “hizip” değildir; hiziplerin bir politik duruşları vardır ve o duruşu iktidar yapmak için mücadele verirler. Bunlar, partinin başında kim olursa olsun, “bukalemun” gibi kendisini ona uyduran, kendi konforlu alanlarını korumak için ilkesiz, duruşsuz olan aparatçiklerdir.

YENİ PARTİ, ADI GİBİ YENİ OLMALIDIR

Gelelim bugüne…

Yeni Parti, böyle bir sürecin sonucunda doğdu. Bu anlamıyla herhangi bir parti olmaması; her anlamıyla “yeni” olması dileğimdir. Zaten Genel Başkan Özgür Özel de, bu tehlikeyi gördüğü için örgütsel süreçlerin temelinin mahalle örgütlenmeleri olduğunu; mahallelerde meclisler kurulacağını ve ilçe, il ve genel başkanı bütün üyelerin katılımıyla seçecek bir sistem kuracaklarını açıkladı.

Toplumu heyecanlandıran da budur. Bugüne kadar siyasete ilgisiz kalanların Yeni Parti aracılığıyla siyasete katılmaları da bu sürecin sonucundadır. Şu andan itibaren, sorun, Özgür Özel’in dile getirdiği ilkesel duruşlara sahip çıkmak; “bukalemun” konumundakilere karşı uyanık durmak ve siyaseti ilkeler ışığında yapabilmektir.

İlçe ve il kongrelerinin başladığı bugünlerde, eski partiden getirilen “köylü kurnazlığı” alışkanlığıyla, “genel başkan beni destekliyor” açıklamalarına pirim vermeden aşağıdan yukarıya doğru örgütlenmek, zorunluluktur. Herkes, sadece üyeleri ikna etmek üzerine bir manifesto hazırlamalı; kendisine görev verilmesi halinde, görev süresince neler yapacağını kamuoyuyla paylaşmalıdır. Üyeler de, bir ilkeler bütünü olan o manifestolar üzerinden adayı değerlendirmelidir.

Hiç kuşkusuz, Genel Başkan Özgür Özel’in, bütün adaylar karşısında eşit mesafede duracağını açıklaması da, bu sürecin sağlıklı yürümesi açısından elzemdir. Karıncanın kardeşi olmak, bunu gerektirir.

Bu yazı 150 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum