beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan sefaköy escort beylikdüzü escort seks hikayesi sex hikayesi beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bahçeşehir escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort alanya escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort kıbrıs escort kıbrıs escort

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Yeni Parti: Neden İhtiyaç?

Butlan kararının verildiği günleri hatırlıyor musunuz?

Karar açıklandığında, herkes, butlanın iktidara doğru yürümekte olan CHP’yi engellemeye yönelik bir adım olduğu konusunda hemfikirdi. Dönemin CHP Genel Başkanı Özgür Özel de, butlan kararının “demokrasiye darbe” olduğunu söylemiş ve herkesi dayanışmaya çağırmıştı.

Özel, çağrısında, "Bu darbe CHP’nin meselesi değildir. Mesele milletin meselesidir! Bu akşam, ülkesini seven herkesi direnmeye, tarihi yeniden yazmaya davet ediyorum!" demişti.

Duyarlı yurttaşların desteğini almıştı bu çağrı.

Tarih, 22 Mayıs’tı; CHP Genel Merkezinin önü dolmuştu. Gene de Ankara’da her üç kişiden birinin oyunu alan bir parti için bu doluluk, yetersizdi. Alanı dolduranlar içinde elbette CHP’liler de vardı ama esas yoğunluk, sol ve sosyalist çevrelerin katılımındaydı. Çağrı, daha çok sol muhalif parti ve çevrelerde karşılık bulmuş; onlar da butlan kararına karşı demokratik siyaset yapılma ortamını savundukları için dayanışma göstermişlerdi.

Aynı şey, 24 Mayıs günü de, yani butlancıların polis eşliğinde, CHP Genel Merkezinin önüne dayandığı gün de tekrarlandı. İl, ilçe yönetimleri, kadın ve gençlik kolları mensupları dışında katılım düşüktü. O gün, il başkanları toplantısı da vardı; hatta Genel Merkezin demir kapısı, il başkanları toplantısı devam ettiği sırada kesilmişti.

O günlerde kiminle konuşursanız konuşun, olup bitenin kabul edilemez olduğunu söylediklerine tanık olurduk ama kimse o eyleme destek vermek için yerinden kalkmadı. İlginçtir; bina içindeki direniş bitip, Özgür Özel, herkesi Meclis Parkına yürümek üzere davet ettiğinde binlerce insanın kendisine eşlik ettiğini gördük.

Hem de yağmura, doluya rağmen…

Neden?

KÖTÜNÜN İYİSİ DEĞİL, İYİ OLMAK

CHP’ye verilen butlan kararına karşı oldukları halde insanlar direnişe neden destek vermemişlerdi? Hemen akabinde gerçekleşen ve Özgür Özel’in Toma’nın üzerine çıkıp görüntü verdiği yürüyüş ise neden giderek kitleselleşmişti?

Siyasetle aktif olarak uğraşanlar dahil olmak üzere sıradan seçmenler de biliyorlardı ki mevcut partileri sarıp sarmalayan mekanizmalar, kitlelerin siyaset yapmasına olanak tanımayan bir katılığa sahip. O nedenle her düzeyde ve her kurumda demokrasi isteyen geniş seçmen kitleleri, “kötünün iyisi” olarak gördüğü partilere oyunu verir ve evine geri dönerdi.

Bu kural, Deniz Baykal’ın, Kemal Kılıçdaroğlu’nun ve elbette Özgür Özel’in yönettiği CHP için de geçerli…

Genel Merkezin rızası hilafına aday olmanın mümkün olmadığını hepimiz biliyoruz. Adaylık için ısrar edenlere, “kazansan dahi görevden alırız” denildiğini de…

Ne zamanki Özgür Özel, önce Meclis Parkına yürüdü ve orada, seslendiği kitleye “siyaseti sizinle yapacağım” dedi; işte o zaman “uyuyan devi uyandırdı”. O “dev”, öyle bir uyandı ki bizim CHP Ankara İl Başkanlığı olarak yaptığımız bayramlaşma çağrısına yüzbinler katıldı. Daha önce de yaptığımız sayısız çağrıya en fazla bin kişi icabet etmişken, bu kez yüzbinlerin katılmış olmasının elbette başka bir anlamı vardı.

O anlamı, Özgür Özel’in şu sözlerinde bulabiliriz:

“Piyon deyip geçme gün gelir şah olur, şaha da fazla güvenme gün gelir mat olur. Şaha da söylüyorum, şaha güvenenlere de bu milleti küçük görmeyin, tektir, yalnızdır bu oyunda yalnızdır demeyin, gün gelir şah olur, şahlığına güvenen de gün gelir mat olur. Piyonları şah yapacağız, ayakları baş edeceğiz, kibirli olanlara yeter diyeceğiz. Bu milleti karınca görüp ezerim sanmayın, karıncanın kardeşi var.

KİTLELER, NEDEN “SEN YÜRÜ” DİYOR?

Sonrasında Özgür Özel, her nereye gittiyse arkasında binler vardı. Özel, “CHP’de kalmanın yollarını sonuna kadar zorlayacağız” dedikçe kitleler, “sen yürü, biz seninleyiz” dedi.

Ne istiyordu kitleler? Yeni bir parti mi?

Evet ama istedikleri herhangi bir parti değildi. İstedikleri, CHP’de kümelenmiş ‘kötücül’ güçlerden temizlenmiş, kendilerinin de “söz, yetki ve karar sahibi” olabilecekleri bir partidir. Kitleler, iktidar olmak istiyorlar ama ne olursa olsun iktidar olalım demiyorlar. Öyle diyenler, AKP ve MHP’nin kesişim kümesinde toplanmış bulunuyorlar. “Amaca varmak için her yol mubahtır” olarak özetlenecek bu anlayış, uzun süredir CHP’yi de etkisi altına almış; CHP’nin zihin dünyasını da kuşatmıştı. Bugün, birer birer iktidar partisinin önünde kuyruğa giren tipler, o zihinsel kuşatmanın çocuklarıdır. Dolayısıyla istedikleri herhangi bir partiyle iktidar olmak değil, her düzeyde demokrasinin hüküm sürdüğü bir parti ile iktidar olmaktır.

Mümkün mü böyle bir parti?

Elbette!

Özgür Özel de, son grup toplantısında yüksek sesle dikkat çekti ki bundan böyle YENİ Parti’yi, “örgütlü aparatçikler” değil, mahalle meclisleri aracılığıyla bütün üyeler yönetecek.

Farkındayım; YENİ Parti’nin üyeleri, “gökten gök zembille inmiyor”. Çoğunluğu CHP’den istifa edenlerle bugüne dek herhangi bir partiye üye olmayan sıradan insanların üyelik başvurusu yaptığı bir parti. Bu partide, elbette, daha önceki partisindeki kötü alışkanlıkları taşıyıp getirenler ile Genel Başkanın çağrısı üzerine heyecanlanıp üye olanlar yan yana olacak ve esasen zorlu bir süreç bundan sonra başlıyor.

Görünen, kitlelerin, kendi seslerine kulak verdiğini düşündükleri Özgür Özel’i iktidar yapacağıdır; burada sorun gözükmüyor. Asıl sorun, “kötücül güçler”in “ama/fakat/bununla birlikte” gibi mazeret belirten cümlelerin arkasına sığınıp, YENİ Parti’yi de eskilere benzetme riskine karşı duyarsız olmak; “kervan yolda düzelir” saflığına düşmektir.

Kervanın yolda düzeldiği günler, tarihin derinliklerinde kaldı. Çağımız, yaşadığımız evde, çalıştığımız işyerinde, üyesi olduğumuz sendikada, örgütlü bulunduğumuz partide ve her ne yapıyorsak orada demokratik kuralları işletenlerin çağıdır. Sözün, yetkinin ve kararın tabanda olduğu, farklı tarafların güçleri oranında yönetime girdiği yani nispi temsil sisteminin uygulandığı, geri çağırma hakkının karşılık bulduğu bir partidir ihtiyacımız ve o parti neden YENİ Parti olmasın?

Bu yazı 417 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum